Masthead header

Category Archives: didem erdiman

Doğduğumuz yer, yaşadığımız trajik olaylar ve bütün deneyimlerimiz hayata bakışımızı, umudumuzu, tavrımızı derinden etkiliyor. Bir sanatçı için ruhunun derinliklerine sakladığı her bir iz yol bulup paylaşılmak, sanat eserine dönüşmek istiyor. İşte o eser belki bir nota, belki resim belki de bir kitap oluyor. Dünyanın değişime hazırlandığı II. Dünya Savaşı yılları Bruno Schulz için de böyle […]

devamını oku »

“Korkunç bir yıl geçmişti, yeryüzünde ismi olmayan dehşetten daha yoğun duyguların yaşandığı bir yıl. Pek çok olağanüstü olay ve işaret gerçekleşmişti; Veba’nın kara kanatları uzaklara, denizin ve karanın üstüne yayılmıştı.” Salgın hastalıklar yüzyıllardır var, Poe’nun Gölge’si gibi peşimizde. Korunmak için yapmamız gereken aramıza mesafe, yüzümüze maske… Gündelik hayatımızın bir parçası haline gelen maskeler tarihin birçok […]

devamını oku »

Büyülü gerçekçilik akımıyla tanıdığımız Latin Amerika Edebiyatı son yıllarda farklı tarz ve kurgu üzerinden üretilen yapıtlarıyla kendinden daha çok söz ettirmeye başladı. Meksikalı yazar Yuri Herrera’nın Bedenlerin Göçü, Dünyanın Sonunu Önceleyen İşaretler ve Krallığın İşleri romanları Notos Kitap aracılığıyla son dönemde okurla buluştu. Herrera’nın üçlemesi Dante’nin İlahi Komedya’sına benzetiliyor. Bu romanlar her ne kadar Meksika-Amerika […]

devamını oku »

“Bilincinize getirmediğiniz her şey karşınıza kader olarak çıkar,” demiş Carl Jung. Hayatımızın belli dönemlerinde korku, endişe gibi duygulara kapılırız. Geleceğe dair duyduğumuz kaygının sebebi, bizi engelleyen dürtünün kaynağı nedir? Son dönemde kalıtsal aile travmalarının kişiliğimize etkileri ve sorunlarımızın üstesinden nasıl gelebileceğimizin yollarıyla ilgili birçok kitap yayımlandı. Genellikle bir psikiyatrın deneyimlerinden yola çıkılarak yazılan bu kitaplar […]

devamını oku »

Horacio Castellanos Moya’nın edebiyat çevreleri tarafından çok beğenilen, ancak ülkesinde hayli eleştirilere maruz kaldığı, hatta ölüm tehditleri aldığı “Tiksinti” romanı, tek bir paragraf halinde yazılmış etkileyici bir novella. “… hakaret virtüözü Thomas Bernhard üslubunda bir öfke konçertosu,” adeta. Romanın başkahramanı sanat tarihi profesörü Edgardo Vega’nın,  on sekiz yıllık sürgünün sonunda annesinin cenazesi için döndüğü ülkesindeki […]

devamını oku »

Zamanda kaybolup yaşamın içinde körleşiyor olabilir miyiz? İnsanın içinde var olan iyi ve kötü yönler hayatın akışını nasıl etkiler? Bilgi, cehalet karşısında çaresiz kalırsa neler olur? Peki, yarattığımız dünyada kabuğumuza çekilip yaşamak bizi dış dünyadan ne kadar koruyabilir? Elias Canetti, 1905 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Bulgar şehri Rusçuk’ta kökenleri İspanyol Yahudisi olan bir […]

devamını oku »

“Yaşlılıktaki iyi yönler hakkında söylenen her şey ya aptalcadır ya da yalan; örneğin yaşlılığın bilgeliği hakkında söylenenler, sanki canlı canlı çürümeden bilge olunamazmış gibi. Yavaş yavaş sağırlaşmak, körleşmek, katılaşmak, bunamak.” Çocukluğunda İkinci Dünya Savaşı’na, Berlin Duvarı’na şahit olan ve bu durumun yarattığı toplumsal sorunlardan etkilenen adını roman boyunca öğrenemediğimiz yaşlı kadın, hayatı sorgularken iç hesaplaşmalar […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r