Masthead header

Category Archives: can öktemer

Seyyahlığı ve turistliği birbirinden ayıran en önemli fark; turistler gezdikleri yeri bir an önce tüketmek ve hemen eve dönme telaşındadır, seyyahların ise böyle bir derdi yoktur. Onlar hiçbir yere aitlik hissetmeden özgürce ve zamansız bir şekilde dolaşmayı tercih ederler. Seyyahlık esasen 16. Yüzyıl başlarında yaygınlaşmıştır. Batılı seyyahların modern dünyanın keşfetmediği otantik diyarlara yaptıkları yolculuklar edebiyatın […]

devamını oku »

Hayaletler öyle de böyle şimdiye sızarlar. Onların bu yazgılarının ardında tamamlanmamış hikâyelerini nihayete erdirme arzuları vardır. Hikâyeler ancak bir bütüne tamamlanınca yaşam huzura kavuşabilir zaten. Türkiye edebiyatının nevi şahsına münhasır isimlerinden Oğuz Alplaçin namı değer Hayalet Oğuz’un da hikâyesi bu tanıma uyan cinsten. Kendisi 1950’li yılların bohem Beyoğlu atmosferinden günümüze kadar uzanan hatta sızan bir […]

devamını oku »

Uzun sürmüş bir mesai sonrası trafik hareketsiz, otobüs sıkışık, pencerenin dışındaki dünya sevimsizdi. Çarşamba pazartesiye benziyordu, salı perşembeye. Günleri birbirinden ayıran yalnızca takvim yapraklarıydı. “Pazartesi acımasız, pazartesi sıkkın, hep aynı şarkıyı söylemekten bıkkın, Salı, Çarşamba çok uzun, Salı, Çarşamba sonsuz, hiçbir işe yaramazlar sensiz” Ancak günün belirli saatlerinde kendi gibi görünebiliyordu, arta kalan zamanlarda kötü […]

devamını oku »

Maceracı bir ruhla otantik diyarlarda tuhaf ve ilgi çekici hikâyelerle harmanlamış gezginci anlatıları her dönemde insanların ilgisini çekmeye başarmıştır. Bu ilginin başlıca nedeni aşina olunmayan kültürlerle, yaşamlarla karşılaşmak farklı insan hikâyelerine tanıklık etmek olabilir. Netice itibariyle özellikle seyahat olanaklarının pek mümkün olmadığı dönemlerde seyyahların bilinmeyen coğrafyalara yaptıkları geziler, modern dünyanın kendisi gibi olmayan ülkeleri tanımalarına […]

devamını oku »

Hayatın sunduğu şartlar bazen, bize farklı rotalarda ilerlememize neden olabiliyor. Farklı rotalarda gemiyi karaya çıkarabilmenin mahareti ise hayattan ne istenildiğinden çok ne istenilmediğinin farkında olmak galiba. Sınırları, işleyişleri belirli olan bir dünyada verili kimlikleri, hayatları yaşamaktan kaçınmak özgür olabilmenin de koşullarından biri. Gelin, görün ki böyle bir özgürlüğü çok azımız elde edebiliyoruz. İşte, Mehmet Teoman […]

devamını oku »

Dünyanın hemen her yerinin fotoğraf olarak kaydedildiği günümüz dünyasında seyyahlığın önemi ve tarifi de hızla değişiyor. Gastronomi ve vasat ansiklopedik bilgi ağırlıklı turistik seyahat 21. yüzyıl insanının gezgincilik anlayışının en önemli parçası. 18. Yüzyılın seyyahlarının hemen hemen hepsinde yer alan merak duygusu ve gezilen yerlerle kurulan “yersiz-yurtsuzluğun” bağının günümüzde bir karşılığı yok gibi. Her şey […]

devamını oku »

Bundan üç yıl önce kaybettiğimiz, dünyaca ünlü şef ve gezgin Anthony Bourdain, bildiğimiz şeflere hiç benzemezdi. Kendisi şefler aleminin her daim ayrıksı tarafında dururdu. Sözünü hiç sakınmaz, ağzı bozuk, biraz bohem bir yaşam tarzına sahip ve son derce sıkı içen biriydi. Bourdain’i dünyaca üne kavuşturan CNN için yaptığı yemek ve gezi programları olmuştur. Bourdain, No […]

devamını oku »

Hayat bazen sandığımız daha karmaşık ve öngörülmez olabiliyor. Yaşam denilen şu tuhaf uğultu tüm belirsizlikleri karşımıza dikiliyor. Kontrol edemediğimiz olaylar dizgisi peşi sıra karşımıza çıkıyor. Zaman akışında sapmalar oluşuyor, yaşamla kurulan bağlar zayıflıyor. Böyle anlarda hayatla yeniden güçlü bağ kurabilmek için doğru bağlantıları kurmak gerekiyor; mekânlar, insanlar, müzikler bu bağlantıların frekans noktaları oluyor. Bahsi geçen […]

devamını oku »

Futbol bir spor dalı olduğu kadar gösteri ve temaşa halidir cüretimi maruz görün ama bazen fena halde de sanata benzer.  Estetik bir şekilde hazırlanan bir golün ya da kalecinin yapacağı bir kurtarış seyirci için iyi bir filmden çıkmışcasına mutlu edebilir. Futbolun bitmeyen cazibesi ve her kesimden bu denli ilgi görmesinin sebebi de budur bir yerde. […]

devamını oku »

Bu hayatta kimse başına ne geleceğini önceden kestiremez. Dünyanın en derli toplu, takvime göre işi yapan insan bile yarın ne olacağını hesaplayamaz. Her an her şey değişim potansiyelini taşır. En çok da zaman ve mekân, adımını attığınız bir yer sizi bambaşka bir yere sürükleyebilir. Hayatın düzeni böyledir, tüm hesaplamalara rağmen yarın bilinmezdir. Üstelik sıradan yaşamlarımız […]

devamını oku »

Modernlik ve sinema arasında kopmaz bir bağ olduğunu söylersek sanırım yanlış olmaz.  Bu tarifi şöyle açalım sinema-modernliğin şapkasından çıkmıştır bir anlamda. 18. Yüzyılda modernliğin getirisi teknolojik gelişimlere özellikle de kayıt teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak, sinema tarih sahnesinde yerini almıştır. Her şeyin bir şekilde neden sonuçlarla birbirine bağlandığı ve “yeni” olanın ertesi gün “eskiyeceği” baş döndürücü […]

devamını oku »

Etimolojik kökeni “şimdiki zaman” olan modern kelimesine ilk olarak 5. yüzyılda rastlandığı bilinmektedir. Balint Kovacs, modern teriminin ilk olarak dinler tarihinde yer aldığını ve 5. yüzyılda Hıristiyan çağını antikiteden ayırmak için kullanıldığını aktarmaktadır örneğin. Bizim bugün aşina olduğumuz haliyle modernizm esas olarak 17. Yüzyılın sonlarında başlamıştır. Fransız Devrimiyle beraber ise kurumsallaşmaya bir değerler sistemi haline […]

devamını oku »

Laurence Stern, yazdığı iki romanla modern edebiyat geleneğinin oluşumunda önemli katkılar vermiş yazarlar arasında gösterilmektedir. Yazarın klasik anlatıyı yıkan yazım anlayışı birçok edebiyat kuramcısına göre de modern edebiyat geleneğinin de oluşumunda büyük bir katkı sunmuştu. Yine birçok eleştirmen Dostoyovseki’nin Gogol’a atfettiği “hepimizin onun paltosundan” çıktık sözünü Stern için uyarlayıp, “bütün modern edebiyat Stern’in cübbesinden çıkmıştır” […]

devamını oku »

Etgar Keret çağdaş edebiyatının dünyadaki en önemli temsilcilerinin başında gelmekte. İsrailli yazarın kitapları şimdiden 30’dan fazla dile çevrilmiş durumda. Tel-Aviv doğumlu yazarın sinemayla da yakın bir ilişkisi var. Kendisinin yönetmenlik denemelerinin haricinde, Kneller’in Mutluluk Kampı adlı öyküsü geçtiğimiz yıllarda sinemaya uyarlanmıştı. Oyuncu kadrosunda Tom Waits de yer almıştı.  Keret’in kendine has oyunbaz bir dünyası var. […]

devamını oku »

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları… Turgut Uyar/Geyikli Gece                                                               […]

devamını oku »

“Ölümün kavranamaz oluşu yaşamın en büyük tutkusu.” “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.” Ölüm hayatımızın tek yıkılmaz, değişmez gerçeğidir. Hayatımızın sonlu olduğu yetmezmiş gibi, dünyada geçireceğimiz zamanın da oldukça kısıtlı ve zamanın kum tanelerinin sandığımızdan çok daha hızlı aktığı gerçeğidir. Üstelik çoğuz zaman da kötü haber bombardımanı altında yaşamaktayız. Her yüzyılda bir patlak veren dünya […]

devamını oku »

Bir varmış bir yokmuş, M.Ö. 5 binli yıllarda Mezopotamya’da Sümerler sadece geniş bir topoğrafyada uygarlıklarını inşa etmekle kalmamış aynı zamanda insanlık tarihini derinden sarsacak olan bir keşfe imza atmışlardır. Bu keşif sanılanın aksine, astronomi ya da mimarlıkla ilgili değildi; günümüzde insanların her gün litrelerce tükettiği sarı sıvı ama içtikçe keyif veren bira isimli bir içecekti. […]

devamını oku »

Sosyal medya ve onun sağladığı sınırsız bilgi, enformasyon ve şeffaflık bizi özgürleştirdi mi? Yoksa, bu özgürlük ve şeffaflık yeni bir totalitarizmin habercisi mi? Bu sorulara tek seferde, doyurucu yanıtlar verebilmek çok güç. Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri ve önemi giderek arttıkça, onun bize etkilerine dair yeni teoriler ve araştırmak da mümkün oluyor.  Dolayısıyla farklı disiplinler ya […]

devamını oku »

Ian McEwan, çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Kendisine 1998 yılında Man Booker ödülü getiren Amsterdam’da Düello,  geçtiğimiz aylarda Yapı Kredi Yayınları tarafından, Ülkem Çorapçı çevirisiyle yeniden yayımlandı. Kitap daha önce Can Yayınları’ndan yayımlandığını hatırlatalım. Yazar, kitaplarında tutkulu aşklar, saplantılar, paranoyalar, inanç ve korku gibi temalara yer vermeyi seviyor. İngiliz yazarın bu […]

devamını oku »

Alejandro Zambra, son dönem Latin Amerika edebiyatının en dikkat çeken yazarlarının arasında yer alıyor. Şilili yazar, özellikle sinemaya da uyarlanan Bonzai’yle beynelmilel bir şöhrete kavuşmuştu. Zambra’ya yönelik son zamanlarda memlekette bir ilgi söz konusu. Bonzai, Ağaçların Özel Hayatı, Belgelerim ve Soru Kitapçığı geçtiğimiz yıllarda Notos Kitap’tan yayımlanmıştı. 2013 yılında yine Notos Kitap’tan yayımlanan ve Çiğdem […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r