Masthead header

Category Archives: aytekin yılmaz

Yazmak üzerine Konuşan, derdini anlatan tip özgürleşir. Kendini tahrip eden, çöken tip ise sessiz kalan tiptir, suskun olandır; belki de bir cinayet işler. Ama konuşma olgusu sizi özgürleştirir. Benim için de yazma olgusu tam olarak budur; bir tür iç baskıyı hafifletmek, yatıştırmaktır bu. Dolayısıyla bir tedavi usulüdür. Bir yazar için kayıtsızlık ve kurtuluşa doğru ilerlemek […]

devamını oku »

Yazmak üzerine Bir yazar ya özgündür, ya da yazar değildir. Yazar, derin ve yalın bir biçimde, bizim onun kötü alışkanlığı diye adlandırdığımız yani aracılığıyla özgün olur. O denli özgündür ki, kendinin böyle olduğunun bilincine varmaz bile. Gerçekte bugün yazar olma hakkından ciddi olarak kuşku duymayan kimse yazar sayılmaz. İçinde yaşadığımız dünyanın durumunu göremeyenin o dünya […]

devamını oku »

Tersi de olabilir, edebiyatın hapishaneyle bir derdi de olabilir. Bu gerekçeden dolayı hapishanede edebi bir damar olur her dönem.  Dolayısıyla hapishane edebiyatın neresine düşer diye bir soru sorulursa tam kalbinin orta yerine düşer derim. Bunu şöyle gerekçelendiriyorum, hapse atılmış bir insan hayattan düşmüş demektir. Hani derler ya hapse düştü, aslında hapse düşmek hayattan düşmektir. Hayattan […]

devamını oku »

Son dönemlerde “Hapishane Edebiyatı” söylemi çok kullanılır olmaya başlandı. Oysa edebiyatı hapishanenin kapatılmış dar mekanlarına sığdırmak, edebiyatın amacını daraltmak olur. Geniş anlamda edebiyat, hapishane gibi sınırlı bir mekâna  sığdırılamaz. Hapishane olsa olsa edebiyat alanının sonsuz genişliğinde bir konu alanı olabilir ancak. Edebiyat, sadece hapishaneden değil, dünyadan daha büyük ve sınırsızlığı olan bir yazın alanıdır. Bırakalım […]

devamını oku »

Son yıllarda yaratıcı yazarlık atölyelerinden geçilmiyor. Bir faydası oluyor mudur, katılmadığım için bilemiyorum. Ama hapishanelerin sürekli yazar yetiştiren yazın akademisi işlevi gördüğünü biliyorum. Şöyle bir bakalım mı, kimler mezun olmuş bu hapishane akademisinden? Türkçe edebiyatın önemli yazar ve şairlerinden birçoğu hapishanelerden mezunlar. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Kerim Korcan, Enver Gökçe, Ahmet […]

devamını oku »

Hapishanede kaldığım yıllarda en çok okuduğum romanlar Rus klasikleri idi. Yoğun okumalar sonucunda “Rus Klasikleri Üzerine” adlı bir de deneme yazısı yazdım. Hapiste yazıp dışarı çıkaramadığım yazılarımdan biri de buydu. Bir başka hapishaneye sevk sırasında hapishane yönetimi el koydu. Bütün çabalarıma rağmen geri alma şansım olmadı. Şöyle dönüp geriye baktığımda hapishane günlerine dair unutamadığım anılarımdan […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r