Masthead header

Category Archives: aysunöykü

Soğuk bir rüzgâr, apartman boşluğunun ikinci katında aralık bırakılmış pencereyi sonuna kadar açıp yaşlı adamın yüzüne çarptı. Adam evinden yeni çıkmış, kapısını çekmek üzereydi. Nedensiz duraksadı. Açılan pencereden dışarı baktı. Rüzgâr yol kenarındaki erik ağacının dallarını sallıyordu. Çıplak daldan bir saksağan havalandı. Adam, paltosunun ceplerini yoklarken buldu kendini. Yakın gözlüğünü almamıştı. Salonda, masanın üstünde bıraktığı […]

devamını oku »

Gözlerimi açamıyorum, sanki bedenim tüm ağırlığını zihnime vermiş gibi. Ah! Hareket edemiyorum, ne oldu burada böyle? Gözlerimi açmaktan korkuyorum, nedir hissettiğim bu acı? Başım. Başımı da döndüremiyorum, tutulmuş sanki her yanım. Etraftan sesler geliyor, evet bir korna sesi bu, uzun uzun çalıyor. Korna sesleri uzun çaldıklarında bana hep siren sesini hatırlatır, ürküyorum. Bu düşünceler arasında […]

devamını oku »

Eve vardığımda gece yarısını çoktan geçmişti. Arabayı kapının önündeki boşluğa zar zor park ettim. Nasıl eve çıktım, kendimi yatağa attım, hiç hatırlamıyorum. Kafamda binlerce düşünce üstümü bile değiştirmeden uyumuşum. Sabah mutfaktan gelen seslerle uyandım. Yatak odamın kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülüydü ama yine de günün aydınlandığı anlaşılıyordu. Kolumdaki saatime baktım, 7.30. Tangır tungur bir şeyler […]

devamını oku »

Kar  Bu gece kar, beyaz bir battaniye olup sarıldı. Penceremden bakarken, sokak lambasının ışığında uçuşan tanelerini izledim. Bir kaçını erimeden yakaladım. Onlar anlattı, ben yazdım, ben anlattım, onlar yağdı… 7.1.19 Uyanış Söğüt ağacının, o yere sarkan dallarından birinde durmuş, sessizce geceyi izliyordu. Başını keskin hareketlerle bir sağa, bir sola çevirerek etrafı kolaçan etti. Gece kadar […]

devamını oku »

Önce tiz bir mekanik ses duyuldu, sonra otomatik kapı açıldı. Kapının arkasında bir adam, sol kolu havada, “Bu taraftan,” dedi, “beni takip edin lütfen.” Görevlinin işaret ettiği yöne doğru onun birkaç metre arkasından ilerlemeye başladım. Sağlı sollu, küçük küçük odalar. Hepsi de boş. Odaların açık kapılarının gerisinde ölüm sessizliği. Soğuk her yanımı sardı bir an. […]

devamını oku »

Zil çaldığı anda anladım yine kimin geldiğini. O kadar çok gelir olmuşlardı ki, zile kaç saniye bastıklarını, tutturdukları melodiyi ve hatta zile hangi saatler arasında bastıklarını dahi ezberlemiştim. Kapıyı açmaya annem kalkmasın diye bağırdım hemen, “ben bakıyorum.” Kapıya geldim, megafona“kim o,” diye seslendim ve cevabı beklemeden düğmeye bastım. Dış kapı açılmış oldu böylece. Altı üstü […]

devamını oku »

Gözünü açtığında yemyeşil çam dallarının arasından mavi gökyüzünü gördü. Hiç kıpırdamadan baktı bir süre. Uzaklardan öten çavuş kuşunun sesi geldi kulaklarına, sonra dalların arasından kalkan bir kuşun kanat sesleri, yaprakların hışırtısı ve en son bir bebeğin ağlama sesi. Bu dünyaya ait değildi de sanki orman cinlerinin sırf eğlence olsun diye kaçırıp kuytuluklara bıraktığı bahtı kara […]

devamını oku »

Sabaha kadar gözünü kırpmadı. Döndü durdu yatağın içinde. Çok sıcaktı; yapış yapış, nemli bir sıcak, tek bir yaprak bile kıpırdamıyordu. Azıcık esseydi geceyi gündüze çeviren bembeyaz nem bulutları dağılır, belki biraz ferahlardı. Ferahlar mıydı gerçekten? Kafasındaki soruları yanıtlayabilir miydi ferahlayınca? Yavrusunun derdine derman olamamak, eli kolu bağlı oturmak çok zordu. Bir yolu olmalıydı… Durumu öğrendiğinden […]

devamını oku »

biz bu yaşananları çok manidar bulduk eşikleri altınla bezeli sitede neler olup bittiğini merak edip durduk   O kış, bulut sitesinin üstünde yağmur hiç dinmedi. Gök yaranların sesi uğuldadı durdu kulaklarda. Çoluk, çocuk, yaşlı, genç, erkek, kadın nefesleri buhar oldu, yere yağdı göl göl. Kimse evinden çıkamadı. Dükkanlar kepenklerini açamadı. Çocuklar okula gidemedi. Erkekler lüks […]

devamını oku »

 Bir çocuk gülümsedi gözlerim kamaştı ışığından… Minicikti. Yok, laf olsun diye değil, gerçekten ufak tefekti. Bacakları ona en az üç numara büyük gelen çivit mavisi lastik çizmelerinin içinde bir çift çubuğa benziyordu.  Kemer kısmı dizlerine oturan Çingene pembesi kabanı da onu olduğundan küçük gösteriyordu. Ancak yalnızca giysileri değildi sebep. Sekiz yaşında olmasına rağmen hastalığından ötürü […]

devamını oku »

1 Üç kere çaldı telefon. Odamdan kallavi bir hareketle kalkıp, geceden kalma olduğum için baş dönmesine aldırmadan televizyon ünitesi üzerinde can çekişen telefonu elime aldım. Arayan Hayal’di. Sevgilim, sevdiğim kadın… “Alo, efendim Hayal?” Karşı taraftan gelen hışırtılı ses, içimde derin bir huzursuzluğa neden oldu. Sanki sesini bana duyurmak istemiyormuşçasına nefesini tutuyordu. Sonunda benim endişelendiğime kanaat […]

devamını oku »

1 kasım perşembe. Dün gece tam bir kâbustu. Yarı uyanık, hayatım dere gibi hızla akıp geçti gözümün önünden. Bu denli uyanık olup uyur gibi durmak da neyin nesi. Hepimiz uykusuz maskeli birer yüzle kalktık sabah. Benim aç olmam gerekiyor eşim ve kızım da yanımda olduklarını sadece birer bardak çay içerek hissettirdiler. Onları çok sevdiğimi düşündüm, […]

devamını oku »

Edebiyat Haber’e gönderilen öyküler, edebiyatımızın usta ismi Cemil Kavukçu tarafından değerlendiriliyor. Amacımız;  öykücülerin,  öyküyle kurdukları ilişkinin dönüşmesine katkıda bulunmak ve seslerinin daha fazla okura erişmesini sağlamak. Yayımlanacak öyküleri, düzenlediği atölyeler vasıtasıyla edebiyatımızın yeni yazarlar kazanmasına katkıda bulunan, usta isim Cemil Kavukçu belirleyecek. Gönderilecek öyküler daha önce başka bir yerde yayımlanmamış olmalı. Edebiyat Haber’de, salı ve perşembe günleri […]

devamını oku »

Telefondaki sesi benimle görüşmek istediğini söylüyordu, kulaklarıma inanamadım. Oysa bir küs bir barışık ne olduğunu adlandıramadığımız ilişkiyi bitirmeye kendi karar vermişti.  Karşı koyamadığım çekiminde, her istediğini yapmaya hazır olduğumun farkındaydı, belki de her an kendisine hazır olma halimden bıkmıştı. Ne çok bıkkınlıklar yaşamıştık iki kişilik bu varoluşsal çabamızın içini doldurmaya çalışırken. En sonunda o, Şanslı’yı […]

devamını oku »

Hava durumunu sunan spiker işveli ses tonuyla “Meteoroloji yetkilileri yılın ilk fırtınasının zemheri olduğunu açıkladı sayın seyirciler, fırtına takvimine göre ilk fırtına zemheri… Siyah beyaz ekranın ortasından bir iki siyah şerit kaydı art arda, ses parazitlendi aniden. Adil, masa üzerinde hanidir beklemekte olan bardağı bir dikişte bitirdi. Kaytan bıyıklarını elinin tersiyle sildi. “Açıklansa ne olur […]

devamını oku »

‘’Işığı yakma, korkuyorum.’’ dedi, ricadan çok tıslama yüklü, çocuk sesi, ‘’İnsanlar genelde karanlıktan korkar ama? ‘’ diye yanıtladı diğeri, git gide karanlığa alışan göz bebekleri büyüyordu kızın, eli elektriği lambaya hücum ettirecek anahtardaydı. Tek bir hareket ışığa boğacaktı odayı. Hep ilginç gelmişti bu ona. Adeta bir sihirbaz gibi, yukarı basınca, her yere ışık hücum ediyor, […]

devamını oku »

Hayalîler, gerçeklikten tiksindikleri için kendilerini hayal âleminde buldular. Olabildiğince az insan içine çıkıp topluma pek az karıştılar. Bu yüzden çok da bilinip tanınmadılar. Bazıları gerçeklikle uyumsuzluklarından ötürü kapatıldı. Lobotomiden antidepresanlara milyonlarca şey denendi üzerlerinde. Ancak gerçekte tıp, bir hayalîyi durduracak kadar hiçbir zaman gelişmedi.  Onlara gerçeklik olarak sunulan şey daima midelerini kaldırdı. Hakikat oydu ki hiçbir rüya […]

devamını oku »

Geçenlerde kardeşlerim, yeğenler filan toplandık, evde oturuyoruz. Bir ara baktım bizim sıpalar kafa kafaya vermişler sohbet ediyorlar. Ama ne sohbet… Kahkahaların biri bitiyor diğeri başlıyor. Biraz meraktan biraz da mevzuya dâhil olalım diye bir kulak kabartayım, dedim. Hangovur mengovur bir şey diyorlar. İlk başta anlamadım. Dinlemeye devam ederken ablamın küçük sıpasıyla göz göze geldik. Küçük […]

devamını oku »

Gözlerim kapalı, pencerenin ötesindeki gecenin kıyısında, içimdeki karanlıkla başbaşayım. Korkuyorum. Odamın kapısı sessizce aralanıyor. Siyah pelerinli bir gölge yaklaşıyor yatağımın ayakucuna ve karşıma dikiliyor. Kırmızı kanla dolmuş gözlerini yüzümde gezdirdikten sonra “Daha zamanın var” diyor karanlık ağzından çıkan fısıltılarla. Istırabıma son vereceğini sanıp umutlanmışken, beni kendimle bir hesaplaşma içerisine sokup yatağımın ayakucuna çöküveriyor. Hummalı gelişini […]

devamını oku »

“Kendinde bu hakkı nereden buluyorsun?” “Sahip olduğum hayat bana başka bir seçenek sunmuyor Güzin, direnmenin bir manası yok,” dedim yaşlarla dolu gözlerinin içine bakarak. “Yapma bunu Serkan, yalvarırım gitme!” diye haykırdı ben havaalanından içeri girerken. Cefakâr ailem yıllar boyu evimize çeşitli doktorlar, fizyoterapistler getirtti benim için ama nafileydi. Gitgide bozulan psikolojimle beraber çevremdeki insanlara da […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z