Humboldt, Goethe ve Schiller | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Yazın, İnsanlığın Bütün Renklerinde Gönlü Devindiren İçselliği Duyumsama ve Anlatılaştırma Uğraşıdır Yazınsal yapıt, yazan öznenin, dili düşünsel ve insancıl yetkinlikle sanatsallaştırmak amacıyla yaptığı bütün işlemleri kapsayan sürecin sonucudur. Yazarın özsel niteliklerinin dışa-vurumuyla, bir nesne niteliği kazanan yazınsal yapıtı okuma ya da alımlama, yazarın istencinden bağımsızdır ve yazınsal yapıtların kalıcılık kazanmasını sağlayan etkenliktir. Yazının bir başka … Read more

Goethe’nin ‘Faust II’ Yapıtında Serimlediği Filhelenizm ve Türk İmgesi | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

İngiliz şair Byron’un ölümü üzerine, 1824’te Faust II’yi yazmaya başlayan Goethe, Temmuz 1831’de sonuçlandırdığında, güncesine ‘Asıl işimi bitirdim!’ notunu düşer. Yapıtı mühürler ve ölümünden sonra yayımlanmasını ister. Goethe, anılan yapıtında Antik dönemin güzellik idesini konulaştırabilmek amacıyla, ‘Klasik Walpurgis Gecesi’ adlı şölende Antik Yunan mitoloji kahramanlarını buluşturulur. Mefisto, baygın Faust’u düşte Yunanistan’a götürür. Faust, Yunan topraklarında … Read more

Thomas Mann’ın yazarlara, yazar olmak isteyenlere öğütleri | Onur Bilge Kula

Thomas Mann’ın ayırıcı özelliği, izlekler ve kahramanların tasarımı ve dili biçemselleştirme konusunda gösterdiği özendir.  Bu yazar için yazmak, yaşamak, yaşamı derinden duyumsamak demektir. Fischer Yayınevi, Mann’ın yazmak ve yazara ilişkin yapıtları, yazıları ve söyleşilerinde dile getirdiği 13 öğüdünü bir araya getirmiştir. Türkçeleştirdiğim bu öğütlerden bazıları önemli, bazılarıysa önemsiz sayılabilir, farklı ağırlıklaştırılabilir.    Çizim: Alp İz … Read more

Hegel’e Göre, Yazmak ve Yazın Yapıt Nedir? | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Yazmak, yazanın öz-bilincini dışa vurduğu öznel bir etkenliktir. Yazma eylemi ya da etkenliği, yazan öznenin duyumsama ve tinselleştirme gücünün birliğini ve etkileşiminin bir türevidir. Söz konusu nedenle, yazılan şeyin tinsel-duyusal yetkinliği, estetik niteliği ve içeriği, yazanın duyumsama ve tinselleştirme yetisini yansıtır. Yazmak, aynı zamanda düşünsel bir ürün ve anlatım dolayımı olan dili biçimlendirme denemesidir. Dolayısıyla, … Read more

Hegel, Sanat Yapıtını Nasıl Tanımlar? | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Sanat, bir tasarımlama, kurgulama, biçimlendirme etkenliği ve edimidir. Bu nedenle de oluşumsaldır. Hegel, bu kapsamda ülkü kavramını estetik ile ilişkilendirerek ve sanat biçimlerini temel alarak, sanatın yapısal belirlenimine ilişkin ölçü koyucu önermeler geliştirmiştir. Anılan düşünür, estetiğin bu temel kavramını salt “düşüncenin duyusal görünüşü” olarak değil, aynı zamanda “düşüncenin yaşamı”, “var-oluşu” ve “canlılığı” olarak tasarımlamıştır. Hegel, … Read more

Özgürlük Kavramı ve Yazınsal Özgürlük | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Özgürlük Düşüncesi ve Gelişimi Yazınsal özgürlük, en genel anlamıyla özgürlük sorunsalıyla ilgilidir ve özgür yazın üretimini anlatır. Yazınsal özgürlük, genel özgürlük kavramının bir öğesidir. Türkiye’de genel özgürlük, dolayısıyla da yazınsal özgürlük, kısıtlayıcı hatta yasaklayıcı yaptırımlarla karşı karşıyadır. Aydınlanma felsefesinin başlıca kuramcılarından Kant, “Ebedi Barış” adlı savaş karşıtı yapıtında özgürlük kavramının iki boyutuna vurgu yapar. Kant, … Read more

Yazınsal Yorum, Alımlama ve Eleştiri | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Latince ‘interpretatio’ kavramının Türkçe karşılığı olarak kullanılan yorum, bir yazınsal metni bütünlüğü içinde anlama ve anlamlandırma denemesidir. Çoğu kez Yunanca ‘hermenia’, ‘serimleme’ kavramıyla karşılanabileceğini düşündüğüm ‘yorum’, yazınsal değerlendirimin taşıyıcı kavramıdır. Yorumlama etkinliği ve bu etkinliğini sonucu olan ‘ürün’, diyesi yorum metni anlamında yorum(lama), yazınsal metne ilişkin her türlü açıklama, serimleme ve çözümlemeyi kapsar. Dolayısıyla, yorum, … Read more

Walter Benjamin: Eleştiri, Sanat yapıtı Üzerinde Yapılan Denemedir | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Sanat, Düşünümün En Verimli Belirlenimidir Benjamin’in tanımıyla, “sanat, düşünüm dolayımının bir belirlenimdir, onun kazandığı en verimli belirlenimdir.” Sanat eleştirisi ise, bu düşünüm dolayımındaki “konu/nesne bilgisidir.” Peki, düşünüm dolayımının bir kavrayışı olarak sanat kavrayışının “sanatın idesine ve oluşturularına ve bu bilginin kuramına ilişkin önemi” veya etkisi nedir? Benjamin’in açımlaması uyarınca, romantiklerin “tikel bir nedenden yola çıkarak … Read more

Walter Benjamin: ‘Sanat Eleştirisi Kavramı’ | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Kültür eleştirisi, estetik kültürü oluşturan ve geliştiren sanat/yazın eleştirisini de kapsar. Walter Benjamin, sanat/yazın eleştirisini felsefe düzeyine taşıyan ve dizgeleştiren düşünürlerin başında gelir. Walter Benjamin (1892-1940), ‘Alman Romantizminde Sanat Eleştirisi Kavramı’[1] adlı doktora tezinin ‘Giriş’ bölümünde sanat eleştirisi kavramının “felsefe” ve “sorun tarihi” olmak üzere, iki boyutu olduğunu belirtir. Benjamin’e göre, sanat eleştirisi kavramının belirlenmesi, … Read more

Atatürk: “Yeni Türk Yazısını Ya Üç Ayda Yaparız Ya Da Hiçbir Zaman!  | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

Yeni Türk yazısına geçilmesinin en ateşli ve ilkeli savunucularının biri olan ve 27 Temmuz 1928’de Atatürk’e Dolmabahçe Sarayı’nda  ‘yeni yazı’ hakkında bilgi veren Falih Rıfkı Atay, “yeni yazının, dil sorununu da çözeceğini, yalnız Arap yazısını değil, Osmanlıcanın tasfiye edilmesini” sağlayacağını belirtir. “Biz bunları halka ve çocuklara nasıl öğretebiliriz” diyen Atatürk, Falih Rıfkı Atay’a “yeni yazının, … Read more

Hegel: Bir ulus, Anadilinden başka Bir Dilde Özgürleşemez | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

 Atatürk, ‘dil birliği’ ile ‘siyasi varlıkta birlik’ arasında dolaysız bir ilişki görür. Dilde birlik olmadan, düşünce ve ülküde birlik olamayacağını bilir. Dili, özellikle de yazı dilini, Türk halkının gereksinmelerine yanıt veren bir dizgeye kavuşturmadan, düşünsel atılım yapılamayacağını, çağdaş uygarlık dünyasıyla buluşulamayacağını derinden duyumsar. Atatürk’ün deyişiyle, Arapça ibadet edenler, “Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini” bile bilememiştir. … Read more

Dil Devrimini Hazırlayanlar Unutulmamalıdır | Prof. Dr. Onur Bilge Kula

1800’den sonra gelişmeye başlayan Türkçe bilincinin bazı öncülerini anmak gerekir. Bu öncülerden biri, 1862’de harflerin düzeltilmesini gündeme getiren Münif Paşa’dır. 1869’da Mustafa Celalettin Paşa Türk dilinin yenilenmesi için, Latin harflerinin kabul edilmesi gerektiğini dile getirmenin yanı sıra, kızına Latin harfleriyle Türkçe mektuplar yazmış, Türkçenin ‘arılaştırılmasına’ yönelik öncü çalışmalar yapmış ve halkın kolay öğrenmesi için, ‘Türkçenin … Read more