Masthead header

Edebiyat Haber sansürü tartışıyor!

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Edebiyat Haber olarak on yayınevine sansürle ilgili görüşlerini sorduk. Aşağıda üç yayınevinin, yönelttiğimiz iki soruya verdikleri yanıtlar bulunuyor:

Can Öz

Can Yayınları Genel Müdürü


1- Kitapların sansür edilme girişiminin olası sonuçları ile ilgili olarak neler düşünüyorsunuz?

En büyük tehlike kitap yasaklama fikrinin tekrar tartışılabilir bir konu olmaya başlamasıdır. Bu topraklarda kitap yasaklamalarına karşı onyıllardır mücadele ediliyor. Babam Erdal Öz dahil, nesiller ömürlerini hapislerde, polis sorgusu ve baskısıyla geçirdiler. Şimdi bugün, sanki bu mücadeleler hiç verilmemiş gibi yeniden kitap yasaklama, edebiyata bürokratik müdahaleler etme niyeti olağan bir tartışma konusuna dönüşüyor. Yıllarca bu konu için sürünen insanların ömürleri heba olmuş oluyor böylece. Yazık, babamın ve daha nice zarif insanın kemikleri sızlıyordur şimdi.

2- “Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonları” ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Anne ve babaların çocuklarını korumak için, hele böyle kaotik bir dönemde, her şeyi denemelerine kim itiraz edebilir? Benim çocuğum da söz konusu olsa ne kitap dinlerim ne edebiyat. Ancak birilerinin bana “dur” demesi gerekir. Bugün bunun tam tersi oluyor; buyurun yasaklatın deniyor. Kabul edelim, edebiyata çok düşkün bir millet değiliz. Edebiyatı, edebiyata düşkün, edebiyatı bilen insanlara teslim etmezseniz, sonunda elinizde kuru örf ve adetlerden öte bir şey kalmaz. Bu çok tehlikeli bir gelişme ve bizi gittikçe kuru, tekdüze bir toplum olmaya itecek, yapayalnız bırakacak bir yönelmedir.

Mine Soysal

Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni 

1- Kitapların sansür edilme girişiminin olası sonuçları ile ilgili olarak neler düşünüyorsunuz? 

Günışığı Kitaplığı, edebiyatın, kitapların her koşulda ve nedenle sansür edilmesine, yasaklanmasına her zaman karşı çıktı, bundan sonra da hep karşı çıkacak. Çünkü kitapları, edebiyatı yasaklamak, sansürlemek, tek tip insanlardan oluşan kimliksiz, kişiliksiz, bağımlı bir toplum yaratma hayalinin parçasıdır. Bireyin ve toplumun özgürleşme dinamiklerine karşı olan bu anlayış, insanın duygularına, düşüncelerine yabancılaşmasına ve daha iyi bir gelecek için eyleme geçme becerisinin sakatlanmasına neden olur. Çocuklukta, gençlikte ancak edebiyat okuyarak yaşanacak, deneyimlenecek keşiflerin engellenmesi, özgür düşüncenin ve yaratının geleceğine ağır bir darbe indirmek demektir. Kitapların sansürlenmesi, insanın “insanlaşma” sürecinin engellenmesi çabasıdır ve tarihsel olarak yenilgiye mahkûmdur.

2- “Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonları” ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Kitaplardan “korkan” baskıcı anlayışların “denetleme” çabaları ülkemizde ne yazık ki yeni değil. Eskiden okullarda önerilecek edebiyat kitaplarının Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’ndan onaylanması beklenirdi. 2004’te bunun yerini 100 Temel Eser Listesi aldı. Edebiyat tarihinin pek çok önemli eseri, okuma ihtiyaçları, eğilimleri göz önüne alınmadan bugünün çocuklarına, gençlerine zorunlu okumalar olarak dayatıldı. Sonuç gerçek bir başarısızlıktı. Yıllardır nice usta yazarın ve değerli kitabın da, okumaktan büsbütün uzaklaşan okur adaylarının da hakkı yendi. Yine de bütün bunlar, çocuk ve gençlik edebiyatı yayıncılığımızın gelişmesini, nitelikli ve çağdaş kitapların sayısının artmasını, böylelikle okuma kültürümüzde olumlu yeni bir dönemin başlamasını engelleyemedi. Her zaman savunduğumuz okuma özgürlüklerinin eğitim dünyasında gün geçtikçe daha çok yer bulması, gerici zihniyetleri artık rahatsız ediyor. Birileri, edebiyatın şikâyet edilebileceğini, kesilip biçilebileceğini, değiştirilebileceğini sanıyor. Oysa bizler çok iyi biliyoruz ki, “ihbar hatları” da, “inceleme komisyonları” da edebiyatla insanın binlerce yıllık kadim dostluğunun önünde duramayacak, yok olup gidecekler ve birer utanç uygulaması olarak hatırlanacaklar.

Aslı Tohumcu

ON8 Yayın Koordinatörü

1- Kitapların sansür edilme girişiminin olası sonuçları ile ilgili olarak neler düşünüyorsunuz? 

Toplumu korumak amacıyla uygulandığı iddia edilen sansür, aslında bazı düşünceleri kontrol altına alma, baskılama, duygu ve düşünce dünyamızdan uzaklaştırma amacını taşıyor.

Burada söz konusu olan, sansür girişimine maruz kalmış bir ya da iki kitap değil sadece; bunun özellikle altını çizmek gerek. Yapılmak istenen, sansür aracılığıyla bir değerler sistemini yaygınlaştırmaya ve bireyleri tektipleştirmeye çalışmak. Oysa gönül isterdi ki, çocuklar okuyacakları kitapları ilgi alanlarının, duygu dünyalarının işaret ettiği yönde seçimler yaparak belirlesinler, böyle baskılanarak değil. Çocuklar, gençler kendi değerler sistemlerini de kendileri belirlesinler.

2- “Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonları” ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Kim hangi komisyonu kurarsa kursun, okuyucu edebiyat içinde kendi yolunu en doğru şekilde bulacaktır. Hiçbir komisyon, edebiyatın ya da okuyucusunun ahlakını takdir etme kudretine sahip değildir. Ama bırakalım, okurları adam ettiklerini düşünsünler. Okur edebiyata bir şekilde sahip çıkacaktır, çıkıyor da.

edebiyathaber.net (16 Ocak 2013)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • Merve Akıncı - 20/01/2013 - 11:45

    Kitaplara ve edebiyata bulaşmak hatta tam anlamıyla saldırmak bu ülkenin mottosu gibi resmen. Hele bir de saldırdıklarında karşı çıkan insanların ne kadar az olduğunu gördüklerinde bu ileri boyutlara varıyor. Bir yerden sonra hepimiz “Sihirli değneğim olsa…” çaresizliğine başvuruyoruz adeta. Keşke daha çok ve daha etkili olabilsek…

    Ben de geçen hafta Hürriyet Eskişehir’de yayımlanan bir röportajımı paylaşmak isterim. Bu konuya değindik biz de.

    http://doksanmodelbibliyoman.blogspot.com/2013/01/shaun-tan-ve-cocuk-kitaplar.htmlcevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z