Masthead header

Raymond Carver, sessizlik istiyor!

 

Amerikan taşrasını, sıradan insanın yalnızlığını, insanların bazen içlerinde büyüyen kötücül duyguları, acı ve buruk anları hayatın sıradan parçalarıymışcasına anlatan Carver’in “Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen” adı altında bir araya gelen öyküleri, Can Yayınları’ndan çıktı.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerikan yazarlarının en önemlilerinden biri olarak tanınan ve 1980’lerde kısa öykü dalının yeniden canlanmasına büyük katkısı olan Raymond Carver’ın ünü ölümünden sonra daha da yaygınlaştı.

Carver, pek çok okuru etkisi altına alan öykülerinde, sıradan insanların yüreklerinde mizah ve elem duygularının nasıl bir arada var olabileceğini gösterdi.

Öykülerinin köşeye sıkışmış, kendini ifadeden aciz, yılgın kahramanları akıntıya kürek çekerek bu günü yaşayabilmek, gelecek kaygısından ve onları yok etme tehlikesini taşıyan geçmişteki hatalarından uzaklaşabilmek için savaşırlar. Ne var ki, bu her zaman kaybedilmeye mahkûm bir savaştır…

Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen? adı altında bir araya gelen öykülerinde Carver, bu karmaşık yaşamları dile getirirken bir beyin cerrahının titizliğiyle ayrıntıları işleyip, kahramanlarının kırılgan yüreklerini dokunaklılığa kaçmadan bize açıyor.

Eleştirmen Semih Gümüş, öyküleriyle farklı bir anlatım türünün önderliğini yapan Raymond Carver ve edebiyatını şu sözlerle tanımlıyor:

“Raymond Carver, çağdaş Amerikan edebiyatının niteliğini yükselten Kirli Gerçekçilik akımının öncüsü. Öykünün bugün de anayurdu olan Amerikan edebiyatında akla ilk gelen birkaç öykücüden biri. Sıkıntılı bir hayatın sonunda, 1988’de genç yaşta öldü. Ama günümüz öykücüleri onu bugün, geçmişte olduğundan çok daha iyi okuyor. Raymond Carver bizde de okurların ve edebiyat dünyasının çok sevdiği, nitelikli edebiyat denildiğinde el üstünde tuttuğu yazarlarlardan.”

Amerikan taşrasını, sıradan insanın yalnızlığını, insanların bazen içlerinde büyüyen kötücül duyguları, kadın ve erkek arasındaki çatışmayı, beyazların siyahlara ettiklerini, acı ve buruk anları hayatın sıradan parçalarıymışcasına anlatır Carver. Can yakıcı durumları önemsizmiş gibi dile getirirken öylesine içe işler ki, unutulmaları olanaksızlaşır. Son kertede yalınlaştırdığı dili, önce ayrıntılardan alır gücünü sonra da yeni okumalarla zenginleşen gizli anlamlarını açığa çıkarabilme gizilgücünden.

Raymond Carver okumadan geçen bir ömür yalandır…

Raymond Carver

1938’de doğdu. Lise öğrenimini yarıda bırakmasına karşın sonradan Chicago Devlet Üniversitesi’nde, California’nın Arcata kentindeki Humbold Devlet Üniversitesi’nde ve dünyaca ünlü Iowa Yazarlık Atölyesi’nde öğrenimini tamamladı. Öykülerini yayımlamaya üniversitenin dergisinde başlayan yazarın bu dergi dışında ilk öyküsü 1960’ta yayımlandı. 1976 yılında yayımlanan ilk öykü derlemesi Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen? ulusal edebiyat ödülüne aday oldu. Çok erken yaşta evlenen Carver, ailesini geçindirmek için bir yandan yazarlık uğraşını sürdürürken, öte yandan hademelik, ders kitapları editörlüğü, ansiklopedi satıcılığı, benzin istasyonunda pompacılık gibi çeşitli işlerde çalıştı. Sonraları ABD’nin çeşitli üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri verdi ve Syracuse Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı profesörü oldu. 1988’de elli yaşındayken akciğer kanserinden öldü ve aynı yıl Amerikan Güzel Sanatlar ve Edebiyat Akademisi’ne üye seçildi.

Kaynak: edebiyathaber.net (2 Mart 2012)

Ç o k   O k u n a n l a r