Masthead header

Peyniraltı Edebiyatı Dergisi birinci yaşını Marquis de Sade ve sadizm sayısı ile kutluyor!

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

PE_Mart_KapakMart 2013’te yayın hayatına başlayan Peyniraltı Edebiyatı Dergisi birinci yaşını Marquis de Sade ve sadizm sayısı ile kutluyor!

İlk sayısını Albert Camus’ye ithaf eden aylık edebiyat dergisi, bir yıl boyunca Camus, Tomris Uyar, Yusuf Atılgan, Cemal Süreya ve Gezi, Bukowski, Salinger, Gogol, Oğuz Atay, Richard Brautigan, Marguerite Yourcenar ve Dante sayılarıyla beğeni toplamıştı. Dergi 1. yıl sayısını Marquis de Sade’a ithaf ederken, Albert Camus’nün “Ça m’est egal” sözüyle biraz oynayarak “Bizce bir!” şeklinde değiştiriyor.

De Sade sayısında; Ulvi Yaman yazarı ve sadizm kavramını tüm yönleriyle ele alırken Sevin Okyay yazara başka bir açıdan –beyazperdeden- bakıyor ve “Sinemada Sade”ı yazıyor.

İsrailli yazar Etgar Keret , “Rahamim Ve Solucan Adam: Kötü Bir Öykü” ile Marquis de Sade sayısına Avi Pardo çevirisiyle dahil oluyor.

Apartman Boşluğu, Rüya Günlüğü, Ben Tek Siz Hepiniz kitaplarının yazarı Hakan Bıçakcı da “Hep Berabere” öyküsü ile dergide yer alıyor.

Derginin 1. Yılında öykü, şiir ve çizimleriyle bulunan diğer isimler: Selim Bektaş, Aytaç Ars, Erhan Cihangiroğlu, Yi Xiao Chen, Ece Apaydın, Ufuk Usta, Arif Erguvan, Kerem Görkem, Tolga Özen, Nilay Eşli, Osman Utku, Erik Svetoft, Taha Sertaç Gezer, Ümit Kılıç, Çağatay Demir, Uğur Uçkıran, Koray Koral, Fatıma Çoşkun, Görkem Soytürk, Özlem Özbek, Engin Yazan, Mehmet Karaca, Emin Ünlü, Mehmet Tutlu

edebiyathaber.net (27 Şubat 2014)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • Heyzen - 13/12/2014 - 14:58

    Sade -Güneşe Saldırmak konseptli sergi Paris’teki Müsuée d’Orsay’da 22 Şubat’a kadar devam edecek. Sergide Sade ve Aydınlanma dönemindeki hümanizm arasındaki derin çelişki özellikle vurgulanmış. Geçen hafta sergiyi gezdikten sonra Sade’ın hatırlamam gerektiğini düşünüp Notes Pour La Verité’ye başladım. Erotizmin genel kabul görmeyen formlarına indirgenerek olabildiğince evcilleştirilen Sade’ın dinle ilgili düşüncelerini de içeren yapıtıdır. Ne sadizmi Sade icat etti, ne vahşeti XIX. yüzyıl. Bu temaları fazlasıyla dramatize edişleriyle öne çıktılar belki. Yurtdışında olduğum için dergiyi okuma şansım olmadı, bu nedenle yapılıp yapılmadığını bilmediğim bir eylemi eleştirdiğim düşünülmesin. Bu, olsa olsa bir dip nottur: “Tout mal est justifié du moment qu’un dieu se complaît à le regarder” diyen bir adamın derdi cinsellikle değil, otoriteyledir ve bu nedenle “erkeğin kadının güzelliğinden zevk aldığını” sananları budalalıkla suçlar. Ona göre erkeği heyecanlandıran “yasağı delmek”, “kadını iğfal ederek status quo’ya meydan okumaktır”.

    Rus bir arkadaşımla gezdik sergiyi, “böyle bir sergi Rusya’da yapılamazdı” dedi. Sergi sertti, alıntılar sertt, resimler sertti. Seks yüzünden değil, vahşetin doğallığından, medenileşmenin bir tür deformasyon olduğundan çok ikna edici örneklerle bahsettiği için.

    EdebiyatHaber’de Sade dosyasıyla ilgili haberi okurken benzer bir soru işareti belirdi zihnimde:

    Steinbeck’in 2 satırlık kerhane diyaloğu sakıncalı bulunurken, Sade türkçede mümkün mü? (Çünkü değilse metinler seçilirken, çevrilirken, makaleler yazılırken yapılan Sade’ı sansürlemek, Türkiye’de “rahatsız ediciliğinin kabul göreceği ölçütlere” indirgemektir ve bunda Sade’ın hiç çevrilmemesinden daha büyük bir tehlike görüyorum açıkçası.)

    *Kendimle çelişeceğim belki ama, doğruya doğru, yaraları hiç durmadan kanayan, kanatılan bir ülkeye “Chaque meurtre raffine bientôt sur le meurtre; ce n’est pas assez de tuer, il faut tuer d’une manière horrible, et presque toujours, sans qu’on s’en doute” felsefesini tanıtmanın -bence tedirgin edici- sorumluluğunu üstlenmek de çok doğru gelmiyor. (Alıntıları çevirmemem bundandır.)

    Heyzen
    Paris, 2014cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z