Masthead header

Nurduran Duman yazdı: Sayın güzel adam, sevgili Orhan Veli…

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti – Kendi Sesinden Şiirler – Orhan Veli Kanık – YKY

Sayın güzel adam, sevgili Orhan Veli…

Hep merak edilecek değerli bir konudur: Türk Şiiri’nin kırılma, evrilme noktası şairlerinden olan Orhan Veli’nin ömrü yetseydi kendi şiiri acaba nereye, nerelere gidecekti?

Kısa yaşam diliminin sunduğu dar yaratım zamanı içinde verdiği şiirlerin, onun şiirimizdeki yerinin Ahmet Hâşim, Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Cahit Sıtkı, Ahmet Muhip gibi şairlerimizin arasında yer almasını sağlayacak yeterlikte olduğunu belirten Asım Bezirci onun için “… yeni şiirin kurulmasında Orhan Veli’nin büyük payı vardır. Gerçi bu payın sınırları bir yere değin şiirimizin yararına olmuştur, ama bir yerden sonra da Orhan Veli şiirinin zararına olmuştur. Çünkü kuruculuk hareketi ve apansız gelen ölüm, onun kendi şiirini kurma zamanını daraltmıştır. Neyse ki, Orhan Veli bu kısa zamanı dahi çok iyi kullanmasını bilmiştir. Yıkıcılık şiirlerinin ardı sıra kuruculuk şiirleri de vermiştir” der.

Şiirle ilişkisi hiç olmayanların bile mutlaka bir iki dizesini bildiği; şiir, çeviri, dergicilik alanında edebiyata verdiği hizmet ortada olan şairin usta bir Karagöz oynatıcısı olduğunu biliyor muydunuz?

Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti – Kendi Sesinden Şiirler kitabı ve bu kitapla birlikte verilen CD ile onun Karagöz’e olan merakını ve bu konudaki ustalığını öğrenmiş olduk. Şair, bir dost meclisinde, makara banttan da önce, çok eski bir kayıt yöntemi olan ‘tel’e okuma ile kaydettiği ses kayıtlarında yirmi iki şiirini seslendirmenin yanı sıra bir de Karagöz oynatmakta. İnsan hangisine sevineceğini şaşırıyor. Kız kardeşi Füruzan Yolyapan bu kayıtların bir yılbaşı eğlencesi sırasında, bir evde yapıldığını tahmin ediyor. Gene de kesin bir bilgisi olmadığını, kayıtların kendisine Orhan Boran’dan geldiğini belirterek. Kayıtlar yıllar önce İstanbul Radyosu’nda bir kez ve bir kez de Hollanda Televizyonu’nda yayımlanmış. Buna göre Orhan Boran’ın eline de şairin kardeşi Adnan Veli’den geçmiş olduğu düşünülmekte.

Kayıtta, dolayısıyla kitapta yer alan şiirlerin kitaplaşmış asıllarına sadık kalınmış, Orhan Veli’nin okumalarındaki farklılıklar ve eksiklikler dipnot olarak verilmiş. Şair, büyük olasılıkla şiirlerini kitaplaştırırken sonradan değişiklikler yapmış ya da belki de okurken farklı hatırlıyor, elbette ezberden okuyorsa… Dinlediğinizde sizin de anlamadığınız, çalışmayı yayına hazırlayanlarca çıkarılamayan bazı sözcükler ve tam anlaşılamayan bazı konuşmalar (…) olarak gösterilmiş.

Kayıt ve kitap kayda alanın takdimi ile başlıyor: “Sesli antolojinin başlangıcı olarak, Orhan Veli size birkaç şiirini okuyacak”. Bu ifade üzerine “Orhan Veli’nin, kendi zamanında yine farklı sayılacak, projelerinden biri” diye düşünmeden edemiyor insan, neymiş? Sesli antoloji… Cızırtılar, uğultular, kapı gıcırtıları, mırıltılar, kahkahalar, hatta çocuk sesleri eşliğinde okuyor şiirlerini Orhan Veli.

Hatta “Hanginiz bilir, benim kadar/Karpuzdan fener yapmasını” dizeleriyle başlayan “Sakal” şiirini okuduktan sonra, gülüşmeler arasında, Oktay Rifat ile bir anısını bile paylaşıyor: “Bana Oktay (Rifat) fena halde içerledi. Ben her şeyi oradan indiriyorum sanki. O zamanlar karpuz alıyor yedek subay alayında gizlice. Hanginiz bilir diyordu, karpuzun içini yiyip benim gibi Orhan’a kabuğundan fener yaptığımı…”

Tüm dost meclisi gürültüsü arasından ve uzun yılların içinden gelip bizi bulan sesi gür, ses tonu ise sağlam bir özgüven titreşimleri yayıyor. Güzel konuşan, Türkçesi güzel, sesi hoş bir adam Orhan Veli. Hele şu Karagöz oynatışındaki ustalığının yanında muhabbetli tavrı, neşesi. Özellikle birçoklarınca defalarca seslendirilmiş (ki öğrencilik yıllarımda bir tiyatro oyununda sahnede oyun gereği ben de defalarca seslendirmiştim), şairin kayıtta romantik bir şiir diye tanımladığı “Anlatamıyorum” ile “İstanbul Türküsü” şiirlerini kendi sesinden dinlemek… tuhaf bir sevinç.

Şair şiirleri hiç de genelde alışık olduğumuz vurgularla okumuyor. Şairanelikten uzak, doğal… Nedense kayıt şu sözlerle bittiğinde insana bir hüzün geliyor: “Pek fena olmadı değil mi?” İnsan bu soruya şöyle yanıt vermeden edemiyor, kitabın kapağını kapatıp, müzikçaların tekrar dinleme tuşuna basarken: Hiç fena olmadı. İyi ki geçtin bu dünyadan, geçerken de iyi ki Şiir’le uğraştın sayın güzel adam, sevgili Orhan Veli…

Yazan: Nurduran Duman (05 Nisan 2012) 

Nurduran Duman'ın yazısı, 22 Mart 2012'de Cumhuriyet Kitap'ta yayımlandı. 

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z