Melek Özlem Sezer’den Karagöz-Hacivat dizisinin üçüncü kitabı: “Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?”

Kasım 30, 2016

Melek Özlem Sezer’den Karagöz-Hacivat dizisinin üçüncü kitabı: “Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?”

sen_hic_kebikec_gordun_mu_kapak.inddMelek Özlem Sezer’in 9 ve üstü yaş grubu için yazdığı “Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?” Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Yüzyıllar önce ortaya çıkan gölge oyunu “Karagöz ve Hacivat”ı farklı bir anlatımla öyküleştiren dizinin üçüncü kitabı yayımlandı! Masalları eleştirel bir bakış ve modern, özgün bir anlatımla yeniden kurgulayan yazar, şair, senarist Melek Özlem Sezer, Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?’de kahramanlarımızı Kebikeç’in kitaplarla dolu âleminde, maceralarla dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Gölgelerin eskimeyen kahramanları Karagöz ile Hacivat, çağdaş bir yorumla yeniden canlanıyor! 

Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı? ve Eyvah, Gölgeler Değişiyor! adlı kitaplarıyla geleneksel gölge oyunu karakterleri Karagöz ve Hacivat’ı günümüze taşıyan Melek Özlem Sezer, dizinin Sen Hiç Kebikeç Gördün mü? adlı üçüncü kitabında esprili ve uyaklı dili, zekice kurgusuyla çocukların dil ve hayal dünyasını zenginleştirmeye devam ediyor. Sürekli itişip kakışmalarına rağmen dostluğun sırrını çözmüş bu iki kafadarla zamansız bir yolculuğa çıkmak isteyenlere, rengârenk bir hayalhane!

Karagöz küsmüştü Hacivat’a. Sevgili gölgesinin âşık olduğu Gölge Kız’ın peşinden gitmek istemişti de, “Yapma, etme,” demişti Hacı Cav Cav. Nerede bulacaklardı onca gölge arasında, gövdesinden bağımsız tek bir gölgeyi? Ancak, şimdi barışmak zorundalar. Çünkü yazarın başı dertte! Kitapların koruyucusu Kebikeç tutturdu, “Beni de yaz, beni de yaz!” diye. Böylece yeniden girdi meydana bizim Karagöz’le Hacivat, hem de Gölge Kız’la birlikte!

İllüstratör Mert Tugen’in, geleneksel Hacivat ve Karagöz karakterlerini sıra dışı çizgileriyle yeniden yorumladığı Sen Hiç Kebikeç Gördün mü?, 9 yaş ve üstü tüm çocuklar için Can Çocuk raflarında yerini aldı.

Melek Özlem Sezer Hacettepe Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezunu oldu; Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Üniversitelerde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. Çocuk tiyatrosuna emek verdi. TRT radyolarına yetişkinler ve çocuklar için masal, özel radyolar için şiir programları hazırlayıp sundu. TRT Çocuk kanalı için animasyon senaryoları yazdı, seslendirme yaptı. Sinema, halk bilimi ve şiir dalında pek çok ödül sahibi olan yazar, çocuklar ve yetişkinler için yirmiyi aşkın eser kaleme aldı; Büyüklere Mektuplar, Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri, Eldivenlerimi Kim Çalıyor?, Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı?, Eyvah, Gölgeler Değişiyor! ve Sen Hiç Kebikeç Gördün mü? adlı kitapları Can Çocuk Yayınları’ndan çıktı.

**

“‘Yar bana bir eğlenceee, aman yar bana bir eğlenceee…’

Karagöz çıkıyor cama, cevap veriyor ona:

‘Ne bağırıyorsun be adam, hani nerde bakır tencere?’

‘Tüüü, şuna bak, şakır makır takır demiş, düşmüş merdivenden tenteneli bir fare!’

‘Tencere Cinleri düğün mü yapıyormuş? Gidip tencerenin içinde halay çekecek halim yok ya, bana ne?’”

**

“Pencereler de ne pencere ha!

Birinde cumba, birinde boncuk perde, birinde sedef işleme… Pencerelerden birine kar serpiştirmiş, hemen altındakinde yaz çiçekleri boy vermiş. Onun yanındakinde kuşlar tünesin diye sıra sıra

tahta çubuklar dizilmiş, çubukların arasına ip gerilmiş, ipe çamaşır serilmiş.

Bilmem bana mı öyle geliyor, ama bu pencereler dünyaya benzemiş.

Biri İtalyan evleri gibi, biri Fas… Biri İngiliz, komşusu Hint… Şu İstanbul’sa, öteki New York…

Her birinde kitap okuyan biri oturuyor ya, sesleniyorsun, cevap veren yok.

Asıl Hacivat’ın aklının kesmediği, niye bu kadar pencereye bir kapı yok!”

**

“Huuu!

Huuuuuup!

Sanki dev bir elektrik süpürgesine kapılmışlar gibi, iki adam ve üç gölge hava tarafından çekilip başka bir fanusa alınıyor. Burası da Gökyüzü Kitabı’ymış meğer. Etrafta irili ufaklı gezegenler.

Uçup, hoop konuyorsun bir gezegene. Gezegen sesli kitap oluyor, kendini anlatıyor. Bitince zıplatıyor, pat düşüyorsun Jüpiter’in göbeğine. Dönüyorsun onunla birlikte. Ay bir yanda, Güneş bir yanda, astronotlar gibi yerçekimsiz ortamda uçuşup durmanın keyfi bambaşka.

Şarkı söylüyorlar bağıra bağıra:

‘Gök balığı gibi geziyorum havada

Bir Venüs’teyim, bir Dünya’da…’”

edebiyathaber.net (30 Kasım 2016)

Yorum yapın