Masthead header

Kültür Park’ta son defa!

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Haber: Mehmet Özçataloğlu

Tüyap tarafından düzenlenen 21. İzmir Kitap Fuarı tüm coşkusuyla devam ediyor. 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı ve 150 etkinliğin gerçekleştirildiği fuar bu yıl son defa uluslararası fuar alanı da olan Kültür Park’ta yer alıyor. İzmir Kitap Fuarı önümüzdeki yıldan itibaren Gaziemir’de çevreyolu üzerinde yer alan yeni fuar alanında gerçekleştirilecek. Bu kapsamda biz de Edebiyat Haber olarak özellikle çocuklar açısından ulaşımı da göz önüne alarak çocuk kitapları yazarlarına bu durumu sorduk ve görüşlerini aldık. Sadece bununla da yetinmedik, bu yılki fuara ziyaretçi katılımını, kitap fuarlarıyla ilgili görüşlerini, fuarlarda yaşadıkları ve hatırlarında kalan ilginç anılarını da sorduk.

izmir
Sorularımız ve yazarların yanıtları:

1- İzmirlilerin kitap fuarına katılımını nasıl buluyorsunuz. Geçmiş yıllara göre bu yıl nasıl?

2- Okurlarınızla buluşmanıza vesile olan kitap fuarları sizin için ne ifade ediyor?

3- Çocukların farklı bir dünyaları var. Ve okuduğu, kahramanlarını hayal ettiği kitabın yazarıyla tanışması başka bir mutluluk hissettiriyor onlara. Bu bağlamda yaşadığınız ilginç bir anınız var mı?

4- Bu yıl İzmir kitap fuarı son kez Kültür Park’ta gerçekleşiyor. Sizce konumun değişecek olması katılımı etkiler mi? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Mavisel Yener/Tudem

1.İlk iki günü yeni bitirdik, katılım çok iyiydi. İzmir’de yaşayan okur her zamanki gibi farkını gösterdi. Kentin farklı bölgelerine yerleştirilmiş duyuru panoları sayesinde İzmir’de kitap fuarını duymayan kalmadı, bu sevindirici.  Geçmiş yıllara göre değerlendirebilmemiz için, önümüzdeki bir haftayı da gözlemlememiz gerekir. Diliyorum, fuarın sonuna kadar ilgi artarak devam eder.

2.Benim için okurlarımla ve okurlarımın aileleriyle buluşmak/tanışmak için iyi bir fırsat oluyor. Yayınevleri yeni kitaplarımızı fuar dönemlerine yetiştirmeye özen gösteriyorlar. Yeni kitaplarımız bir anlamda ilk kez “görücüye çıkıyor” fuarda; bu da bir yazar için heyecan verici. Örneğin bu yıl, Pasaklılar serisinin ikinci kitabı Timsah Havuzu’nu kucaklamanın sevincini yaşıyorum. İzmir Kitap Fuarı’nın bir başka çok sevdiğim özelliği de yazar ve eğitimci dostlarımla masmavi günaydınlarımızı paylaşabilme olanağımız. Güne hep birlikte başlamanın, iki lafın belini kırmanın, gülücük değiş tokuşu yapmanın, kitaplarla ve dostlarla soluk almanın sevinci işte…

3.Bu fuarda yaşadığım ilginç bir olay vardı. Bir okurumla okulunda tanışmışız ve bu fuara ailesini (anne, baba, dede, teyze, anneanne) “Mavisel Yener ile tanışmanız lazım” diyerek neredeyse sürükleyerek getirmiş. Minik bir okurun sevdiği yazarı ailesi ile tanıştırma çabasının yanısıra, evde onlara bütün kitaplarımı okutturduğunu öğrenmek çok eğlenceliydi. Anneanne bir kitabımı anlatıyor, dede bir başka kitabımı… Hem çok duygulandım hem de mutlu oldum.

4.Kültür Park’tan ayrılmak beni üzecek, böylesi önemli bir alana ileride yapılabileceğini düşündüğüm “muamele” İzmir’in canını acıtacak sanki… İzmir’in kalbinin rant alanı olarak görülmesi ürkütüyor beni. Bu konuda yanılmış olmayı diliyorum. Fuarın konumunun değişmesi kitap fuarına katılımı belki ilk yıl olumsuz etkilese de sonraki yıllarda okurların alışacağını düşünüyorum. Nelere alıştırılmadık ki sevgili Özçataloğlu…

Sevgi Saygı/Günışığı Kitaplığı

1.Yağmurlu olmayan yıllara göre çok daha iyiydi.  İzmir güneşi ve Kültür Park’ı sever. Sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzayan kuyruklarla kitap fuarına girmesi zaman alsa da kimse vazgeçmedi.

2.Cevap sorunun içinde gizli:  Okuyucuyla buluşmak. Onların heyecanını ve sevgisini görünce yazmak için taze enerjiler yüklenmek…

3.Henüz olmadı böyle bir anım.

4.Kesinlikle etkileyecek. Ama kitapseverleri değil. İstanbul’da da kitap fuarı şehirden çok uzak olmasına rağmen katılım müthiş. İzmirli de kitaba ulaşır. Etkilenecek olan İzmir. Artık Kültür Park adını taşıyan, soluk alabileceği bir yer olmayacak sanırım. İzmir de Türkiye’nin değişimine uydu. Geleneğini değiştiriyor. Kültür, doğa, insan odaklı değil. Ticaret yükselişte. Her şey rant için. Ve satılan bizim geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimiz… Gelenekleşememiş, kökleşmemiş  kültür, sanat ve insani değerlerimiz. İzmir her zaman “farklı” olduğunu öne sürer. Uygulamaya baktığımızda bunun sadece laf ebeliği olduğunu görüyoruz. İzmir Belediyesi, İzmirliler için “yık-geç-sat” politikasının dışında bir seçenek sunmuyor. Belediyecilikte “tüccar” zihniyeti ortadan kalkmadıkça, özlemini duyduğumuz kültürü, sanatı, doğasıyla insana hizmet eden, modern kentlere asla kavuşamayacağız.

Koray Avcı Çakman/Can Çocuk

1.İzmir Fuarı her geldiğimde mutlu eder beni. İzmir okuyor ve görüyorum ki okuyucu kitlesi her geçen gün giderek daha da çoğalıyor.

2.Kitap fuarları heyecan vericidir benim için. Yayınevi standının arkasına geçip yazar kimliğimle okuyucularla buluşmak, onlarla sohbet etme imkânı bulmak; yazar, çizer ve yayıncı dostlarla bir araya gelmek, kitaplarımı imzalamak heyecan verici. Diğer standları ziyaret edip, okuyucu kimliğimle yeni çıkan kitapların arasında kaybolmak ve seçtiğim kitapları yazarlarına imzalatmak da…

3.Sizin de söylediğiniz gibi çocukların dünyası öyle farklı ve büyülü ki, yazdıklarınızla sizi de o büyülü dünyalarında bir yere konumlandırıyorlar zihinlerinde. Küçük bir çocuk “Mum ışığında mı yazıyorsunuz? Tütsü de yakar mısınız?” diye sormuştu. Biraz konuşunca teyzesinin evde bağdaş kurup, mumları ve tütsüleri yakıp müzik dinlediğini söyledi. Sanırım teyzesi meditasyon yapıyor. Aslında yazmak da meditasyon gibi bir tür ruhsal derinleşme içerir. Küçük bir çocuğun kendince bunu fark edip kendi sözcükleriyle ifade etmiş olması ise harika.

4.Fuarın konumu değişecek, İzmirliler değil. Bu yüzden İzmirli okurların okumaya devam edeceklerini ve seneye de fuarı dolduracaklarını düşünüyorum.

Arslan Sayman/Yapı Kredi Yayınları

1.Bir günlük gözlemimi aktarabilirim, geçmiş yıllara göre çok kötüydü. Sadece imzalanan kitap sayısı üzerinden söylemiyorum bunu. Geçtiğimiz yıllarda sadece ziyaret edip ‘merhaba’ demek için gelenler bile olurdu. Söyleşmek için uğrayan, fotoğraf çektirmek amacıyla standa gelenler bile çok azdı. Ancak insanlara da hak veriyorum. Bu denli karmaşık ve kanlı bir dönemden geçerken, can güvenliği kaygısıyla yaşarlarken fuara gelmemelerini de anlayabiliyorum.

2.Biz çocuk edebiyatı yazarları şanslı sayılırız, çünkü yıl içinde katıldığımız okul etkinlikleri aracılığıyla okurlarımızla sık sık buluşuyoruz. Kitap fuarlarında da yine bizi takip eden okurlarla karşılaşıyoruz aslında, yeni okur neredeyse hiç olmuyor. Ben fuarlardan çok okul etkinliklerini seviyorum. Fuarların kalabalığı, keşmekeşi arasında çocuk ve gençlerle yeterince ilgilenemiyor, iletişim kuramıyorsunuz.

3.Çocuk ve gençlerin okudukları kitapların yazarlarıyla buluşmaları, kitaplarını imzalatmaları onları mutlu ediyor. Başıma gelen en ilginç ve anımsadıkça gülümsediğim olay şuydu: Okul öncesi resimli kitaplarımı inceleyen bir anne yanındaki oğluna döndü (tahminen 3 yaşındaydı), elindeki kitabımı göstererek ‘bunu alalım mı?’ diye sordu. O sırada başka bir okurum için kitap imzalıyordum, gözden kaçırdım anne ve oğlu. Biraz sonra yanıma geldiler, annesi kitabı uzattı, ‘yazarı kitabını senin için imzalayacak şimdi’ dedi. Çocuğun gözlerinin içine bakıp ‘adın ne?’ diye sordum. Delici bir bakış attı, ‘benim kitabımı karalama’ diyerek kitabı önümden çekip hızla ayrıldı.

4.Kültür Park benim her zaman çok sevdiğim bir yerdir. Şehrin merkezinde olması da bir avantaj. Yeni fuar alanını otobandan geçerken görüyorum, görkemli binalar, kocaman otoparklar vs. Ancak okur o kadar uzak bir fuara gelir mi, bilemem. Belki yayınevlerine ayrılan alanlar artabilir, ziyaretçi daha rahat gezebilir, havalandırma ve diğer hizmetlerin kalitesi yükselebilir. Fuarın şehir dışına taşınması sırasında İstanbul’da da tartışmalar yaşanmıştı ve karşıt görüşler vardı. Bildiğim kadarıyla artık kanıksandı, yıldan yıla ziyaretçi sayısı arttı. İyimser olmak istiyorum ve İzmir’de de aynısı olacaktır diye düşünüyorum.

Fatih Erdoğan/Mavibulut

1.Bu yıl fuarda şaşırtıcı bir canlılık var. Bazı dostlarım 21 yıldır ilk kez bu kadar yoğun bir ilgi olduğunu bile söyledi.

2.Buluşmak… Çocuklarla buluşmak… Anne babalarıyla buluşmak… Öğretmenlerle buluşmak… Yazar arkadaşlarımla buluşmak… Arkadaşlarımla buluşmak…

3.“Çocuktum ufacıktım…”ile başlayan küçüklere yönelik kitaplarım var. Öykü birinci tekil şahıs olarak anlatılıyor ve anlatan da benim çizdiğim küçük bir çocuk. Yani kitapları okuyan aslında benim başımdan geçen şeyleri okuyormuş gibi oluyor. Yıllar önce bir arkadaşım 3-4 yaşlarında çocuğuyla geldi. Çocuk ısrarla “Fatih Erdoğan’ı görcem” diye diretmiş. Beni gördü. Yaşadığı hayal kırıklığı müthişti. İnanmadı zaten çünkü beni değil o kitaplarımda benim çizdiğim çizgi kişiyi görmek istiyordu.

4.Yeni yeri bilmiyorum ama konum tabii ki etkili olabilir. Doğrusu İstanbul’da da bir konum değişikliği olmuştu ve sandığımın aksine çok olumsuz bir etki yaşanmamıştı. Eğer yeni yerde çok büyük katılımlı bir fuar düzenlenir, yayıncılar da stand kiraları konusunda TÜYAP’tan kolaylık görürlerse belki olumsuz etki azaltılabilir. Kitapsever kitle kitabın peşini kolay bırakmayacaktır.

Hacer Kılcıoğlu/Günışığı Kitaplığı

1.İzmir Kitap Fuarı genellikle 23 Nisan tatiline rastlar. Biz İzmirliler de tatili peeek sevdiğimiz için kitap fuarı genelde (bildiğim kadarıyla) yayınevlerini mutlu edecek düzeyde olmaz idi. Bu yıl yine aynı duyguyla fuara giderken, “tuh,” dedim, “hava da mis, İzmirliler bu havayı kaçırmazlar.” Ama… O da ne. Kapıda uzayıp duran bir kuyruk… Sevindim elbette.

2.Fuarları seviyorum. Çünkü çocukları seviyorum. Onların sade+ masum+ doğal insanlık halleri çok hoşuma gidiyor. Standın önünden geçen çocuklara illa ki sataşırım, şakalaşırım onlarla. Fuar binasında uğultu, havanın ağırlığı… yoo farkına varmam. Minik bir anı: Annesinin yanında mızıklayıp duran bir çocuğa, (annesi zorla bir kitap seçtirmişti,) hadi seninle anlaşma yapalım, şu ilk sayfaya, bu kitabı okuyacağım diye imzala sen, ben de, Efe kitabı okumaya söz verdi, diye imzalayayım, dedim. Çocuk imzaladı ama kahrından öle öle. Annesiyle uzaklaşırlarken, sana buraya gelmeyelim, dedim, diye çemkirmekteydi.

3.Haklısınız Mehmet Bey, çocukların çok farklı dünyaları var. Çocuk, okuduğu kitabı severse kahramanına bağlanır, yazara değil. Yazarı çok da merak etmiyor, gugılladım sizi, diyor, bilgi çağı işte… İyi bir şey mi, bence hayır, hayal kurmaktan caydırıcı bir şey. Kitabın kahramanına bağlanması çok iyi bir şey ama bence. Bir okurum, “Gevrekçii” kitabımdaki Mahmut’un yaşam alanını merak etmiş, babasıyla birlikte bulmaya çalışmışlardı. Çok hoş bir anıdır benim için.

4.Kültürpark… Adı bile büyüleyici… Kitap fuarı için başka bir yer düşünmem. Konumu değişirse okur katılımı çok azalır, benden söylemesi. Biz İzmirlileri yiyip bitiren bir şey de Kültür Park’ın sermaye sahiplerince talan edilmesi endişesi. Eğer öyle bir şeye kalkışan olursa, ikinci bir Gezi direnişi başlayacaktır kanımca. Şahsen ben oraya kamp falan kurar, hastalanana kadar yaşarım. Hepimizin öyle çok anısı var ki orada… Umarım böylesi bir şey gerçekleşmez.

Mehmet Atilla/Tudem

1.Son yıllarda İzmirlilerin kitap fuarlarına beklenen oranda ilgi göstermediği konusunda ortak bir düşünce oluşmuştu. Neyse ki bu yıl durum daha iç açıcı görünüyor. Henüz sonucu görmesek de ilk günlerdeki ziyaretçi sayısı, iyimser olmamızı sağlayacak yoğunlukta. Fuarın daha verimli geçmesi isteniyorsa Bursa ve İzmir’deki fuar tarihlerinin yer değiştirmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

2.Edebiyatını yurt dışına güçlü bir şekilde taşıyamamış ülkelerin uluslararası kitap fuarları düzenlemesi şu aşamada çok zor. Demek ki kendi düğünümüzü kendimiz yapmak zorundayız. O zaman da devreye gelir-gider dengesi giriyor ve herkes kendi bütçesini denkleştirmenin derdine düşüyor. Böyle olunca da edebiyatın tadı kaçıyor ister istemez. İndirimli kitap satışından ucuz kitaba, oradan da pazar yerine dönüşen bir ortam oluştuğunu görmezlikten gelemeyiz. Sektörün değişik çalışma gruplarının tanışıp görüşmesini, dostluk pekiştirmesini, yazarla tanışmaya önem veren okurların mutlu olmasını önemsiyorum elbette; ancak bütün bunların nitelik aşınmasına uğramadan gerçekleşeceği günleri de iple çekiyorum. Öte yandan fuar süresince düzenlenen panel ve toplantıların sayısının çok fazla olması, hem ilginin dağılmasına hem de konuların yeterince işlenememesine yol açıyor.  Bu tür etkinliklerin yarı yarıya azaltılması fuarların bu boyutunu daha işlevsel kılacaktır.

3.Zaman zaman sıra dışı olaylara karşılaştığımız oluyor. Şu an aklıma geleni anlatayım:  İzmir Tüyap’ta, minicik bir kız öğrencinin “Kafesteki Çikolata” adlı kitabımdaki kimi şiirler için resimler çizmesi, sonra bununla da yetinmeyip anne babasıyla birlikte Fuar’a gelmesi, çizdiği resimleri armağan etmesi, son derece etkileyiciydi. O yoğunlaşmayı ve emeği görmek, yeni bir enerji kaynağı aynı zamanda. Böylesi anne babaların olduğunu görmek de hoş bir umut…

4.Bence etkiler. Yeni fuar merkezi, başka fuarlar için sorun yaratmayabilir, fakat kitap fuarı için oldukça sıkıntılı bir yer. Bu nedenle kitap fuarının artık gelenekselleşen Kültür Park içinde kalmasını isterim. Kitaba uzanan yol, ne kadar kısa ve aydınlık olursa,  sonuç da o oranda yüz güldürücü olacaktır. Bir başka deyişle, amacımız zorlaştırmak değil, güçlendirmek olmalı. Öyleyse en kestirme yol, en iyi yoldur.

İsmet Bertan/Günışığı Kitaplığı

1.İzmir, son yıllarda yoğun göç almasına rağmen farklılıkları hazmetme, içine sindirme özelliğini koruyan bir sahil ilimizdir. Aydınlık yüzüyle bilinir. Ama bahar aylarına rastlayan kitap fuarlarına ilgi bu özelliği ve bu yüzüyle pek örtüşmez. Nedeni de, İzmirlinin dışa dönük bir yapıya sahip olması; kitap fuarlarınınsa kapalı alanda, biraz da eğitim sisteminin dayattığı kitap kavramına uygun sıkıcı bir ortamda gerçekleşmesi ve bunun da İzmirlinin içindeki bahar coşkusuna ters düşmesidir. Bana kalırsa İzmir’in kitap fuarı açık alanda festival havası içinde olmalıdır. Yine İzmir’de yaşayan biri olarak bana kalırsa, bütün kitap fuarları festival havasında olmalıdır.

2.Yazarların okurlarıyla buluşması görüntü olarak şöhrete kavuşmuş bir ismin, belli kesimlerin, belli kalıpların yazarları için geçerli olabilir. Ülkemizde duygu, inanç, kültür, düşünce yolculukları özgüvenle ve bireysel olarak değil, sürü psikolojisi içinde yapılır. Bir taraf olan öbür tarafa sağırdır, kördür. Okurla buluşmaktan anladığım birebir söyleşmektir. Ama söyleşmede dolgunluk ve doyuruculuk, sözünü ettiğim bireysel yolculuğun içinde olmakla gerçekleşir. Şimdi ülkemizde devamlı okurluk yani o bireysel yolculuk oranı, yapılan bir araştırmaya göre on binde birse buluşmalar, söyleşmeler dolgun ve doyurucu olur mu? İşte bu nedenle kitap fuarında okur-yazar buluşmasının gerçekleşmediğini düşünüyorum.

3.Sıkıntılarımdan birisi de budur. Çocuklarla okullarda veya ayaküstü kitap fuarlarında buluşuyoruz. Eğitim sistemimiz düşünen, araştıran, sorgulayan, merak eden, tartışan çocuklar arzusu üstüne kurulmadığı için sorular da yavan ve kalıplaşmış oluyor. Oysaki çocuk hayal demek, merak demek, şaşırtan ve zorlayan sorular demektir. Biz çocukluğun bu zenginliklerini fakirleştiriyoruz, çölleştiriyoruz. Yarının, orta düzeyde, güdülebilir, yönetilebilir büyükleri olması için onları bonzai gibi buduyor, şekillendiriyoruz. Belki de bu nedenlerden dolayı, ilginç gelebilecek bir soru ya da karşılaşma hatırlamıyorum.

4.İzmirlinin sözünü ettiğim özelliklerinden dolayı kitap fuarlarının neredeyse şehrin dışına taşınması okur katılımını olumsuz etkiler. Belki test kitapçıları ihtiyaçtan zorunlu olarak ziyaret edilebilir. Bu nedenle yeni fuar alanına okur olarak gelmeyi göze alacak İzmirlilerin kahraman ilan edilmesi gerekeceğini düşünüyorum.

Feyza Hepçilingirler/Kırmızı Kedi Yayınevi

1.İzmirliler her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla katıldılar kitap fuarına. İzmir’de kitap fuarı, kitap ve bahar şenliği gibi yaşanıyor. Bu yıl da öyle oldu. Geçmiş yıllardaki gibi… Neden bilmem ama sanki biraz daha coşkuluydu bu yıl.

2.Söylediğiniz şeyi, okurlarımla buluşmanın sevincini ifade ediyor. Bahardan bahara, fuardan fuara görüştüğüm okurlarım var. Eski öğrencilerim, eskimeyen dostlarım, yakınlarım, akrabalarım… Kitap fuarı benim için her baharda yeni ve sıcak bir İzmir buluşması demek…

3.Çocukların saflığı, temizliği, artniyetsizliği beni büyülüyor. Kitaplarınız ve sizin için ne düşünüyorlarsa hiçbir süzgeçten geçirmeden apaçık söylüyorlar. Bir kitabınızı ötekinden daha çok mu sevdiler, söylüyorlar. Beğenmedikleri bir şey mi gördüler, söylüyorlar. Geçenlerde bir oğlan, “Ben sizi daha genç sanıyordum; bayağı yaşlıymışsınız,” deyiverdi mesela.

4.Kesinlikle etkiler. Kültür Park’ta kitap fuarından çıkınca çayını, kahvesini içiyor, karnını doyuruyor. İsterse ağaçların gölgesinde, çamların üzerine uzanıyor. Benim tanıdığım İzmirli keyfine düşkündür. Metroya binip gideceği yere o kadar rağbet etmez gibi geliyor bana. Ayrıca bu yeşil düşmanlığı nedir? Bıraksınlar İzmir’in ortasındaki biricik yeşil alan, kitap ve bahar şenliğini yaşatacak bir park olarak yaşamayı sürdürsün.

Çiğdem Gündeş/Tudem

1.İlk üç gün fuardaydım. Özellikle Cumartesi ve Pazar günleri herkesi sevindiren bir ilgi vardı. Deyim yerindeyse İzmirliler akın akın geldiler ve kitap aldılar. İzmir TÜYAP hep böyle yoğun ve verimli olur ancak bu kez daha yoğun bir ilgi vardı bence. Bunu sadece gözlemlerime dayanarak söylüyorum, fuar sonrası bir araştırma yapılır ve ziyaretçi sayısı belirlenir elbet. Umarım yanılmamışımdır. Son hafta ilginin daha da artacağını düşünüyorum.

2.Severim fuarları. “Aaa merhabaa!” diye selamlaşmak heyecan verici. Hele bir de “Kitaplarınızı okumuştuk, sevmiştik…” diye gelenler, “Arkadaşlarım önerdi sizin kitaplarınızı, almaya geldik…”, “Çocuklarıma sizin masallarınızı okudum hep, ezberlediler…” diyenler, yazma tutkumuzun yersiz olmadığını, dahası yalnız olmadığımı hissettiriyor bana. Eve gidip hemen yeni düşler kaleme almak için yüreklendiriyor.

3.Olmaz mı? Çocuklar ah çocuklar ve gençler! Geçen sene İstanbul Tüyap’ta 13 yaşlarında bir delikanlı ve annesi yaklaştı. Selamlaştık. “Küçükken sizin Yağmur Saçlı Kız masalınızı okudum, sonra hepsini aldım. Tüm kitaplarınızı hala saklıyorum. Teşekkür ederim,” dedi sevindirdi beni ve gitti. Birkaç dakika sonra geri geldi; “Son masalınızı almak istiyorum,” dedi. Şaşırdım. Masal okumak için biraz büyüktü açıkçası. (Daha doğrusu ara bir yaştaydı, çünkü bence masalları ya küçükken okuruz ya iyice büyüyünce…) Bunu ona da söyledim. Ama ısrar etti ve imza istedi. Tam adına imza atacaktım ki; “Yok dedi, benim için değil, torunlarım için imzalamanızı istiyorum!”. On üç yaşında ve çook ileride doğacak torunları için imzalı kitabımı istiyor… Söz bulamadım, sevinçle imzaladım. Bu güzel genç ve annesi ayrıldıktan sonra da ağladım.

4.Hmm! Bu sorunuzu, önce İzmirli bir katılımcı olduğumu düşünerek yanıtlayacağım. Kolayca vapurla, tek bir otobüsle, kolay bir aktarma yapıp metro ile fuara gitmek varken… Onca yolu katetmek gerçekten hiç İzmirlilere göre bir iş değil. İzmirliler, alışkanlıklarına bağlıdır. Sevdiği yerlerden, sevdiği şeylerden vazgeçmez kolay kolay. Alışkanlıklarına bağlıdır. Kendince hayatına katar ve kendince adlandırır, örneğin, biz kısaca “Fuar” deriz, Kültür Park haritalardaki adıdır. Fuar, İzmir için çok güzel bir mevsimde yapılıyor. İzmirli, keyfini çıkara çıkara geziyor fuarı. Acele etmiyor. Evine kolayca döneceğini  bilmenin rahatlığıyla gönlüne göre geziyor. Bir gözlemim; İzmir TÜYAP’a Manisa, Muğla gibi çevre illerden ve kimi ilçelerden otobüsle gelen ziyaretçiler de oluyor. Sabah gelip akşama dek kalıyorlar. Eğer Kültür Park yerine başka bir alana taşınırsa cazibe merkezi olmaktan çıkacaktır fuar ve Tüyap.

Bu soruyu bir de ziyaretçilere sormak gerek, kimbilir ne sakıncalar sıralayacaklar. Katılımcılar açısından bakınca da çok işlevsel olacağını sanmıyorum. Örneğin, ben, Karşıyaka’dan hareket edip çok uzak bir noktaya nasıl giderim, şimdiden onu düşünüyorum inanın. İstanbul fuarından örnek verirsem; üst üste iki gün imzam olduğunda otelde kalıyorum. (İstanbul’da yaşıyorum!) Çünkü gidip gelmek resmen işkence oluyor. İstanbullular da çok yakınıyor; “Yakın olsa gideriz,” diyorlar. Yeni fuar alanının çevresine oteller, lokantalar vs. yapılmak zorunda. Aksi halde, katılımcıların fuara geleceğini sanmıyorum. Çok maliyetli olacaktır. Yeni oteller vs. de yeni imar alanları, yeni inşaatlar demek. Mevcut fuar alanına da kongre merkezi ya da benzeri bir yapı düşünüldüğünü duydum. Yazık! İzmir’in nefes alabildiği, huzura kavuşabildiği tek yeşil alan! Çok yazık olur, çok! Bence fuar Fuar’da kalmalı!

Gürsen Özen/Günışığı Kitaplığı

1.İzmirlilerin böylesine uygarlık ve kültür yüklü heyecana gönülden katıldıklarına inanıyorum. Fuarlar ülkelerin, şehirlerin, bölgelerin vitrinidir. Kültürel amacı yoğun gelen kitap fuarı, İzmir’de daha bir canlılık, renk ve zenginlik taşıyor. Her yaştan okurun dolaştığı stantlarda büyük bir ilgi gözlemledim. Özellikle öğretmenler eşliğindeki öğrenciler kitaplara dokundular, kitapları karıştırdılar, kokladılar. Benim gözlemim kitaplara ilginin gün geçtikçe arttığı ve bu hareketliliğinde bu yıla yansıdığı yönündedir.

2.Her şeyden önce bence bir aydınlık buluşmadır kitap fuarları. Her platformdan, her kesimden insanı bir araya getiren bu etkinliklerin tüm şehirlerimizde istenilen düzeyde gerçekleştirilebilmesi en büyük isteklerimden biridir aslında. Özellikle kitap fuarlarımızın ülkemizin her köşesinde gündem oluşturması bir aydınlanma ve farkındalık alışverişi olacaktır. Gençlerin ve çocukların okuma ve kitap sevgisi böylesi etkinlikler aracılığıyla başarıya ulaşmaktadır. Yazarlarla okurların bir aradalığının sağlanması açısından ayrı bir önem taşımakta, görülebilen ve yakınlaşılabilen yazar; birçok hevesli gence örneklik oluşturabilmektedir.

3.Çocuklarla paylaşılan her süre aslında ayrı bir anıya kaynaklık edebiliyor. Kitabın başında imza sırası beklerken kendi aralarındaki konuşmalar dikkatimi çekiyor, onlara kulak veriyorum. Öncelikle kitap alımı konusunda hesap kitap yaparken çok tatlı oluyorlar. “Bu kaç para?”, “Siz yazar mısınız? Öyleyse hayırlı işler.”, “Kolay gelsin, paralarımızı birleştirelim de alalım mı?”. Bunlar ne kadar içten ve saf ifadeler. Okul söyleşilerinde karşılaştığım ilginç ve kitabımın iyi anlaşıldığına dair sorular beni mutlu ediyor. Sınıflarından örnekler bulmaya çalışıyorlar. Sevdikleri bir öğretmeni göstererek “çikolata sesli kadın o mu?” diye soruyorlar. “Cup diye oyuna düşen çocuklar”, “yeni alınmış giysilerin yaramaz balonlar tarafından rengarenk boyanması”, “giyilmek için günlerce yağmurun yağmasını bekleyen yağmurluğun daha ilk giyişte cıııırt diye yırtılması” öykülerdeki çocukluk halleri… Bu ve benzeri halleri mutlaka birçok çocuk yaşamış ve yaşayacaktır. Bu bağlamda yaşadığım özel anılarımı öykülerim için saklıyorum.

4.Kitap fuarları şehir merkezlerinden uzaklaştıkça ulaşım sorunları ortaya çıkabiliyor. Böylesi durumlar özellikle büyük şehirlerde insanları katılımcı olma yolunda zorluyor. Keşke bu güzel fuar alanı, yeşillikler, güzellikler ve anılar arasında sonsuza değin kitapları ve kitapseverleri ağırlayabilseydi. Ama inanıyorum ki kitapların gücü kitapseverleri en uzak yerlere gitmek konusunda bile yıldıramaz. Kitapseverler o güzel kitapların izinden mutlaka yollara düşecektir.

Not: Bu yılki fuarın beni etkileyen yönlerinden biri de “fuar içi anonslar” oldu. Çikolata sesli bir kadın sunucunun esprili, sevimli, sıcak duyuruları övgüye değerdi. “Sahibini arayan poşetler”, “sahibini kaybeden gözlükler”, “Hemen merdivenlerden pıtır pıtır çıkacaksınız, Hüseyin Yurttaş size neler neler anlatacak”, “Sevgili küçük çocuk Alp, güvenlikte bekliyoruz. Belki bir şeyini kaybetmişsindir”, “Sevgili öğretmenim, afacanlarınız giriş kapısında”, “Unuttuğunuz kitabın kapağını açamadık. Kahramanlar kaçar diye korktuk”, “Kitabı alan cep telefonunu kaybediyor. Ne güzel! Yine de telefonunuz sizi özlemiş”.

Bu cümleler sıkıntılı, kasvetli kayıp ilanlarını ya da bildirileri ne kadar da güzelleştirdi. Her şeye asık surat ile yaklaştığımız, karamsarlığımızın doruk yaptığı, öfke ile kalkıp öfke ile oturduğumuz bu günlerde bu sıcak, bahar kokulu sesler bana çok iyi geldi. Sanıyorum bütün ziyaretçilere ve özellikle de kayıplarına kavuşanlara çok çok iyi gelmiştir. 

edebiyathaber.net (22 Nisan 2016)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z