Masthead header

Kitaplarını ne yapmayı düşünüyorlar?

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Türkçe’nin usta kalemi Adalet Ağaoğlu’nun yılların birikimi kitaplarını Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışlaması, akıllara yazar kitaplıklarını getirdi bir kez daha.

Milliyet Sanat, ağustos sayısında yazarların kütüphanelerine girdi, onlara kitaplarını ileride ne yapmayı düşündüklerini sordu.

Yazarların kitaplıkları, hangi kaynaklardan beslendiğinin yansımaları oluyor bizim için. Onun hangi fırınlardan ekmek aldığını, hangi derelerden su içtiğini okur gözüyle görmek farklı bir bakış açısı sağlıyor. Diğer yandan da, sevdiğiniz bir yazarın kişisel zevklerini ön plana çıkararak biriktirdiği, onun anısına imzalanmış daha kim bilir nice yazardan imzalı, değerli kitaplara dokunmak… Bu da kitap kokusunu sevenler için, işin diğer tarafını oluşturuyor.

Bu cümlelerin kurulmasına sebepse, Adalet Ağaoğlu’nun kitaplığını Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışlaması. Üniversite de bu koleksiyonla Adalet Ağaoğlu adına Boğaziçi Üniversitesi Aptullah Kuran Kütüphanesi içinde bir araştırma odası açtı. Adalet Ağaoğlu Araştırma Odası’nda, yazarın kendisi ve eşi Halim Ağaoğlu tarafından oluşturulan arşiv, belgeler, hakkında yapılan incelemeler, mektuplar ve aldığı ödüller de yer alıyor.

Ağaoğlu’nun bu cömert bağışı sonrasındaysa, yazar kitaplıkları tekrar akıllara düştü. Kitap biriktirmeyi alkolizmle bir tutan, kendisini bildiğinden beri kitap biriktiren, nadir kitapların peşine düşen, kitaplardan ötürü hasta olmasına karşın onlardan vazgeçemeyenlere kitaplıklarını, onlarla ilişkilerini sorduk ve bir de kitaplarını ileride ne yapmayı düşündüklerini…

Selim ileri

“Ölümümden sonra bir üniversite kitaplığına bağışlamayı düşünüyorum”

* Kitaplığıma koyduğum ilk kitabı hatırlamıyorum ama ilk kitaplarım ablamdan kalanlar. O zihnimde çok net. Bir de bundan sonra kitaplarım için özel bir defter tutmaya başladığımı hatırlıyorum. Her kitap için ayrı numaralar verip bu deftere kaydederdim.
* Kitaplığımdaki hiçbir kitabı birbirinden ayırdığımı söyleyemem. Benim için hepsi özel ve değerli ancak tabii imzalı olanların ayrı yeri var. Kitaplığımla ilgili özel şeyler söyleyemeyeceğim ama sahaflardan bulduğum benim adıma olmasa da şu an yaşamayan yazarlarımızdan imzalı özel kitaplarım var. Halit Ziya’nın, Nahid Sırrı’nın, Abdülhak Şinasi Hisar’ın. Onlara özel bir sevgim olduğunu söyleyebilirim.
* Adalet Ağaoğlu’nun bağışını çok doğru buluyorum çünkü o imzalı kitaplar sahaflara düştüğünde, yazar açısından kırıcı olabiliyor. Ölümümden sonra olmak kaydıyla, ben de bir üniversite kitaplığına bağışlamayı düşünüyorum.

Doğan Hızlan

“Adımı taşıyan kütüphanelerin devamı gelecek”

* Kitaplarımın sık kullandığım bölümünü, Fatih’teki evde bulunduruyorum. Gazetedeki odamda başvuru kitaplarım var: Sözlükler, ansiklopediler, antolojiler yanımda durur. Yaşadığım evde de bir kısım kitaplar var. Çünkü okumak için eve getirdiğim kitaplar da orada birikiyor, böylece orası da kütüphaneye dönüşüyor.
* TÜYAP Kitap Fuarı’nda ve Antalya’da adımı taşıyan kütüphanelerde özellikle genel bilgi peşinde koşan okurlar için yararlı kitaplar var. Her iki kütüphane de verilenlerle yetinmiyor. TÜYAP ve Antalya da sürekli kitap alıyor. TÜYAP’ta benim adımı taşıyan kütüphanede iyi bir İstanbul kitaplığı düzenleniyor. Bu kütüphanelerin devamı gelecek, bir üniversiteyle temaslarım var, sonuçlanmak üzere.
* Her gün kullandığım, yazılarım için gerekli başvuru kitapları için şimdilik bir şey düşünmüyorum. İleride onları da bir kütüphaneye emanet edebilirim.

Semih Gümüş

“Kitaplarımı AFL Kütüphanesi’ne vereceğim”

* İnsan kendini bildi bileli kitap okuyorsa, ilk kitabı hatırlamak olanaksız. Çocukluğumu 1960’ların ilk yarısında yaşadığıma göre, düşünüyorum da, o yıllarda kitap çeşidi pek azdı, ama yok da değildi. Dergiler de vardı, ansiklopediler de. O yılların kitaplarının şimdilerde kitaplığımda olmadığını görüyorum. Demek başkalarına vermişim. Bunu bugün de yapıyorum. İlk gençlik yıllarımdan unutamadığım kitaplarımın önemli bir bölümü Varlık Yayınları’ndansa, öteki bölümü de Bilgi Yayınevi’nden. Necati Cumalı’nın ‘Kızılçullu Yolu’ unutamadıklarımdan. Epeyce eski tarihli. Öykü kitabı diye almış, eve gidince şiir kitabı olduğunu görmüştüm. Gelgelelim, küçük yaşta o güzel kitapla tanışmamı sağladı bu dalgınlık ki ‘Kızılçullu Yolu’, Necati Cumalı’nın en güzel şiirlerinin olduğu kitaptır.
* Bugün baskısı bulunmayan, sık sık dönüp baktığım, orasından burasından karıştırıp okuduğum kitaplarım en değerlileridir. Sayısı da pek çok. Sözgelimi ‘Parasız Yatılı’nın sonraki baskılarına bakmam da Bilgi Yayınevi’nden yayımlanan çok güzel baskılı olanını ara sıra karıştırırım.
* Kitaplarım git gide çoğalıyor. Bu arada ben hep yayıncı, dergici olarak yaşadığım için, çok sayıda kitap gönderiliyor. Önemli miktarını sahaf dükkanı açan bir arkadaşıma destek olsun diye vermiştim. Sonra gene biriktirdim. Şimdi de okuduğum liseme vermeye hazırlanıyorum. Ankara Fen Lisesi’nin hayatımdaki yeri çok özeldir. Yatılı okuduğum arkadaşlarımla can ciğer dostluğumuz hâlâ sürer. Ben de AFL Kütüphanesi’ne vereceğim kitaplarımı. İleride de topluca ikinci tur bağışı yaparım sanırım.
* Adalet Ağaoğlu’nun davranışı örnek. Sonradan değerini bilmeyen ellerde kalacaksa, kendiliğinden dağılacaksa, kitaplarımızı topluca bir yerlere vermek gerekli. Ama o kitapların değerini bilecek yerlere, doğru dürüst kurumlara, okullara… Onların sayısının da çok olmadığını biliyorum, ne yazık ki.

Can Öz

“Kitaplarımı bağışlayabilirim ama babamın kitaplarını asla…”

* Erdal Öz’ün üniversite yıllarındaki başucu kitabı Rilke’nin 1966 baskısı ‘Malte Laurids Brigge’nin Notları’dır. Sırtı artık çürümüş, bir üfleseniz sayfaları ayrı ayrı uçuşacak, sapsarı, kupkuru bir kitap… İçinde hâlâ notları, satıraltı çizgileri durur. Biraz karıştırdım. Bu kitabın benim için ne ifade ettiğini anlatacak cümleyi kitabın içinde buldum. Babam daha 20’li yaşlarındayken, başka kim bilir neler yazmak için kullandığı bir kurşunkalemle şu cümlenin altını çizmiş: “Niçin birdenbire en tatlı, en gece dolu kelimeleri buluveriyorum ve sesim niçin, kalbimle boğazım arasında, içimde yumuşacık durmaktadır.” Eee, Behçet Necatigil çevirisi bu tabii.
* Hem siyasi hem edebi meraklarını bu kitaplarla gidermiş. Müthiş kaynak kitaplar var, özellikle TDK’nın Evren darbesiyle mahvedilmeden önceki muhteşem çalışmalarının tümü rafta duruyor.
* ‘Kütüphanenin en değerli kısmı’ şeklinde ayrım yapamam. Bu, bir insanın ömrünün bir bölümünün daha önemli olduğunu söylemeye benziyor; bunu babam adına ben söyleyemem. Benim için onun ömrü, zihni bütünüyle aynı değerde.
* Kitaplarının bir kısmı Şile’de, son kitaplarını yazdığı odasında duruyor. Ancak eski kitapları nemden korumak için orada tutmuyorum. Kalan kitaplar ofis odamda ve evimdeki kütüphanede. Annemle yaşadıkları evdeki kitaplarsa elbette bıraktığı yerde.
* Adalet Ağaoğlu’nun yaptığı bağış çok şık. Ben de bir gün kendi kitaplarımı bağışlayabilirim. Yayınevinden kitap bağışı sürekli yapıyorum. Ancak babamın kitaplarını asla bağışlamam. Bu kitaplarla zaman zaman onu izliyorum ve hepsine gözüm gibi bakmak niyetindeyim.

Eray Ak – Haberin tamamını Milliyet Sanat dergisinin ağustos sayısında bulabilirsiniz.

edebiyathaber.net (2 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z