Masthead header

Kalem yaratıcıdır | Feridun Andaç

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

feridun andac 10.tifİnsandaki dokunma duygusu ne zaman gelişir diye merak ederim. Kuşkusuz tıp biliminde tanımı, tespiti vardır. Ama, gene de ben bu deneyimin, o ilk parmak emme, anne memesine tutunmanın ötesinde; bir nesneyi kavrama isteğiyle başladığını düşünürüm.

Tutmak, tutunmak ötesi bir şeyden söz etmek istiyorum aslında. Yani bilinçli kavrayış… Tuttuğu şeyle aklı/zihni arasında gereklilik ilişkisi… Bir devinim, düşünce, eylem isteği…

Bu nedenledir ki, bilinçle tuttuğumuz ilk nesneleri eylemselleştirip bir yerlere sürteriz. Çarpma, belki onun ne olduğunu kavrama isteğindendir ya da yeni yeni uç veren dişlerimize dokundurma, tatmakla birlikte sertliğini kavrama… Bir adım ötesi kâğıda eriştiğimizde o iki üç parmağımıza tutundurduğumuz nesnenin bize çizmek, karalamak isteğini vermesi… İşte sanki insanın asıl yaratıcılık eşiği de burada başlar gibi gelir bana. Bunu keşfetmek, sizi çizginin üzerine götürür… Sürekli çizersiniz.

Oğlum Barış’ın dört beş yaşlarındaki çiziktirdiklerini tarih atarak biriktirmiştim. Gözüm, gözlemim onun üzerindeydi… Tabii ki derdim onu kaleme/yazıya hazırlamak değildi. Ama onun nesnelerle oyununda neyi daha çok öne aldığını merak etmiştim, zamanla da o kalemi seçmişti. Çizgisel bir yolculuktu onunkisi de.

Şimdi, oradan bakınca; kendi yaşadıklarıma da dönünce, kalemin ne denli yaratıcı olduğunu, dahası bizdeki yaratma duygusunu ortaya çıkaran bir nesne olma özelliğini düşünüyorum. Vazgeçemediğim bir “nesne” mi, yoksa tanımlayamadığımız bir organ/eklem midir bize?!

Elin hüneri çok. Bakın, bu yazıyı tuşlara dokunarak yazıyorum. Ama ilk cümleyi, dahası yazının başlığını bir kâğıda, “kalem yaratıcıdır” diye yazdım önce. Bu iki sözcük düşüncelerime çengel attı. Gözüme ilişen bir söyleşiyi okudum. Ünlü İngiliz reklamcı John Hegarty’nin söyledikleri arasında şu da vardı: “Kalem dâhice bir icat!” Bu da düşüncelerimi tetikledi ister istemez. Evet, kalemle yaratıcı yanınız daha çok ortaya çıkabiliyor. Neredeyse bütün öğrencilerime ilk derslerimdeki önerim bir kalem bir defterdir. Bu asla teknolojinin reddi anlamına gelmez.

Oğlum görsel iletişim tasarım eğitimi aldı, teknolojiyle içli dışlı, ama bakıyorum kalemi kâğıdı hep yanı başındadır.

Evet, kalem yaratıcıdır. Dokunarak düşünüyor insanoğlu. Bu nedenledir ki, sıklıkla şunu da yinelerim: görmek de dokunmaktır. Fotoğraf, sinema bu nedenledir ki insanın yaratıcılığı daha üst sıralara çıkarmıştır. Bakın, bilimdeki gelişmeler yalnızca bilimsel buluşların birbirini tetiklemesiyle değil; bu sanatların yarattığı devrimlerden de etkilenerek kendi kulvarlarını genişletmiştir.

Biliyorum, söz geldi dile dayandı; der ya Yunus Emre:

Çün aşkın kitabını okudum, tahsil ettim

Ne hâcet kim karayı ak üstüne yazarım

                                         ***

Dört kitabın ma’nîsim okudum, hâsıl ettim

Aşka gelincek gördüm bir uzun heceyimiş

Yeni zaman burcunda başlamalı buradan. Kalemin alıp taşıdığı yerlere gitmeli, düşlere düşüncelere…

Feridun Andaç – edebiyathaber.net (30 Aralık 2014)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z