Masthead header

Jonathan Franzen’ın “Düzeltmeler” adlı kitabı üzerine | Onur Uludoğan

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

I

Kent yaşamı, insanların bireyselliğini ön plana çıkartırken en önemli darbeyi de kuşkusuz, aile kavramına vurdu.

Kırsal hayatta varlığını sürdüren geniş aileler, sosyal ya da ekonomik nedenlerle kentlerde yaşamaya başlayınca büyük bir hızla dağılma sürecine girdiler ve yerlerini öncelikle çekirdek ailelere bıraktılar.

Çekirdek aile, anne, baba ve çocuklardan oluşan ve toplumdaki en küçük sosyal örgütlenmeyi anlatan bir kavram olarak düşünülür ve özellikle muhafazakâr teorisyenlerce her daim yüceltilir.

Bu yüceltmelerde, toplumsal yapının sağlıklı işleyebilmesi için ailenin önemine yapılan vurgu ön planda tutulur.

Dağılmamış olanlarını düşünerek söylersek, çekirdek ailenin işleyişi, özellikle çocuklar küçükken genellikle aksamaz fakat ailedeki çocukların büyümeleriyle beraber kimi aksamalar da ortaya çıkmaya başlar.

İlk gençlik ve devamındaki yıllar, ebeveynlerle çocuklarının aralarındaki ilk kopuşların başladığı zamanlar olarak kabul edilebilir. Bu dönemi, üniversiteye gitme ya da başka bir nedenle yaşanan ilk ayrılık izler ve devamında da genellikle, evlilikle beraber gelen kalıcı ayrılık yaşanır.

Kalıcı ayrılıkla beraber, çekirdek aile artık temel işlevlerinden en önemlisini (bir çocuk sahibi olma ve onu yetiştirme) kaybeder ve yaşlanan ebeveynler için yaşam biraz daha anlamsızlaşır.

Burada, bayram ziyaretleri ya da torun bakma gibi rutinlerle ebeveynlerin yaşamlarında doğan boşluklar doldurulmaya çalışılır fakat şehir yaşamının telaşına kapılan evlatlarla, yaşlanan anne babaların ilişkileri bir daha asla eskisi gibi olmaz.

Bu durum, ebeveynlerin iyice yaşlanarak elden ayaktan düşmeleriyle daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmeye başlar ve birkaç ömür böylece geçip gider.

Tüm bu yaşananlara ek olarak, evlenen çiftlerin birbirlerinin aileleriyle kurdukları ilişkiler, gittikçe yaşlanan anne babaların bir türlü çocukları üstündeki yaptırımlarından vaz geçmek istememeleri de çekirdek ailelerin ciddi başka gerilimler yaşamalarına neden olabilir.

 

II

Bu, sıkıcı olabilecek girişi Jonathan Franzen’in geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitabı Düzeltmeler’e giriş yapabilmek adına yazdım. Çünkü Franzen, 490 sayfalık kitabında tam da yukarıda sunmaya çalıştığım niteliklere sahip bir ailenin hikâyesini anlatmış.

Düzeltmeler’de, öyküsü anlatılan çekirdek ailenin soyadı Lambert.

Baba Alfred ve anne Enid Lambert, elli yıla yakın bir zamandır evlidirler. Amerika’nın orta batısındaki St. Jude kasabasında yaşarlar ve üç çocukları vardır.

Bunlardan en büyükleri Garry Lambert, Philadelphia’da yaşamaktadır. Evlenmiştir ve onun da üç çocuğu vardır. Görünürde ekonomik ve sosyal yönden bir eksiği yoktur.

İkinci çocuk Chip Lambert, ailenin kaybedenidir. Bir üniversitede yürüttüğü öğretim üyeliğinden, öğrencilerinden birisiyle girdiği ilişki nedeniyle kovulmuştur. New York’a yerleşmiş ve yaşamını bir türlü yeniden organize edememiştir ve ekonomik yönden tam bir bataktadır.

Ailenin son çocuğu, Denise Lambert ise, görünürde tercihleri doğrultusunda yaşamaktadır. Üniversiteyi yarım bırakmıştır ve aşçılık yaparak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.

 

III

Düzeltmeler’de, bu beş kişilik ailenin öyküsü toplam yedi bölümde uzun geri dönüşlerle bizlere sunulur.

Bölüm isimleri içerikleriyle uyumludur:

1.) St. Jude

2.) Başarısızlık

3.) Düşündükçe Öfkelendi

4.) Denizde

5.) Generator

6.) Son Noel

7.) Düzeltmeler

 

IV

Bu yedi bölüm içinde, sayfa sayısı ve içerik olarak ilk ve son bölüm paralellik gösterir. İlk bölüm, Lambert ailesiyle tanıştığımız ve öyküye genel bir giriş yaptığımız bölümdür. Son bölümse, tüm anlatılanların ardından öykünün toparlandığı ve anlatının tamamlandığı bölümdür.

Bu iki bölüm, diğer beş bölüme göre oldukça kısa tutulmuştur.

Kitabın diğer bölümleri, ailenin bireylerinden bir tanesini merkeze alarak, Lambert’ların elli yıla yayılan yaşanmışlıklarını öğrenmemizi sağlar.

Bu kapsamda, ikinci bölümde, Chip’in; üçüncü bölümde, Gary’nin; dördüncü bölümde, Alfred ve Enid’in; beşimci bölümdeyse Denise’in yaşamları merkeze alınır.

Ancak, adı geçen bölümlerde, bir aile öyküsünün gereği olarak, tüm aile bireyleri yan rollerde de olsa anlatılır.

Düzeltmeler’deki her bir bölüm, zamanda ciddi sıçramalar yapılarak anlatılır. Bu sayede, Lambert ailesinin bireylerinin, uzun yılar boyunca yaşadıkları değişimi büyük bir çabuklukla öğrenme fırsatımız olur.

Franzen bu sayede, öyküde hiçbir boşluk kalmamasını sağlayarak kitabını bitirir.

 

V

Düzeltmeler, temelde sahip olduğu totaliter nitelikler nedeniyle,  aile denilen oluşumun, bireyler üzerindeki boğucu etkisini anlatmaya soyunan bir roman. Bu kapsamda, özelde, Amerika yerelinde geçen bir konuya sahipmiş gibi görünse de, kitaba, genel bir pencereden bakarsak, kent yaşamında varlığını sürdüren tüm insanları kapsayan bir yapıya sahip olduğunu görebiliriz.

Düzeltmeler’de, Lambert ailesinin tüm bireyleri, bir yandan kendi geçmişleriyle hesaplaşırlar diğer yandan da yaşamlarında kötü giden her şey için aile bireylerini suçlarlar.

Bu kapsamda, tüm çocuklar Alfred ve Enid’e kızarlarken, Enid de yaşamının geldiği noktayla ilgili olarak Alfred’i suçlamaktadır.

Alfred ise Alzheimer ve bunamayla boğuştuğu için hızla dış dünyayla olan bağlarını kaybetmektedir.

Tüm bu suçlama-suçlanma çıkmazında ilerleyen yaşamlar, Enid’in dayatmacı tutumuyla, adeta çırpınarak, gerçekleşmesini sağladığı bir Noel yemeğiyle tekrar birbirlerinin içine girer ve hesaplaşmalarla asıl gerçeklerin bambaşka olabileceğini fark ederler.

 

VI

Dikkatli okurlar, Düzeltmeler’in, Franzen’in, Türkçe ’de geçtiğimiz ay yayımlanan Özgürlük romanıyla paralellik taşıdığını düşüneceklerdir.

Franzen, Özgürlük’te de, bir başka Amerikan ailesi olan Berglund’ların üç kuşağa yayılan öykülerini anlatmayı tercih etmişti.

Kuşkusuz, her iki romanda da aile ve ailenin birey üzerindeki baskıcı yönü, anlatıların merkezini oluşturmaktadır.

Bu kapsamda bakıldığında, ailelerinin içinde boğulan bireyler bu romanların merkezinde yer alırlar.

Ancak bu duruma bakarak, Franzen’in iki kitapta da benzer cümlelerle aynı tespitleri yaptığını söyleyemeyiz. Bu açıdan, Özgürlük’ü ve Düzeltmeler’i aynı temalar etrafında yazılan ve birbiriyle içeriksel bağlantıları olan bambaşka iki kitap olarak düşünmek en doğrusu olacaktır.

Benim kişisel düşüncem, henüz Özgürlük’ü okumamış olan ancak Jonathan Franzen’in bir kitabını almak isteyen okurların, işe Düzeltmeler’le başlamaları yönünde. Bu sayede, okurlar, Düzeltmeler sayesinde Franzen’in aileye bakış açısını kavrayacak, Özgürlük’te de aynı bakış açısıyla yazılan bir başka güzel romanı daha okuyacaktır.

Onur Uludoğan – edebiyathaber.net (27 Haziran 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z