Masthead header

J. D. Salinger’in Ernest Hemingway’e mektubu ve mektubun hikayesi

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

J. D. Salinger, Ernest Hemingway‘in 1944 ağustosunun sonunda Paris’teki Ritz Otel’de olduğunu öğrenir.

25 yaşındaki Jerry Salinger, o günlerde korkunç bir savaş tecrübesi yaşamaktadır. Onunla birlikte Normandiya çıkarmasını gerçekleştiren 3.080 kişilik 12. Amerika piyade birliğinin sadece üçte biri hayatta kalmıştır.

Onun bulunduğu alay Paris’e giren ilk alaydır. Mutlu bir kalabalık tarafından karşılanırlar. Salinger’in alaydaki görevi, Nazi’lerle işbirliği içinde olanları tespit etmek için kurulan Karşı İstihbarat Birliği’nde memurluktur. Paris’e gittiklerinde o ve yakın arkadaşı bir işbilikçiyi gözaltına alır, fakat halk o işbirlikçiyi görevlilerin elinden alıp öldüresiye döver.

Salinger, Ernest Hemingway‘in Paris’te olduğunu duyduğunda, Hemingway, o günlerde artan şöhretiyle Amerika’nın yaşayan en ünlü yazarıydı. Salinger, bu ünlü yazarı Ritz Oteli’nde bulacağından emindir, arabasına atlar ve otele gider. Salinger’in tahmin ettiği gibi, Hemingway otelin barında oturmuş, özelde Ritz’i genelde de Paris’i tek başına kurtardığını söyleyerek övünmektedir.

Mektupta iddia edildiğine göre, Hemingway’in sözlerinde gerçeğin küçük bir yansıması var. “Onun söylediği her şeyi” hatırlayan bir gazeteci o günleri, “O, Paris’teki ilk Amerikalı’dan daha fazlasıydı. Sürekli ben Ritz’deki ilk Amerikalı olacağım, ve Ritz’i özgürlüğüne kavuşturacağım diyordu.” sözleriyle anlatıyor. Gerçekten de Hemingway Paris’e vardığında Almanlar oteli daha yeni terk etmişlerdir ve otelin müdürü Hemingway’i karşılamaya geldiğinde “bizi kurtardın süvari!” demiştir.

Hemingway Ritz Oteli’ni kendi evi gibi benimsemişti. Fakat geldiği günden itibaren daktilosunu yetenekli birilerine ödünç vermenin dışında Paris’in özgürlüğünü muhafaza etmek için pek rahatını bozmadı. Zamanının çoğunu barda Perrier-Jouet içerek geçirdi.

Özgürlük gününde öğle yemeğinin üstüne konyak içerken, yanındaki misafiri geçit törenini izlemeye gitmek istediğini söyleyince Hemingway;

“Niçin?” dedi, “Kızım, burada kal ve bu güzel konyağı içmeye devam et. Daha nice geçit töreni görebilirsin, fakat bir daha asla Paris’in özgürlüğünü ilan ettiği günde Ritz’te öğle yemeği yiyemezsin.”

Hemingway’in günleri, hiçkimse onun bir kişi bile öldürdüğünü hatırlamazken ne kadar çok Alman öldürdüğünü anlatmakla geçiyordu.

Salinger, Ritz’e vardığında Hemingway onu eski bir arkadaşını karşılıyormuş gibi karşılar, Esquire‘daki fotoğrafından tanıdığını ve tüm kısa hikayelerini okuduğunu söyler. Ayrıca gelirken yeni bir çalışmasını da yanında getirip getirmediğini sorar. Bu soru üzerine Salinger, onun hikayesinin yayınlandığı Saturday Evening Post‘un  son sayısını Hemingway’e verir. Hikayeyi okuyan Hemingway, Salinger’i tebrik ettikten sonra iki yazar oturup saatlerce sohbet eder. (Fitzgerald’ın yazdıklarını daha çok beğendiğini gizleyen) Salinger,  günün sonunda  o güne kadar duyduğu Hemingway ile o gün oturup konuştuğu Hemingway arasındaki farkın sebep olduğu ve kendisini mutlu eden bir şaşkınlık yaşar. Salinger, Hemingway’i artık “gerçekten iyi bir adam” olarak tanımlamaktadır.

Bu buluşmanın üstünden birkaç gün geçtikten sonra, Hemingway bir arkadaşına, “Jerry Salinger isimli 4. bölükten bir çocukla” görüştüğünü anlatır. Onun savaşı küçümsemesinden ve yazma arzusundan bahseder. Ayrıca Hemingway, onun New Yorker‘a postalamaya devam ettiği Salinger Ailesi’nden de etkilenmiştir. Bu iki yazar o günden sonra bir daha görüşmezler, fakat haberleşmeye devam ederler. Hemingway iyi bir akıl hocasıdır, Salinger’a: “Öncelikle senin fevkalade bir kulağın var, zarifçe ve sevgiyle yazıyorsun… Hikayelerini okumak beni ne kadar mutlu ediyor! Allah’ın cezası iyi bir yazarsın” der.

Bu samimiyet, onların bir defalık görüşmelerini takip eden yılda Salinger’in Hemingway’e savaş stresi için tedavi gördüğü Nuremberg’teki askeri hastaneden yazdığı mektupta da bulunmaktadır:

Artık sürekli hale gelen cesaret kaybı ve umutsuzluğun dışında bir sorunum yok. İyi düşünebilen birisiyle konuşmanın benim için faydalı olacağına inanıyorum. Burada bana cinsel hayatımı (normal olmayan – kahretsin!), ve çocukluğumu nasıl geçirdiğimi (normal olan) soruyorlar… Ben orduya karşı genelde sevgi beslerim… Bizim birlikte çok az gözaltı oldu. Şimdi tavırları asteğmen gibi olan on yaşın altındaki çocukları orduyu biçimlendirmek ve bilgi ağını genişletmek için topluyoruz.

… Bugünlerde, ensest hikayelerimden, birkaç şiirimden ve oyunumun bir bölümünden parçalar yazıyorum. Eğer ordudan ayrılırsam, oyunumu bitirip, Margaret O’Brien’i benimle oynaması için davet edebilirim. Asker traşım ve göbeğimin üstündeki Max Factor’a benzeyen çukurla Holden Caulfield’i ben oynayabilirim. Daha önceden “Journey’s End” oyununda Raleigh rolünde etkileyici bir performans sergilemiştim.

Bu adam ordu hayatını  yaşamaya uygun  değildir raporunu alıp ordudan ayrılmak için sağ kolumu verebilirim, ama bunun psikiyatrik sorunlarım yüzünden olmasını istemiyorum. Aklımda çok etkileyici bir roman var ve bunun sayesinde 1950’lerin ahmak yazarı olarak hatırlanmayacağım. Ahmak olabilirim, ama yanlış insanlar bunu bilmemeli.

Bunları halletmek için bana iki satır yazacağını umuyorum. Benim içinde bulunduğum sahneden uzakta düşünmek daha mı kolay? Senin çalışmalarını kastediyorum.

Bu dönemde, Salinger korku nöbetleriyle birlikte sinir bozuklukları yaşamaktadır. Salinger’in biyografisini yazan Ian Hamilton onun Hemingway’e yazdığı bu samimi mektubun ciddiye alınmadığını söylüyor. O, mektubun “delilik derecesinde içten gelen” bir yapısı olduğuna inanıyor. Belki de Hamilton haklıdır. Yıllar sonra Salinger kızına “asla yanan bir etin kokusunun burnuna gelmesine izin verme, ne kadar yaşadığının bir önemi yok” demiştir.

1946’da Greenwich kasabasında, Jerry Salinger eski cesaretini yeniden kazanmaya başlar. Salinger o yıllarda, bir poker arkadaşına, Hemingway’in de aralarında bulunduğu birçok yazar hakkında küçük düşürücü cümleler kurmaktadır. “Gerçekten, o Melville’den sonra hiçbir iyi Amerikalı yazarın var olduğuna inanmıyordu, ta ki J.D. Salinger ortaya çıkana kadar.”

Diğer taraftan Hemingway, çağdaşları arasındaki üç favori yazarını söylerken Salinger’in adını anmaktan mutluydu. O öldüğü zaman Gönülçelen’in bir kopyası onun kütüphanesinde bulunmuştu. Salinger, Hemingway’e düşman olan ne ilk öğrencisiydi ne de son.

Kaynak: Hello Goodbye Hello

Çeviri: Barış Berhem Acar – edebiyathaber.net (14 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • ahmet sönmez - 05/08/2013 - 12:03

    Çok etkileyicicevaplakapat

  • Fatma Algın - 01/09/2015 - 08:47

    Gönülçelen yani Çavdar Tarlasında Çocuklar, hiç anlamam Türkçeye neden Gönülçelen olarak çevrildiğinicevaplakapat

  • Sevsen Aslantepe - 18/03/2018 - 21:31

    Ben de catcher in rye neden Gönülçelen denildi diye soracaktım ama 2015 de sorana da yanıt verilmemiş galiba
    Saygilarcevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z