Masthead header

İlyas Tunç: “Nijerya şiiriyle tanışmam, Güney Afrika şiiriyle tanışmamla hemen hemen eş zamanlı.”

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Söyleşi: Zeynep Yıldırım

Dünyanın neresinde olursa olsun metropoller dünya uluslarından bireylerin eğitim, iş ve türlü sebeplerle gelerek yaşadıkları çok kültürlü şehirlere dönüşmekteler. Dünyanın siyasi gündeminin yarattığı insan hareketlerini şehirlerde göç yolu olmuşken görüyoruz. Son yıllarda farklı ülkeler ve coğrafyalardan gelip şehirde yaşamaya başlayan pek çok yabancı uyruklu insanla tanıştım. Mahallelerini, şehrin içinde oluşturdukları küçük şehirleri gözlemledim. Ve merak ettim bu insanların içinde mutlak yazarlar da olmalı, acaba ne yazıyorlardır?

Böyle bir mesele bende tam da yanıtını bulamamışken Kaos Çocuk Parkı Yayınları’ndan çıkan “Çağdaş Nijerya Şiiri Antolojisi” adlı kitap ile karşılaştım. İngilizce aslından çeviren ve derleyen İlyas Tunç ile kitabı üzerine söyleştik:

Nijerya şiiri ile ne zaman tanıştınız ve yeterli kaynak bulabildiniz mi, kitabın hazırlık evresinde ve çeviri süreci nasıl gelişti, ne kadar zamanınızı aldı?

Nijerya şiiriyle tanışmam, Güney Afrika şiiriyle tanışmamla hemen hemen eş zamanlı, diyebilirim. Süreç, 2000’li yılların ortalarından bu yana devam ediyor. Kitabın hazırlık evresinde çok sayıda Nijeryalı şair ve yazarla yazıştım, onların olurlarını aldım, bazıları kitaplarını, bazıları PDF olarak şiir dosyalarını, bazıları şiirlerini gönderdi, internet ortamındaki şiirlerin güvenirliğini ise ya bizzat şairin kendisiyle ya da bir başka şairle teyit etmeye çalıştım, akademisyenlerin tezlerinden, makalelerinden yararlandım, antolojiye giren şairleri ise Nijerya şiirinin Odia Ofeimun, Femi Osofisan, Tade Ipadeola, Jumoke Verissimo gibi önemli şairlerinin de tercihleriyle gerçekleştirdim. Antolojideki şiirlerin çoğu, beni bu çetrefilli ama keyifli işe bulaştıran Cevat Çapan’ın Şiir Atlası sayfasında yayımlandı. Hatta, o sayfaları şiirlerini çevirdiğim şairlere 2009 Poetry Africa’da, 2011 Garden City Literature Festival’da kendilerine armağan etmem, hem onlar açısından hem benim açımdan tarifsiz bir heyecana yol açmıştı.

Nijerya’da edebiyatın İngilizce olması bir anlamda okunabilirlik ve çeviri açısından avantaj olarak da görülebilir, çeviri sırasında dilde kültürel dokunun erozyonu gibi bir şeye tanıklık ettiniz mi? Ve buna paralel olarak anadil ile yazılan ile sömürge dili ile yazılan arasında bir farklılık sizce var mı?

Haklısınız! Edebiyat dilinin İngilizce olması çeviri açısından bir avantaj; okunabilirlik ile okunma yaygınlığını kastediyorsanız bu da bir avantaj sayılır. Sömürgeci ülkeler kendi kültürlerini sömürge ülkelere diliyle, diniyle, yaşam tarzıyla zaten dayatırlar. Misyoner faaliyetleri yoluyla gelişen süreçte yerli diller Latin harfleriyle yazı diline dönüştürülmüş, böylece İncil’in basılıp yayılması sağlanmıştır. Ancak, sahra-altı Afrika’da yaşanan bu süreç, çok daha önceden kıtanın kuzeyinde ve doğusunda Arap tüccarların, bilginlerin Kuran’ı öğretip yaymalarından pek farklı değildir. Ben, genelde Afrikalı şairlerin büyük çoğunluğunun sözel kültürden yazılı kültüre geçiş sürecinde sömürgeci yaklaşıma karşı tavır aldığını düşünüyorum. Igbo, Yoruba, Hausa, Kanuri gibi yerli dilleri bilmiyorum; bu nedenle, anadille yazılanla sömürgeci dille yazılan arasındaki farkı nesnel bir biçimde değerlendiremem. Böyle bir fark varsa, ki vardır, bunu yine sömürgeci diliyle yazan şairler bilir. Belki çok küçük yaşlardan itibaren sömürgeci dilin eğitimini aldıklarından; yani, İngilizce şiir yazacak derecede dile hakim olduklarından, belki artık unutulmaya yüz tutmuş, kabile dillerindeki sözcük yetersizliğinden, belki şiirlerini uluslararası platforma daha kolay taşıyabileceklerini düşündüğünden, ben Nijeryalı şairlerin ne İngilizce yazmaktan şikayetçi olduklarını duydum ne de vazgeçeceklerini. Batı’da eğitim gören bu şairlerin hemen hepsi, tuhaf bir çelişki gibi gelse de, anti-sömürgeci tavır sergilerler. Şiirde, önemli olan, empati kurabilmektir. Empati kurabildiğiniz dil, sizi şiire götürüyorsa sorun yok, demektir. Hiç değilse, şair açısından… Şairin kullandığı dil kadar, bence, savunduğu düşünceleri, dünya görüşüne de önemlidir; ki Güney Afrikalı şairler apartheid rejiminin acımasız, insanlık dışı uygulamalarını tüm dünyaya duyurmak için 1970’li yıllarda İngilizce yazmayı tercih etmişlerdir.

Şiir çevirisinde mantık olarak “imge”nin ne derece çevrilebilirliği gibi bir mesele takılıyor zihnime. Sizce okur, yazar kadar yabancı dilde kurulan imgeyi algılayabilir mi? Çeviride bunu çözümlemek için nasıl bir yol haritası izliyorsunuz?

İmgeyi, kendi dilinizde de çeviremezsiniz; o bulutsu ya da yalancı ayakları sürekli yer değiştiren amip gibi bir şeydir. Algılayan her kişide farklı resimler çizer. Şiir, dolaşıma girdiği anda; yani, okurla buluştuğu anda, söylenir ki, artık herkesin olmuştur. Bence, çevirmen şiire öncelikle imgesel düzeyde değil, anlamsal düzeyde yaklaşmalıdır. Anlamdan imge yaratabilirsiniz; fakat, imgeden anlam yaratmanız zordur. Anlamda takıldığınız yerde yorum ya da sezgiye başvurabilirsiniz; ancak, kaynak metni asla kırıp dökmemek koşuluyla… İkisi de bizzat kişiye özgü; yani, öznel olduğu içindir ki şiirin çevrilemez olduğu söylenir. Hayır! Şiir, çevrilir; çevrilmelidir. Dünyanın bir ucunda hiç görmediğiniz, tanımadığınız, kültürünü, dilini bilmediğiniz başka insanlarla duygusal bağ kurmaya çalışmak, ancak şiirle; çeviri şiirle mümkündür. Duygu, dilden önce gelir. Dili peşinden sürükleyen duyguya yetişmeniz için şair olmak gerekir. Şiir çevirisini şairlerin yapması, bence, bu nedenle daha doğru sonuçlar doğurur.

Dünyanın teknoloji sayesinde giderek küçüldüğü bir çağda Nijerya şiirinde hâlâ coğrafi yaşamsal etkilerin izlerini görüyoruz dizelerde, peki “modern” yaşamın günümüz şiirine etkisi nedir? Bu soruyu ülkemiz şiiri ya da çevirisini yaptığınız ülkeleri düşünerek de yanıtlayabilirsiniz.

Nijerya şiirinde, genelde Afrika şiirinde diyebiliriz, ‘coğrafi yaşamsal izlerin görüldüğü’ saptamanız doğrudur. Bu, Kara Kıta şiirinin diğer ülke şiirlerinden daha sahici olduğu anlamına gelir. Sahicidir; çünkü hâlâ geleneksel kültürün izlerini taşır. Sahicidir; çünkü Afrikalı şair, Batı tarzı modern bir şiir yazsa da, okuyucu tarafından doldurulması gereken anlamsal boşluklar yaratmaz. Sahicidir; çünkü Afrika ülkelerinde ‘bireycilik ve özerk akıl’ temelinde biçimlenen modern yaşamdan, ideolojik bir terim gibi gelse de, modernleşmeden söz edilemez. Sahicidir; çünkü somuttur. Çevirisini yaptığım ülkelerdeki şairlerin; yani, hem Güney Afrikalı hem Nijeryalı şairlerin şiirlerinde modernite sonucu ortaya çıkan gelenekten kopuşun trajik izlerini, bir aidiyet arayışını görüyorum. Aslında, durum diğer ülkelerde de farklı değil; modern şair, hızın, değişimin, parçalanmanın içinde çırpınan özerk aklını kurtarmaya, yalnızlık, hiçlik, kıstırılmışlık duygularının üstesinden şiirle gelmeye çalışmıyor mu?

Her çağın okuma eylemleri üzerinde tarihi konjonktüre bağlı eğilimleri oluyor. Günümüzde dünyadaki sosyal ve siyasal hareketler düşünüldüğünde “yerel”lik kavramı kültürde sanata sizce nasıl yansıyor?

Okuma eylemlerinin tarihi konjonktürle ivme kazandığı ya da toplumsal, siyasal, ekonomik olaylarla çakışabileceği saptamanız doğru olsa da ben, iyi okurun yapay gündemden, ucuz polemiklerden uzak durduğunu, yönlendirilmeden kendi tercihini yapabildiğini düşünüyorum. Edebiyat, özelde şiir, yaşamı bütün enginliğiyle, bütün derinliğiyle kavramamızı sağlar. Evrensel eserler, evrenselliklerini biraz da çeviriye borçlu değiller mi? Ancak bu, yaygın olanla evrensel olanı karıştırdığım anlamına gelmesin. Sorunuzu yazınsal düzlemde yanıtlamak gerekirse, bence yerellik, geleneği yaşatma kaygısına ya da bir aidiyet duygusuna dönüşmemeli. ‘Tutunamama’ duygusu, yazarı besleyen trajik ama verimli bir kaynaktır.

Nijerya şiirinde dilde gözlemlediğiniz insani duruşu nasıl özetlersiniz?

Nijerya şiiri, toplumsal sorunlara, insan ilişkilerine, çevreye duyarlı bir şiir. Ülke dışına sürülen ya da yurt özlemiyle yaşamak zorunda kalan şairlerin oluşturduğu güçlü bir diasporası var. Şairlerin değindiği konulara gelince; cunta rejimlerinin yol açtığı acılar, geleneksel danslar, aşklar, abiku inancı, pagan tanrılar, kirlenmiş nehirler, tecavüze uğrayan kadınlar, yurt özlemi… Somut bir şiir, Nijerya şiiri; insanın bizzat kendisini, dolaysız, yalansız yansıtan bir şiir.

Bu değerli çalışmayı okurlarla buluşturduğunuz için ve bu söyleşi için teşekkür ederim.

edebiyathaber.net (24 Aralık 2018)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z