Masthead header

Günlerden 35 Mayıs! | Çağlar Mirik

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Günlerden hiç 35 Mayıs olur mu demeyin. Bu kitapta olanları okuduktan sonra nelerin olup olmayacağını bir kez daha düşünüyor insan.

Konrad, matematiği iyi olan bir öğrencidir. Öğretmen matematiği iyi olanlara hayal güçlerini geliştirmesi için kompozisyon yazma ödevi verir. Konrad, Güney Pasifik hakkında kompozisyon yazacaktır ve bu hiç de kolay değildir. Birlikte eğlenceli vakit geçirmek için kendisini okuldan alan amcasının “Neyin var senin?” diye ısrarlı sorusuna en sonunda yanıt verir. Her ikisi de bu ödevin “iğrenç” olduğunda hemfikirdir. Eve giderken yolda karşılaştıkları siyah bir at onlardan şeker ister. Amca-yeğen yanlarında şeker olmadığı için üzülürler.  Eve döndükten bir süre sonra kapı çalar ve gelen yolda karşılaştıkları attır. Evde ona bol miktarda şeker verirler. Bu büyük ve siyah at işsizdir. Oysa kısa bir süre önce sirkte paten gösterisi yapmaktaydı ve şimdi ise lise mezunu olmasına karşın iş bulamamaktadır. Konrad’ın amcası ile siyah at şairler ve eserleri üzerine tartışırken Konrad da yazacağı kompozisyonu düşünmektedir. Siyah at onları Güney Pasifik’e götürebileceğini söyler. Tabi önce ata inanmazlar. Atın telefon etmesinden sonra Amca’nın evindeki eski dolaba girip dümdüz yürürlerse Güney Pasifik’e varacaklarını söyler. Amca buna inanmayadursun Konrad ile siyah at çoktan yol almaya başlamışlardır bile. Esas macera ve esrarengiz serüven buradan sonra başlar.

Giriş Bedava! Çocuklara Yarısı

Güney Pasifik’e gitmeden önce uğranacak yerler vardır. Önce Tembeller ülkesi. Burada her şey hazır. Kimse yerinden kıpırdamıyor. Ağaçlardan soyulmuş ve dilimlenmiş elmalar, karışık kompostolar hazır olarak alınıyor. Bir de burada Hayal İstasyonu yer alıyor. Neyi hayal ediyorsanız hemencecik oluyor. Bunu denemek için bizim zeki ve büyük atımız bir çift paten hayal ediyor. Artık yola patenle devam edecek. Neşeli, çalışkan ve eğlenceli Amca’mız başta olmak üzere burası bizimkilere uygun yer değil. Şanlı Geçmiş Şatosu’na vardıklarında Rus Çarı Deli Petro, Jül Sezar ve Napolyon gibi tarihî kahramanlarla karşılaşıyorlar. Hatta Büyük İskender 100 metre koşusuna katılmıştır. Buradan da yol aldıyorlar vardıkları yer Tersine Dünya’dır.

Tersine Dünya’da, “değişmemekte ısrar eden ve çocuklarını haksız yere cezalandıran, hatta onlara eziyet eden kötü ebeveynler” eğitiliyor. Burası belki birçok çocuk için bulunmaz bir yer. Ancak Konrad’ın amcasının burada eğitimden geçmesinin hiç ihtiyacı yok. Sıradaki yer Elektropolis’tir. Buraya girdikten kısa süre sonra at “vazgeçelim gitmekten, lanet olası Güney Pasifik ne hali varsa görsün” dese de Konrad ve amcası büyük merak ve şaşkınlıkla geziyor. Burada her şey otomatik ve elektriklidir. Üstelik Elektropolis’te “yaşamak için ihtiyaç duyulan her şey makineler yardımıyla üretilerek halka bedava verilir. Herkes istediğini alabilir. Çünkü bilindiği üzere toprak da makineler de ihtiyacımızdan fazlasını üretiyorlar.” Hava durumu bile bulutlarda yazılıdır, yollar otomatik yürüme bandından yapılmıştır. “Ama onları en çok etkileyen olay, yürüyen bantta hemen önlerinde yol alan adamın, ansızın banttan inmesi, paltosunun cebinden çıkardığı telefonla” konuşması olmuştur. Buradan da hızla uzaklaştıktan sonra sonunda Güney Pasifik’e giriş yaparlar. Konrad, dil çıkardığı için kızdırdığı balina tarafından kovalanan Maydanoz isimli kızı görünce çok şaşırır. Bu küçük kız siyah beyaz karelidir. Beyaz bir atı gören bizim siyah at ise burada kalmaya karar verir ve atlara yakışmadığı için bir daha konuşmayacağına yemin eder. Peki gitme vakti gelince nasıl geri dönecekler? Baştan sona şaşırtıcı ve eğlenceli olan Konrad ve amcasının yaşadıklarına inanmıyor musunuz? “İnanmayanlar inanmayıversin.”

İnsani değerleri yücelten bu çocuk romanı, çocukları yaratıcı buluşlara teşvik etmesi yönünden önemlidir. 1931 yılında yazılan bu romanda, Elektropolis’teki adamın cep telefonu sizi de şaşırtacak. Sizce Konrad’ın hayal gücü böylesi bir yolculuktan sonra gelişmiş midir? Bu fantastik yolculuktan sonra Konrad kompozisyonu yazabildi mi dersiniz?

Çağlar Mirik – edebiyathaber.net (16 Temmuz 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • Türkmen İşcan - 16/07/2012 - 11:42

    Bu kitabı çok sevdim. Çocuk kitabı ama çok eğlenceli ve fantastik… Özellikle konuşan ve şapka takan at karakterine bayıldım. :)cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z