Masthead header

Feridun Andaç: “Yazmak eylemine yönelen birinin iyi bir okur olması gerekir”

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Usta yazar Feridun Andaç, Atölye Ceres  işbirliğiyle zaman zaman “Feridun Andaç Yaratıcı Yazarlık Atölyesi” Düzenliyor. Büyük ilgi gören atölye hakkında Feridun Andaç ile söyleştik.

Yazarlığın öğrenilebilir ve öğrenilemez boyutları üzerinde durmak ister misiniz?

Yazmaktan başlayalım dilerseniz. Yazmak öğrenilebilir, öğretilebilinir. Yazarlık ise başka yazarları okuyarak kavranılıp, kendini yazar olmaya hazırlayabilir insan. Yani yazarlık başka yazarlardan, onların yazdıklarından öğrenilebilecek bir şey. Bu nedenle de yazmak eylemine yönelen birinin her şeyden önce iyi bir okur olması gerekir. Diğer şeyler bundan sonra gelir. Nedir bunlar derseniz; merak, yaşama deneyimi, yolculuklar, içine doğdunuz kültür ortamının size taşıdıklarına bakış/yorum, yaşama/insana dair gözlem, vb. 

Atölye çalışmasında filmlere de önem veriliyor. Sizce yazın ile sinematografi arasındaki ilişkiler nelerdir?

Sinema-edebiyat ilişkisi ekseninde bağ kurarak film izleme yolunu önermiş değilim. Bu ayrı bir şey. Yazan birinin her şeyden önce iyi bir “okur” olması gerektiğini sürekli hatırlatarak; film okumak, resim okumak, fotoğraf okumak düşüncesinin yazan birine hayatı okumak bilgisi kadar önemli olduğunu göstermek için sinemaya yakın durmalarını isterim. Yazan bir insan, yazmak arzusunu beslemek isteyen biri sinemadan ne öğrenir? Bence çok şey… Başka dünyalara yolculuklara çıkar her şeyden önce. Hikâye anlatmayı öğrenir; kurgu yapmayı, diyalog kurmayı, görsel imgenin ne anlama gelebildiğini öğrenir; ayrıntıları görmeyi, bir yapıtın ayrıntılarla nasıl örüntülenebileceğini öğrenir ve daha birçok şeyi… Edebiyatın salt sinemayla değil diğer sanat disiplinleriyle ilişkisini de buradan hareketle öğrenebilir. Örneğin; resim, müzik, fotoğraf… Nasıl sinemanın olmazsa olmazlarıysa edebiyatın da öyledir…

Yazıya gönül vermek isteyenler için “olmazsa olmazlar” nelerdir?

İyi bir okur olmak işin ilk sırasında yer alır. Merak, tutku, sadakat, bağlılık… Ama öncelikle kendini (bu yönleriyle) keşfetmek demeliyim.”Nasıl biriyim?” sorusu çok şeyi içerir elbette. Ama bunu yazıya/okumaya indirgediğinizde, şunu sormanız kaçınılmaz: “Nasıl bir okurum?” Bu sizin nasıl yazmak istediğinizi ve ne yazmak istediğinizi de belirleyebilir ancak. Gitmeyi seç(e)meyen birinin yazmak duygusunu besleyebileceğini sanmıyorum. İnsana, yapıta, yazar, mekâna, başka bir yere ve coğrafyalara, başka sanat disiplinlerine gitmekten söz ediyorum elbette. Ve tabii ki dile gitmelidir insan. Yazdığı dilin inceliklerini görmeye/öğrenmeye, bunun ritüelleriyle yaşamaya…

Birkaç cümleyle özetlemek gerekirse kurgu nedir?

Yaşadığımız bir günün öyküsü. Rastlaştığımız biriyle söze durduğumuz anın yazıya geçirilmesi… Doğadaki her bir görünüm, nesnelerin duruşu, ona bakan gözün algısı… Görme yolculuğunuzun yansıması, algınızın izdüşümüdür kurgu. Taşıdığınız zamandır, zamana bakışınızın izi yansımasıdır. Orada her şeyi barındırma bilgisi/deneyimidir. Bunlar olmadan kurgu yalınkatlıktır, sığlıktır gibi gelir bana. Çünkü yazarın görme bilgisi yaşam deneyimiyle beslenerek kurgu biçimini oluşturur. Bunun yeni bir yazar için en güzel örneğini, bence, Hemingway’in yazarlık deneyiminde gözleriz. İyi bir kurgu ve diyalog ustasıdır Hemingway, aynı zamanda iyi bir hikâye anlatıcısı. Onu besleyen yaşamdır, yaşadıklarıdır. Başka (bağlandığı/okuduğu) yazarlardan edindikleri ise bu formu (yazma formunu diyelim) öğrenme bilgisidir. Onların nasıl yazıp ettikleri…sonrasında ise “Peki ben kendi kurgumu nasıl yaparım, nasıl yazabilirim, anlatabilirim” duygusuna gitmesidir…

Genel olarak, atölyeye katılanların yazı ile kurdukları ilişkinin ne tür bir değişim geçireceğini öngörüyorsunuz?

İlk cümlem şudur: Yaratıcılığınızı ortaya çıkarma yolculuğudur bu. İkinci cümlem: Buradan kitap okuyan olarak değil, yazar okuyan biri olarak çıkıp gideceksinizdir ilk dört ay sonra… Bir diğer önermem ise şudur: Bütün bildiklerinizi bir yana bırakın, yeni alışkanlıklar edinmek yeni disiplinler kazanabilmek için yeni bir rota çizmeye hazır olun, cesaretinizi toplayın… Araç gereçlerinizi kullanmaya hazır olun, yenilerini keşfetmeye de… Unutmayın ki bir dünya yaratmadan yazmak okumak yolculuğunu geliştiremezsiniz…

Söyleşiyi gerçekleştiren: Emrah Polat – edebiyathaber.net (27 Haziran 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • Hasan parlak - 05/09/2012 - 13:23

    Çok yararlı bilgi ve açıklamalar içeren bir söyleşi. Emeği geçenlere teşekkürler…cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z