Masthead header

Ersin Erkol’dan fotoğraf kitabı: “Bana Denk Geldi”

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Ersin Erkol’un “Bana Denk Geldi” adlı fotoğraf kitabı Cinius Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Nedir  “Bana Denk Geldi”?

Ne denk gelebilir insana?

“Denk Gelme” durumunun, “uygun düştü” anlamı var bir.

Hani “Kelepir” anlamında..

Baştan söyleyeyim, o değil.

“Denk getirdi” var.. türetilmiş.

Öyle ise, becerikli biri var demektir işin içinde.

Ama ne yalan söyleyeyim, hafif  üçkağıt, ya da hadi üçkağıt demeyeyim ama kurnazlık kokuyor.

Peki, bu etkisinden arındıralım.. Iyi düşünelim :)

Yine de,  bir “çaba” var altında sonuç olarak.

Denk getirmek için verilen bir uğraş!

Bu da değil. Bu yüzden değil.

Anlam aratırsanız sözlüklerde, “rastlamak” diyor bir de.

İşte bu!

Rastladıklarımı fotoğraflıyorum ben.

Ne varsa o anda yanımda, onu kullanıyorum.

Cep telefonu kamerası da olur mesela. Nasıl olsa ışık, poz gibi değerleri sonradan da değiştirebiliyorsun.. Oynama sayılmaz o.

Ama “çerçeve” önemli.

Ne varsa çerçevenin içinde, bir anlamı olmalı.

Yok, anlamı olmaksızın girmişse de çerçeveye.. Canı sağolsun, kısmetineymiş.

Çerçeve, hep aradığımız şey değil mi zaten.

Bilinir kılar.

Korkutmaz.

Onun için hep bir çerçeveye oturtmak isteriz herşeyi.

İnsanoğlu sınır derdinde değil mi hep.

Sınır tanımayanların bile derdi sınırla sonuçta.

Nasıl ama.. kelime “sınır” olunca farklı duygu uyandırıyor, “çerçeve” olunca farklı.

Çerçeve, sınırlar oysa ki..

Neyse, konu konuya ilmiklenir, nerden geldik buraya deriz..

Hem zaten ben, fotoğraf çerçevemin içine “denk gelen”lerden bahsediyordum. Sınırdan bahsetmek değildi derdim. Yine de iyi oldu.

Bir kurt düştü içimize. Kimbilir, bu başlıktan bir albüm de çıkar belki.

İşte, sonuçta, o fotoğraf karesinin içine  denk gelmiş’ler var size ulaştırmaya çalıştığım..

Tabii, denk gelmesi için beklemek, en iyi denk gelişleri görmek için açıyı değiştirmek.. Bunlar “çaba” ise eğer, başım üstüne.

Çünkü, bana göre “denk getirmek” değil yine de. Hiç bir şeyi bir yerden alıp bir yere koymayacaksınız bir kere. Rol de yüklemeyeceksiniz.. Sen şöyle düşünür gibi yap dediniz mi, o fotoğraf başka bişey olur.

Neyse, o!

Işin özü bu.

Böyle bakınca, “fotoğraf kalitesi” tartışmalı olabilir. Zaten, fotoğraflarımın mükemmel kalitede olduklarını düşünmedim hiç. Çekim hataları, lekeler bile olabiliyor. Bazen netlikte bazen renklerde, çok da mutlu olmadığım kareler görüyorum. Ama “o an” var ya, size ulaştırmak istediğim bir an ise yakalanan, varsın en iyi kalitede olmayıversin.

Hayat da öyle değil mi ki zaten :)

Tabii bir de..

O denk gelişin anımsattığı ya da hissettirdiği bir şeyler varsa, onu yazmak lazım.

Burası önemli.

Fotoğraf, yazıyla uyumlu olmalı.

Hem de bu uyumun tadı, bir yandan dinlenen bir müzikle de tamamlanmalı..

Bunu yapıyorum ben işte!

Bakın bakalım, güzel olmuş mu..

edebiyathaber.net (1 Ağustos 2018)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z