Masthead header

En popüler Sherlock Holmes yeniden aramızda

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Sir Arthur Conan Doyle’un, yaşamı boyunca yazdığı dört Sherlock Holmes romanından en popüler olanı ‘Baskerville’lerin Köpeği‘ydi. İlginç bir yazım hikayesine sahip roman yeniden yayınlandı. Ama ‘polisiye’ değil ‘gotik edebiyat’ başlığıyla.

Bütün zamanların en tanınmış polisiye roman dedektifi Sherlock Holmes’in yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle, yaşamı boyunca ‘Holmeomani’ denilen Holmes çılgınlığına tutulmuş bütün dünyadaki Sherlock Holmes fanatiklerinin ‘canon’ diye adlandırdığıdört roman ve 56 uzun hikaye yazmıştır. Yazdığı bu dört romandan ‘Baskervillerin Köpeği’ üçüncü romanıdır ve en tanınanıdır.
Bu yapıtın yazılmasının ilginç öyküsünü okuyucularımıza anlatalım: Doyle  ilk romanı ‘A Study in Scarlet’ i zar zor yayınlattı; önce ‘Beeton’s Christmas Annual’de tefrika edilen roman 1888’de kitap olarak yayınlandı. Bir yıl sonra ikinci romanı ‘The Sign of Four’ bir başka dergide tefrika edildi ve bir yıl sonra yine kitap olarak basıldı. Ancak bu iki romanın o yıllarda pek dikkati çekmediği bilinmektedir. Asıl Holmes çılgınlığı 1891-1893 yıllarında dönemin en tutulan dergilerinden ‘Strand Magazine’de yayınlanan iki düzine kadar uzun öyküyle ve bunları resimleyen Sidney Paget vasıtasıyla ortaya çıkacaktır. Bu öykülerin büyüsü öyle tutar ki Sidney Paget’in Holmes’u canlandırmak için model olarak kullandığı kardeşi Walter Paget, Londra sokaklarında dolaşırken Londralılar birbirlerine onu gösterip ‘Bak Sherlock Holmes geçiyor’ demektedir.

Yazar, kahramanına karşı 

Bu arada Conan Doyle ile Sherlock Holmes arasındaki ilginç ilişkiye de değinmek gerekir. Holmes’un ünü yazarın şöhretini kat be kat geçmiştir. Doyle, bu durumun etkisiyle polisiye öykü yazma işini hep küçümser görünür. O tarihi romanlar yazmak, örneğin ünlü ‘Ivanhoe’ yazarı Walter Scott gibi olmak istemektedir. Hatta anılarında ‘Daha yüksek eserlerimi gölgede bırakmak eğilimi yaratan Holmes’e hiç dokunmamış olsaydım, edebiyattaki yerim şimdikinden daha da etkili olurdu’ diye yazacaktır. Doyle’un bu garip fikrinin doğru olmadığı; bugün esamisi bile okunmayan tarihi romanlarının unutulup gitmesi ama okuyucunun Sherlock Holmes’tan hiç tükenmeyen  ilgisini esirgememesiyle de kanıtlanmaktadır.
Yazar ile yarattığı kahraman arasındaki ilişkinin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturan bu durum Doyle’un bütün ömrünce etkisini göstermiştir. Strand Magazine’de yayınlanan ilk altı öyküden sonra bu işten vazgeçmek istemiş ve öykülerin devamı için dergi yöneticilerinden kabul etmeyeceklerini umduğu bir bedel talep etmiş ama umduğunun aksine teklifi hemen kabul görmüştür. Böylece bir altı uzun öykü daha tefrika etmiştir. Bu arada Doyle annesine yazdığı bir mektupta ‘Sonunda bu Holmes’ ü öldüreceğim! Zihnimi daha iyi fikirlerden alıkoyuyor’ diyecek ama annesi ‘Hayır, yapmayacaksın, yapamazsın, yapmamalısın’ yanıtını verecektir.
İlk oniki uzun öykünün ardından Doyle, bir düzine yeni öykü için bu kez o günler için inanılması güç bir miktar parayı, 1.000 Sterlini isteyecek ve ‘Kabul etmeyeceklerini samimiyetle umut ediyorum’ diyecektir. Ancak önerisi kabul görecek ve bir düzine kadar yeni öyküsü daha Strand Magazine’ de yayınlanacaktır.
Ama Doyle’da saplantı haline gelen Holmes’ ten kurtulma duygusu ve kendi ifadesiyle ‘Edebi enerjisinin tek bir yönde yoğunlaşmasını doğru bulmaması’ onu kesin olarak Holmes’ ten kurtulmaya iter ve ‘The Final Problem’ isimli son öyküsünde Holmes’i ezeli düşmanı Moriarty ile birlikte Cenevre’deki Reichenbach Şelalesi’nden yuvarlatıp öldürür. Ancak Doyle bir hoşluk veya cinlik yapıp öyküde Holmes’ün cesedini buldurmaz, resmi ölüm raporu da yoktur. Yazarımız daha sonraları, bu durumun ‘bir talih eseri’ (!) olduğunu söyleyecektir.
Sherlock Holmes’ün ölmesi çok büyük tepki alır, Londra borsasının ciddi işadamlarının kollarına siyah yas bandları taktıkları, Holmes tutkunlarının sokakta ağladıkları görülür. Yazar bir mektup bombardımanına tutulur, bir kadın okuyucusu mektubuna ‘Seni gidi canavar!’ diye başlamaktadır. Strand Magazine ise okuyucu protestosunu teskin etmek için Holmes öykülerine ‘geçici olarak ara verildiğini’ yazmaktadır.
Doyle neredeyse on yıl kadar Holmes öyküsü yazmama kararında direnir. Daha sonra anılarında ‘koltuklarımı kabartan’ diye tanımladığı okuyucu istekleri mi, yoksa yeni öyküler için önerilen telif ücretleri mi kendisini etkiler bilinmez ama Holmes öykülerine döner. İlk önce Holmes’un ölmeden önceki bir macerası diye tanımladığı Baskervillerin Köpeği’ ni yayınlar. Bu eser yine Strand Magazine’de 1901-1902 arasında tefrika olunur. Sherlock Holmes tutkunları dergi çıktığı günlerde gazete bayileri önünde uzun kuyruklar oluştumaktadır. Yazarımız 1903’te ‘Boş Ev’ adlı öyküsüyle Holmes’ü yaşama döndürür ve ölünceye kadar otuzun üzerinde Holmes öyküsü yazar.
Yazılış öyküsünü anlattığımız Baskerville’lerin Köpeği’ndeki öykü hakkında okuyucularımıza başka bilgi vermeyeceğiz. Bunu eseri okumamış okuyucularımızın, bu polisiye roman klasiğini okurken keyiflerini kaçırmamak için yapıyoruz. Osmanlıca’da ‘sehl-i mümteni’ diye bir sözcük vardır; anlamı ilk okuyuşta basit ve kolay yazılmış etkisi yaratan ve kolayca taklidi ve benzeri yazılabileceği düşünülen ama bunu yapmaya kalkınca yapılmasının çok zor, hatta imkansız olduğu anlaşılan eserler demektir.
Birer sehl-i mümteni olduğuna şüphe olmayan Sherlock Holmes öykülerinin okunması polisiye romanseverler için ilk şarttır. Bugün bu klasiği okurken son dönemlerin çoksatanları olan ve öldürdüğü kadınların rahmini yiyen sapıkları anlatan veya Hazreti İsa’yı evlendirip çoluk çocuğa karıştırma saçmalığını yutturmaya çalışan ‘ünlü’ yazarların yanında Doyle’un öykülerinin nasıl fark yarattığını da göreceksiniz.

Neden “gotik”

Son olarak iki hususa değineceğim. İlki polisiye roman çevirilerinde zor rastladığımız çevri mükemmelliğidir. Çevirmen Can Ömer Kalaycı nefis bir çeviri yapmanın yanında dipnotlarıyla okuyucuya yararlı bilgileri vermekten geri kalmadığı için övgüye layıktır. İkinci husus ise yayımcının romanı ‘Gotik Edebiyat’ diye tanıtmasını pek kabul edemememdir.
Yapıtın gotik roman olup olmadığı tartışılabilir ama polisiye romanın en klasik eserlerinden biri olduğu hiç tartışılmayacak bir vakıadır. Kitabı okuyucuya sunurken ‘Polisiye Roman Klasiği’ demeyip ‘Gotik Edebiyat’ denilmesini anlayamadığımı söylemek isterim. Can Yayınları çok nitelikli polisiye romanlar yayınlamış ve bunların kapağı üzerine ‘Polisiye Dizi’ yazmışken Doyle’un bu klasik polisiye romanını ‘Gotik Edebiyat’ diye tanıtmasının nedeninin,inşaallah bir zamanlar moda olduğunu ve şimdi tedavülden kalktığını düşündüğüm polisiye romanı küçümsemenin sonucu olmadığına inanmak isterim.

Erol Üyepazarcı aksam.com.tr (17 Haziran 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z