Masthead header

Emrah Serbes’ten “Hikâyem Paramparça” | Onur Uludoğan

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

I

Emrah Serbes, 2006 yılında ilk romanı Her Temas İz Bırakır’ı yayımladığında polisiyeye tutkun okurlarla beraber polisiye edebiyatı yakından takip etmeyen okurların da beğenisini kazanmıştı.

2008’de Son Hafriyat yayımlandığı zamansa biz okurlar, artık Behzat Ç.’ye iyiden iyiye ısınmıştık. Serbes, ikinci kitabıyla dilini oturtmuş, sağlam diyaloglarla bezediği romanına bolca mizah da katmıştı.

Serbes, 2009’da üçüncü Behzat Ç. romanını bekleyen okurlarını ters köşeye yatırmış, çocuk ve ergen öykülerinden oluşan Erken Kaybedenler’i bizimle buluşturmuştu.

Erken Kaybedenler’i, aradan geçen zamanda kendi okur kitlesini oluşturan sağlam bir kitap olarak niteleyebiliriz. Hatta kitabı, Türk edebiyatındaki en iyi öykü kitaplarının arasında bir yere kolaylıkla yerleştirebileceğimizi de düşünüyorum.

Yukarıda yayımlanma sırasıyla listelemeye çalıştığım kitapların ardından 2012’nin son aylarına kadar yeni bir Emrah Serbes kitabı yayımlanmadı.

Üç yıllık bu suskunlukla ilgili olarak Emrah Serbes, Milliyet Kitap ekinin Kasım 2012 sayısında Murat Meriç’e şu açıklamaları yapıyor:

“Bu üç yıl benim açımdan kötü geçti. Dizi (‘Behzat Ç.’) vaktimi aldı, ondan önce ‘Şen Yuva’ gibi başka senaryo mevzularının içine daldık. Bu arada sürekli bir şeyler yazmaya çalıştım ama hep yarım kaldı. Süleyman Demirel’in attığı temeller gibi bir sürü taslağım var elimde, 20-30 sayfa yazılmış ama öylece kalmış. Yayımlanabilir durumda olmadığını düşündüğüm ya da belli bir süre ilerlettikten sonra tamamlamanın bir anlamı olacağını düşünmediğim metinler bunlar. Üç yıla dönüp baktığımda, yayımlanabilir ne var dediğimde karşıma çıkan bunlardı.”

Geçen süre boyunca, okurları Emrah Serbes’ten yeni bir Behzat Ç. romanını merakla beklemeye devam ettiler. Serbes, ufukta yeni bir Behzat Ç. romanı var mı, sorusuna aynı röportajda şu cevabı vermiş:

“Var elbette. Bu yıl çalışacağım onun üzerinde. Bundan sonra onu çıkartmayı planlıyorum. Yazacağımdan eminim ama ne zaman olacağını bilmiyorum. Kaç tane olacağını da. Belki son kitap olur, belki seri devam eder.”

Emrah Serbes, pek verimli geçirmediğini söylediği bu üç yıl içinde “Afili Filintalar” sitesinde çeşitli metinleri “Afili Parçalar” adıyla yayımlanmaya devam etti.

Son parçanın yayımlandığı 22 Mayıs 2012 itibariyle de bu parçaların tamamı 89’a ulaşmış görünüyor.

Emrah Serbes, Kasım 2012’de, yukarıda 89’a ulaştığını belirttiğim Afili Parçalar’ın 68 tanesini yeniden düzenledi ve parçalara daha önce yayımlanmamış olan “Galip İşhanı”  isimli öyküsünü de katarak bir kitapta topladı ve bu öykülere Ümit Bektaş’ın kitap için çektiği fotoğrafları da ekleyerek Hikâyem Paramparça adı altında yayımladı.

II

Afili Parçalar için, klasik anlamda, tamamlanmış öyküler diyemeyiz. Bu parçalar, aforizma niteliği taşıyan kimi cümlelerin üzerine, otobiyografik unsurların samimi bir şekilde eklenmesiyle oluşturulmuş gibi duruyor.

Kitap, metinlerin bu özelliği sayesinde bolca altı çizilecek cümle barındırıyor.

Buraya, kendim için altını çizdiğim kimi cümleleri “tadımlık” olarak alabileceğimi düşünüyorum:

“- Düşleri gerçek sanmaya başlarsan onlarda kusur da bulmaya başlarsın.

- Haberler doğru olsaydı onları güzel kadınlara sundurmak zorunda kalmazlardı.

- İffetimizi tesadüfen koruyor olmamız iffetli olduğumuz anlamına gelmez.

- Herkesin bildiği şeyleri çocuklardan saklamayın. Çünkü kendilerini dünyanın dışına itilmiş hissederler.

- Mutluluk bir vazgeçiştir ve çok ender rastlanan bir ruh dinginliğidir.”

Bu cümleleri yüzlü rakamlara varana kadar uzatmak mümkün, fakat kitabı okumamış olanların okuma zevklerini baltalamamak adına burada kesmekte yarar var.

Afili Parçalar’da, aforizma niteliği taşıyan cümlelerin yanında otobiyografik unsurların da olduğunu belirtmiştim. Serbes, burada son derece samimi davranmış. Bu samimiyeti, depremde kaybettiklerini ya da üniversite yıllarında polislerle yaşadığı çatışmaları anlatırken görmek mümkün.

Emrah Serbes röportajında bu konuyla ilgili olarak da açıklamalar yapmış:

“Üç yıl edebiyattan uzaklaşınca insan, kendi hayatına dönüyor demek ki. Aslında başlarken insanlar kendi hayatlarından ilham alır, ‘Ben bunları kendimden yola çıkarak yazdım,’ der. Sonra birileri, insan kendi hayatını anlatarak bir yere varamaz, edebiyat kurgu işidir, onun üzerine düşünmen gerekir falan diyerek çeker kulağını, doğru yolu bulur. Bende tam tersi oldu: Kurguyla başladım, sonra kendi hayatıma döndüm.”

III

Kitapta ilk defa yayımlanan “Galip İşhanı”, yirmi dört sayfalık bir öykü. Erken Kaybedenler’i okumuş olanlar, bu öyküden benzer bir edebi lezzet alacaklardır. Zaten Emrah Serbes de Murat Meriç’le yaptığı söyleşide, söz konusu öykünün Erken Kaybedenler’deki öykülerle akrabalığını dile getiriyor:

“Erken Kaybedenler’de ergen erkeklerin öykülerini anlatmıştım, bu kez bir adım ilerisini, 20’li yaşlardaki erkekleri anlatmak istiyordum. Tasarladığım böyle bir kitaptı ve ‘Galip İşhanı’ onun başlangıcı olacaktı.”

“Galip İşhanı”, biz okurların ağzına çalınan bir parmak bal gibi. Umuyorum ki Emrah Serbes, söyleşisinde dile getirdiği projesinden vazgeçmez, biz de bu sayede Serbes’in kıvrak diliyle zekâsının buluşmasını bir kez daha görmüş oluruz.

Onur Uludoğan – edebiyathaber.net (9 Ocak 2013)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z