Masthead header

Emrah Polat, Edebiyat Haber’i anlattı: “Fakir ama mutlu bir dergiyiz”

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Yayın Yönetmenimiz Emrah Polat, Bianet‘ten Burçin Belge’ye konuştu:

Polat,  “Edebiyat Haber, Oğuz Atay’dan olma Virginia Woolf’tan doğma bir site. Bazen Kürt, bazen eşcinsel, bazen de sakat oluyoruz, ha bir de Marcos… Sembolümüzün kara kedi oluşu ise kesinlikle rastlantısal değil” diyor.

Edebiyat Haber yaklaşık iki yıldır yayında. Son altı aydır, aylık kullanıcı sayısı 50 binin altına düşmüyor. Günlük sayfa gösterimi ortalama 4 bin. Haziran 2012’de siteyi 83 farklı ülkeden okur ziyaret etmiş.

Türkiye edebiyat dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Edebiyat Haber’in Yayın Yönetmeni ise Köpek Adamlar ve Bugünden Bakınca romanlarının yazarı Emrah Polat.

Polat ile edebiyathaber.net‘i, internet dergiciliğini ve genel olarak edebiyatı konuştuk.

Edebiyat dergisi fikri ne zaman, nasıl çıktı?

Romanım yayımlandıktan sonra bir günlük gazetenin kitap ekinde düzenli tanıtım yazıları yazmam gündeme geldi. Ancak verilen sözler tutulmayıp bu iş rafa kalkınca ben de internet yayıncılığına yöneldim. Esasen yazarlık ip cambazlığına benzer, dengede durmak ve karşıya geçmek için bazı kas gruplarının çalışması gerekir. Edebiyat Haber’i de güçlenmek için yapılan egzersizlerden saymalı, katılımcıların topluca gerçekleştirdiği bir egzersiz.

Neden Edebiyat Haber? Edebiyat Haber’in varoluş amacı nedir?

Türkiye ve dünyadan edebiyatla ilgili gelişme ve bilgilerin yer aldığı bir siteyiz. Aynı zamanda sitede söyleşi, öykü, yazarlardan öneriler, video, kitap tanıtımları gibi bölümler de yer alıyor. Son aylarda okurlarımızdan gelen talep doğrultusunda diğer sanat dallarıyla ilgili haber ve yazılara da yer veriyoruz ama bir ayağımız güçlüce edebiyata basıyor, bu her zaman böyle olacak. Çekirdek kadromuzun dört kişiyle sınırlı olmasına karşın, takipçilerimiz ve yazarlarımızla -hani marşta dendiği gibi- çelik adımlarla yürüyoruz yani.

Edebiyat Haber’i benzerlerinden ayıran özellikler nelerdir?

Benzerlerinden birkaç yönden ayrıldığını öne sürebilirim; site yılın 365 günü güncelleniyor, özgün içerik oranı yüzde 50 civarında (ki bu internette çok önemlidir), görsel tasarımımızın yalınlığına karşın basit olmaması da bu denli ilgi görmemizde önemli bir etken ayrıca. Vergisini paşa paşa ödeyen, Türkiye kitap “endüstrisi” içinde yer almaya çalışan fakir ama mutlu bir dergiyiz kısacası.

İnternet dergiciliği ile basılı dergiyi, olumlu ve olumsuz özellikleri açısından karşılaştırmak mümkün mü?

Basılı derginin teknik ve dağıtım olanakları kısıtlı. Oysa internet hem içerik hem de erişim anlamında özgürlük sağlıyor.

Ama orada da yasaklar var ve daha da artacağı konuşuluyor?

Nihayetinde toplumsal ve siyasi alandan bağımsız bir yer değil internet. Burada da bir mücadele sürüyor. Uzun vadede insanlar özgürlüklerine ne kadar sahip çıkarsa yasakçı ve sansürcü zihniyet -ki bunlar yalnızca devletin ilgili birimleri değil- sınırı o kadar geriden çizmek zorunda kalırlar diye düşünüyorum, doğrusu umut ediyorum.

İnternet dergiciliğinin getirdiği teknik olanaklardan söz eder misiniz? Yazar, okur ve yayımcıya sağladığı imkanlar neler?

İnternet dergisinin yazar açısından iyiliği, yazısını bir dergiye gönderip en az iki ay beklemekten kurtulması. Okur açısından iyiliği Sivas’ın bir köyünden bedel ödemeden dergisine erişebilmesi ve diyelim Dostoyevski’nin evinde sanal bir gezinti yapabilmesi. Dergici için olumlu yanları ise saymakla bitmez; maliyet, öbürüyle karşılaştırınca yok denecek kadar az. Kağıda, matbaaya bağlılıktan kurtuluyor, dağıtım sorunları sıfıra iniyor. Basılı dergi; örneğin Hasan Ali Toptaş röportajını deşifre edip sayfalarına koyarken biz aynı röportajı video olarak yayımlayabiliyoruz ya da bir yazarla yaptığımız röportajın ses kaydına yer verebiliyoruz. Yani teknik olanaklar internet dergiciliğinin en önemli zenginliği.

Haberleri ele alış tarzınızda muhalif bir ton seziliyor sanki. Bu konuda ne diyorsunuz?

Edebiyat Haber, Oğuz Atay‘dan olma Virginia Woolf‘tan doğma bir site. Bazen Kürt, bazen eşcinsel, bazen de sakat oluyoruz, ha bir de Marcos, Marcos’u unutmamalı… Kara kedi uğursuz sayılır ve taşlanır. Buna karşı olduğumuzu belirtmeme bilmem gerek var mı, aynı zamanda ırkçılığa da karşıyız. Yani sembolümüzün kara kedi oluşu kesinlikle rastlantısal değil.

Basılı bir dergiden farklı olarak herhangi bir kitabı tanıtırken neler yapabiliyorsunuz?

Bazı kitapların tanıtımında ön okuma şeklinde, yayınevlerinin gönderdiği pdf dosyalarını yayınlıyoruz. Kitabın 5-10 sayfasını okuyan biri kitabı edinmek istiyorsa verdiğimiz bağlantıyı izleyerek kitabı sanal bir kitapçıdan temin edebiliyor. Ya da kitabın -varsa- film uyarlamasından bir fragman koyabiliyoruz veya yazarla gerçekleştirilmiş bir söyleşinin videosunu. Ayrıca çok sayıda yere bağlantı verdiğimiz için yazı zenginleşiyor. Yayınevleri de bu durumdan oldukça memnun doğrusu.

Günümüzde insanlar çok fazla yazı okumuyor, görseller önem kazanıyor sanki. Bir edebiyat dergisinden farklı olarak istediğiniz kadar görsel kullanabilirsiniz. Bu anlamda kendinizi şanslı sayıyor musunuz?

Maalesef evet. Tespitiniz ne kadar iyi ne kadar kötü bilmiyorum. Metin merkezli bir algıdan görsellik merkezli bir algıya geçildiği çok açık, televizyon falan… Hatta insanların düşünüşünü ve mantığını da etkiliyor bu durum. Jpeg merkezli bir mantık yaygınlaşıyor. Pinterest’in bu denli ilgi görmesi bu sürecin sonucu bence.

Edebiyatın hammaddesi harflerdir. Ancak insanların nelere ilgi duyduğunun da farkındayız. Yazı ile görseller arasında denge tutturmaya çalıştığımızı öne sürebilirim. Kadromuzda bir de fotoğrafçı olduğu için görsel seçiminde özenliyiz. Slayt gösterisi bölümümüzde hem edebiyat dünyasında arşivlik değeri olan fotoğraflar, hem de güncel, eğlenceli görseller yayınlamaya çalışıyoruz.

Sizce Türkiye edebiyatının yenileşmeye ihtiyacı var mı?

Bazı edebiyatçıların “put”ları yıkma çabasında olduğu bir dönemden geçiyoruz. Edebiyatı hikayesizleştirip oyuna çevirme isteği de bu sürece eşlik ediyor. Oysa esas olan varolanın üzerine bir tuğla koyabilmektir.

Edebiyatta yenilenme, duvarı yıkıp yenisini yapmakla değil, duvarı yükseltip başka bir zemine geçmekle sağlanabilir diye düşünüyorum. Ayrıca günde beş vakit yenilik peşinde koşmamak lazım. Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” üzerine ne koyacaksın allah aşkına! Bazen dorukları kabul etmek gerekir. Ayrıca bazı yapıtlar söz konusu olunca yenilik, zamandan da bağımsızlaşabiliyor. Örneğin Yusuf Atılgan‘ın “Aylak Adam”ı yazıldığı 50’lerde de dilsel bir yenilikti. Şimdi de öyle.

Yeni dönemde Edebiyat Haber’de değişiklikler olacak mı?

Köklü değişiklikler değil de eklemeler düşünüyoruz. Yazarlarımız için özel bir bölüm oluşturacağız. Edebiyat Haber’de yazan herkes özgeçmiş ve fotoğrafıyla burada yer alacak. Aramızda görmek istediğimiz bazı isimlerle görüşmeler sürüyor. Ayrıca kitap tanıtım yazısı ve öykü göndermek isteyenler de bizimle iletişime geçebilirler. Daha önce başka mecralarda yayımlanmış yazılarını bize gönderip daha fazla insana ulaşma isteği duyan yazarlar var; bu tip yazılardan nitelikli olduğunu düşündüklerimizi yayımlamaya devam edeceğiz.

Arşivi sağlam bir edebiyat portalı olmayı hedefliyoruz. Ancak yeni dönemde özgün içerik ve çeviri oranının artmasını özellikle istiyorum, nitelikli ve özgün içerik her şey malum.

Kitap tanıtımları ve öykü de yayınlıyorsunuz. Yazarları ve yazıları nasıl seçiyorsunuz? Yazmak isteyenler size nasıl ulaşabilir?

Sürekli yazanlar oluyor, bunun yanında editörümüz Melike Uzun‘un eleğinden geçenleri yayımlıyoruz. Kendisi karşı çıkacaktır ama bence ince eleyip sık dokuyan biri.bilgi@edebiyathaber.net adresinden bize ulaşmak mümkün.

Burçin Belge – bianet.org (13 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • taylan özgür köşker - 13/08/2012 - 11:34

    Topluma Edebiyat dergilerini ulaştırmak gerekiyor. Nitelikli Edebiyat dergileri tüm evlere girse ne kadar güzel bir ülke olurduk.cevaplakapat

  • taylan özgür köşker - 13/08/2012 - 11:38

    Ayrıca Edebiyat Haber sitesini de çok beğeniyorum. Teşekkürler.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z