Masthead header

Edebiyat Mahfilleri

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Edebiyatçıların eserlerini paylaştığı, birbirleriyle yarıştığı, şairliklerini, yazarlıklarını ispatladığı yerler olarak; uzunca bir süre varlığını sürdürmüş ‘edebiyat mahfilleri’. Artık yok denecek kadar azlar. Turgay Anar, ‘Mekândan Taşan Edebiyat’ adlı kitabında mahfillerden hikâyeler anlatıyor.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin öğretim elemanlarından, Yrd. Doç. Dr. Turgay Anar önceki yıllarda doktora konusu ararken karşılaşmış ‘edebiyat mahfilleriyle’. Osmanlı’ya kadar uzanan; edebiyat dünyasının kalbinin attığı; yaşanan tartışmalar, paylaşılan fikirler, okunan şiirler sayesinde edebiyata yön veren mekânlar… Bazen paşa konakları, bazen çay bahçeleri, bazen barlar…

Anar, her devirde önemli edebiyatçıların uğradığı bu mahfilleri tez konusu olarak seçtiğinde, tez hocası işinin hiç kolay olmadığını söyleyip, ‘geçmiş olsun’unu öncesinden dilemiş… Sadece iki yılını kütüphaneleri dolaşmakla, dergileri, gazeteleri karıştırmakla, edebiyatçılarla ilgili haberleri taramakla geçirdiğini söylüyor. Bu aşamayı kitapta da bulabileceğiniz; Hilmi Yavuz, Ahmet Oktay, Haydar Ergülen, Mehmet Şevket Eygi, Eray Canberk gibi yazarlarla yaptığı söyleşiler izlemiş. “İyi de hangi kitap?” diyeceksiniz. Anar’ın, doktora tezini gözden geçirip popüler dille yeniden yazdığı, ‘Mekândan Taşan Edebiyat/ Edebiyat Mahfilleri’ adlı kitabı bugünlerde Kapı Yayınları’ndan çıktı.

YAYINCILIK GELİŞMEMİŞKEN… 
– Mahfillerin geçmişten bugüne nasıl geldiğini kısaca öğrenebilir miyiz? 
1860’lı yıllardan itibaren mahfil kurucusu, yani hami dediğimiz kişi paşalar, devlet yönetiminde koltuk sahibi kişiler arasından çıkardı. Edebiyata meraklı, bu konuda yeteneğe sahip devlet yöneticileri bugünkünden çoktu. Devrin önemli yazarlarına davet gönderir, köşklerinde, yalılarında toplantılar düzenlerdi. Her insan elini kolunu  sallayarak giremezdi. Şairler burada aynı zamanda birbirleriyle yarışır, hünerlerini gösterirdi. Basın yayın sektörü henüz gelişmemiş ve yazdığını paylaşabileceğin, şairliğini gösterebileceğin en önemli yerler bu mahfiller. 1900’lü yıllardan itibaren, İmparatorluk çöküşe geçerken mahfiller de konaklardan apartmanlara, sonralarıysa kamuya daha fazla açık yerlere kaydı; Sultanahmet ve Beyazıt çevrelerinde çay bahçelerine, Beyoğlu’nda barlara meyhanelere taşındı.

ÇAY BAHÇESİ EDEBİYATÇILARI
– Bugün hâlâ mahfiller var mıdır?
Mahfiller edebiyatçıların düzenli biçimde toplanıp edebiyata yön verdikleri yerler; öyle sıradan buluşma yerleri değil. Yazarların, şairlerin tartışma, fikirlerini açıklama olanakları arttıkça mahfiller azaldı. Şimdi internette de bu tür işleve sahip siteler var. Ama yine de devam eden bir iki mahfil var. Çiçek Pasajı’nda her cuma Cevat Çapan ve arkadaşları toplanır örneğin. Bostancı tren istasyonunun arkasındaki aile çay bahçesinde de var böyle bir mahfil. Türk Dili Dergisi’nin kurucusu Ahmet Miskioğlu’nun mahfili. Kendilerine ‘Perşembeciler’ diyorlar. 1980’lerin başlarından beri toplanıyorlar. O zamanlarda Fazıl Hüsnü Dağlarca, Salah Birsel gibi şairler de gelirmiş buraya. O mahfil daha sonra Kadıköy’de bir iki farklı yere taşındı. Şimdi tekrar o eski yerlerinde devam ediyorlar Perşembe günleri. 70 – 80 kişi katılıyor toplantılara.

– Ne yapıyor o 70 – 80 kişi?
Derli toplu, akademik özelliklere sahip bir mahfil. Her toplantının konusu bir önceki toplantıda açıklanıyor. Davet edilen konuk 45 dakikalık bir konuşma yaptıktan sonra soru cevap kısmına geçiliyor.

– Osmanlı’da basın yayın gelişmemişti dediniz. Cumhuriyet döneminde gelişmişti ama devam etti mahfiller… Önemleri neydi? 
İnsanlar edebiyatçı kimliklerini ispat etmek için giderdi o mahfillere. “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” denir. Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde, şimdiki Garanti Bankası’nın olduğu yerde Nisuaz Pastanesi varmış mesela. Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi edebiyatçılar her cumartesi akşama doğru bir araya gelir, gece 01.00 – 02.00’ye kadar edebiyat hakkında konuşurlarmış. Sait Faik’in anılarından öğreniyoruz, bir gün Rıfat Ilgaz’a öğüt veriyor; “Eğer oraya gitmezsen entelijansiya seni defterden siler.” Rıfat Ilgaz öyle yerlere gitmekten hoşlanmazmış, ancak zoraki gidermiş ama Sait Faik’in gitmediği edebiyat mahfili yokmuş neredeyse. Nevizade’deki Lambo’ya da sıklıkla gidermiş.

ŞARAPLAR ŞİRKETTEN
– Lambo’yu duymuştum. Önceki yıllarda aynı adla tekrar açıldı. Orhan Veli’nin mekânıymış…
1950’li yıllarda Lambo Çolakoğlu kuruyor o meyhaneyi. Orayı mahfil yapan Orhan Veli’dir. O çok gittiği için devrin önemli edebiyatçıları da gidiyor. Çünkü Orhan Veli orada ve çok güzel konuşuyor. Beğenilen bir şiir yüksek sesle okunuyor ve panoya asılıyor. Ayrıca şarabı da deftere yazdırabiliyorsunuz.

– Deftere yazdırıyorsunuz, sonra parası alınmıyor mu?
Alınıyor ama mesela iki üç ay sonra. Bir deftere gelişi güzel yazılıyor, arada bazı kayıtlar ihmal ediliyor. Bazılarını başkaları  ödüyor. Yazarlara, şairlere böyle davranılmasının asıl nedeni ticari zekâ. Çünkü o yazarların peşinden, onları görmeyen gelen bir sürü genç dolduruyor meyhaneyi.

 NAZIM KAVGASI
– Bu mekânlardan günümüze hep güzel anılar mı kalmış?
Büyük tartışmalar da yaşanıyor. Mesela Edip Cansever ile Fethi Naci arasındaki gibi. Tartışıp küsüyorlar, yıllarca konuşmuyorlar.

– Tartışmanın çıkış nedeni ne? 
Nazım Hikmet’in eserleri 1960’lı yıllardan itibaren yavaş yavaş yayınlanmaya başlıyor. Yasaklı pozisyondan çıkmış. Ama edebiyat mahfillerinde bu durumu hoş karşılamayanlar da var.

– Neden hoşnutsuzlar Nazım Hikmet’ten? 
Artık Nazım Hikmet şiirlerinin önemli olmadığını, yeni şairlerin onun şiirini çoktan aştığını söylüyorlar. Nazım’ın halen büyük bir etkisi bulunduğu için bu açıkça ifade edilemiyor ama mahfillerde konuşuluyor. Şimdi halen var; Asmalımescit’teki Yakup Restoran önemli bir mahfil o sıralarda. Edip Cansever burada otururlarken Fethi Naci’ye, Nazım Hikmet’in sıradan bir şair olduğunu söylüyor. “Sen de o zaman cüce bir şairsin” diyor Fethi Naci. Tartışma büyüyor. Dediğim gibi, küsüp yıllarca konuşmuyorlar.

Eyüp Tatlıpınar – aksam.com.tr (13 Temmuz 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • erte oyar - 13/07/2012 - 16:49

    O edebiyat mahfillerinin yerini bize de bildirir misiniz? Biz de katılabilir miyiz? Saygılarla.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z