Masthead header

Edebiyat dünyasına yön veren editör hayatını kaybetti

page_edebiyat-dunyasina-yon-veren-editor-robert-b-silvers-hayatini-kaybetti_236525719K24’ün, New York Times ve The Guardian’dan derleyip aktardığı habere göre, dünyanın en saygın edebî figürlerinden biri olan, The New York Review of Books’un kurucu editörü Robert B. Silvers, 87 yaşında hayata veda etti.

Robert B. Silvers, 53 yıllık editörlük hayatı boyunca Norman Mailer’dan Gore Vidal’a, Zadie Smith’ten J. M. Coetzee’ye kadar birçok saygın yazara derginin sayfalarını açan isim olmuştu.

New York’lu Silvers, The New York Review of Books’un 1963 yılındaki kuruluşundan bu yana Barbara Epstein’la birlikte derginin editörlüğünü yürütüyordu. Silvers, Epstein’ın 2006 yılındaki ölümünden bu yana ise derginin editörlüğünü tek başına üstlendi. Derginin elli yıllık hikâyesi 2013’te Martin Scorsese yönetmenliğinde The 50 Year Argument adıyla bir belgesel film olarak izleyiciyle buluşmuştu. Filmin en önemli karakteri, yazarlarla kurduğu ilişki ve onlara verdiği destekle adeta bir kahramana dönüşen Robert B. Silvers idi. Scorsese, efsanevi editörün ölümü üzerine yaptığı açıklamada “Robert Silvers, The New York Review of Books ile bizlere en büyük ve en uzun süreli kurumlarımızdan birini verdi: bir özgür düşünce sahası. Şimdi, her zamankinden çok, Review’a ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Chicago Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 1952’de Paris’e giden Robert B. Silvers, 1954 yılında The Paris Review’un editöryal ekibine katıldı ve 1956’da derginin Paris editörü oldu. Silvers, 1959- 63 yılları arasında ise Harper’s Magazine’de yardımcı editör olarak çalıştı.

1996 yılından beri Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyesi olan Silvers, 2006 yılında akademi tarafından Sanatta Seçkin Hizmet Ödülü’yle onurlandırılmıştı. 1929 doğumlu editör, aynı yıl Barbara Epstein’la birlikte Amerikan Ulusal Kitap Vakfı tarafından verilen Amerikan Edebiyatı Topluluğuna Üstün Hizmet Ödülü’nün de sahibi oldu.

Ülkenin sanat dünyasının içinde bulunduğu kriz karşısında cesurca ve yaratıcı bir fikirle ortaya çıkan bir ekibin içinde yer alması, Robert B. Silvers’ı New York kültür çevrelerinin demirbaşlarından biri hâline getirdi. 1963 yılında ABD’de matbaacıların greve gitmesi sonucu yedi New York gazetesi kapandı ve bu da yayıncılara kitaplarının tanıtımını yapabilecekleri bir alan bırakmadı. Tam da böyle bir zamanda, dönemin en ilginç zihinlerinin kitapları ve edebî konuları derinlemesine tartışabilecekleri yeni bir dergi yaratma fikrini ortaya atan beş kişilik ekibin bir parçası oldu Robert B. Silvers. Şubat ayında The New York Review of Books’un ilk sayısı yayımlandı. Derginin 100 bin kopyalık ilk sayısı kısa sürede tükendi ve okurlardan derginin devamının gelmesi için binlerce mektup geldi. Kasım ayına gelindiğinde dergi iki haftada bir düzenli olarak çıkıyordu.

Derginin ilk sayılarında, sonradan hepsi edebiyat dünyasında unutulmaz bir isme dönüşecek Hannah Arendt, Gore Vidal, Mary McCarthy, James Baldwin, Susan Sontag, W. H. Auden gibi yazarların makalelerine de yer verildi ve Robert B. Silvers bu isimlerin birçoğu için, sonradan ifade edecekleri üzere bir “kahraman”a dönüştü.

İlk sayısından itibaren yayına katkıda bulunan isimlerden olan Susan Sontag, Sigrid Nunez’in Sempre Susan: A Memoir of Susan Sontag kitabında aktardığına göre, The New York Review of Books‘un ABD’nin kültürel hayatını en üst standartlara yükseltmek adına atılmış “kahramanca” bir adım olduğunu düşünüyor ve dergiye yazmaktan gurur duyuyordu. Silvers’ın tanıdığı en zeki ve yetenekli kişilerden biri olduğunu da söyleyen Sontag, “Açık ara en iyi editörüm” sözleriyle editörü selamlıyordu.

Joan Didion da, The Paris Review‘a verdiği söyleşide, ABD iç politikası üzerine yazmaya Robert B. Silvers’ın etkisi ve “güveni” sayesinde başladığını açıklamıştı. Didion, aynı söyleşide B. Silvers için “Herkesten fazla güvendiğim insan odur” da demişti.

Joyce Carol Oates ise New Yorker‘a yazdığı yazıda Silvers için “Ne kahredici bir kayıp! Bob Silvers olmadan entelektüel/ edebî hayatımızı tahayyül etmeye çalışıyorum da, ne ümitsiz bir manzara” dedi.

Ne var ki, uzun soluklu dergi, eleştirilerin de hedefindeydi. Tom Wolfe, The New York Review of Books‘u “Radikal Şık’ın başlıca teorik yayın organı” olarak nitelendirmiş; Nobel Edebiyat Ödüllü Saul Bellow da dergiyi “New York birbirimizin kitaplarını eleştirme” olarak tanımlamıştı. Öte yandan, dergi de yayın hayatı boyunca toplumun gerilim hatlarında sözünü sakınmamasıyla biliniyordu. İlk sayılarında Noam Chomsky ve I. F. Stone’un Vietnam Savaşı’nı eleştiren makalelerine yer veren dergi, Irak Savaşı’nın ve Başkan Donald Trump’ın da en açık aleyhtarlarından biri olarak öne çıktı.

Robert B. Silvers’ın ardından New York Review of Books‘un yeni editörünün kim olacağı henüz açıklanmadı.

edebiyathaber.net (23 Mart 2017)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r