Masthead header

Çaykovski’den Piyano Konçertosu No.1

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

indir“Toplamda üç bölümden oluşan bu eser, piyano ile konçertonun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi birbirine en iyi yakışan en uyumlu örneklerindendir.”

Bir çok başarı hikayesi aslında arkasında da bir çok başarısızlık, hayal kırıklıkları ve reddedilmişlik barındırır. Özellikle sosyal medya yaygınlaştığından beri bilim ve sanat alanlarında şu an tanıdığımız ve kullandığımız sayısız icatlar ve sanat eserlerinin ilk ortaya çıkış hikayelerini okuduğumuzda çağdaşı olan meslektaşları, hocaları, iş verenleri tarafından reddedildiği, işe yaramaz dediği, bundan bir cacık olmaz gibi ithamlarla karşılaşılıp da günümüzün vazgeçilmezleri arasında olmaları her defasında bizi şaşırtabiliyor. Kendi zamanında değer verilmeyen mucitler, yazarlar, ressamlar, besteciler, şu an yapıtlarının haklı oldukları değeri fazlasıyla aldıklarını görselerdi eğer, altından gülebilmek için bıyıkları olmasa bile tez zamanda uzatırlardı kesin olarak. Çaykovski’nin üç piyano konçertosu arasında en sevileni 1875 tarihli Piyano Konçertosu No.1 Si Bemol Op.23 hikayesi de zamanında reddedilenler arasındadır.

Yaklaşık dört aylık bir çabadan sonra Piyano Konçertosu No.1 Si Bemol Op.23’ü nihayet tamamlayan Çaykovski, elinde notalarıyla heyecanla St. Petersburg Konservatuvarındaki piyano hocası Nicolai Rubinstein(1835 – 1881 yılları arasında yaşayan Rus besteci ve piyanist)’a koşar ve elleri titreyerek eseri O’na çalar. Bu heyecanıyla bir çok övgü bekleyen Çaykovski ise hiç beklemediği bir şekilde hocasından “Çalmaya değmez, çalınamaz, kötü sıradan ve kaba.. sadece bir iki sayfası işe yarar” eleştirisini duyduktan sonra adeta yıkılır. Besteleme sürecindeki dört aylık emeği geçer bir anda gözlerinin önünden ve hışımla Rubinstein’ın huzurundan çıkar. Bu yapıtının başarısından emin olan Çaykovski, bu olmasa başkası olur diye düşünüp yapıtını değiştirmeyi reddeder ve aynı şekilde zamanın ünlü Alman piyanist ve şefi Hans von Bülow’a ithaf eder. Bu eseri Rubinstein’ın aksine “yüksek, güçlü ve özgün” diyerek çok beğenen von Bülow, konçertoyu ilk kez 25 Ekim 1875’te Boston’da J. Lang yönetiminde Boston Senfoni Orkestrası ile beraber çalar ve büyük bir beğeni toplar. 15 yıl sonra inadından vazgeçen Rubinstein ufak değişikliklerle birlikte eserin en iyi yorumcularından biri oluverir.

Toplamda üç bölümden oluşan bu eser, piyano ile konçertonun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi birbirine en iyi yakışan en uyumlu örneklerindendir. Diğer iki bölümün toplamından daha uzun olan 1.bölüm, pek çabuk olmayan ama çok görkemli bir tempoda üç kez yinelenen korno sinyali ve orkestranın gösterişli akorlarıyla başlar. Dramatik ana tema tekrarından sonra şen ve nükteli tempoda Çaykovski’nin Ukrayna’da kör bir dilenciden duyduğu ezgiyi piyanoda sergiler. Sırasıyla yer yer sakin ve sade yer yer de canlı ve neşeli temposuyla eser, piyanonun etkili yorumuyla virtüözce ve parlak bir finalle son bularak biz dinleyenleri kendine bir kez daha hayran bırakır.

 

 Uğur Ersöz – edebiyathaber.net (9 Ocak 2014)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z