Masthead header

Category Archives: yazarlardan tavsiyeler

“Bu yola çıkmalısın” buyruğunu bir kez bile duyduysanız doldurun aküleri, yapın hazırlığı ve basın gaza; yol uzun ve her aşama sizden daha çok şeyi bilmenizi,  daha uzağı görmenizi isteyecek. Görme ve dinleme hassasiyetinizi geliştirin. Diğer üç duyumuzun algıları da önemli elbet ama varoluşa kalemin ucundaki mercekten bakabilmek ve söylenmeyeni de duymayı öğrenmek yol hazırlığının ilk […]

devamını oku »

Yazma süreci keyifli bir iş değildir. Yazarın kendisiyle, toplumla, inancı ya da inançsızlığıyla, geçmişiyle, anasıyla, babasıyla, aşklarıyla… yüzleşmesidir ve bu tahmin edeceğiniz gibi zor iştir. Bu gerçeği göğüsleme cesaretiniz yoksa yazma sevdasından vazgeçin. Yükseklik korkusu olan biri uçurumun kenarında duramaz. Demem o ki özgürlük korkunuz varsa yazmayın. Esin perisi acılarınızdır, kimselere söyleyemedikleriniz, dert edindikleriniz, kıskançlıklarınız, […]

devamını oku »

Yalnız kalmayı beklemeyin. Onun için mücadele edin. Onu sevin. Yalnız kalmak her şeyden şüphe duymanız için gereken ortamı hazırlayacak. Ne kadar çok kuşku duyarsanız o kadar iyi yazarsınız. Başlangıçta yazdıklarınız başka bir yazarınkine benzetilirse hep o yazara benzersiniz. Bunun zamanla değişeceğini; tarzınızın oturacağını söyleyenlere inanmayın. Ya benzersiz olursunuz, ya da olmazsınız. Kendiniz olmak için de […]

devamını oku »

(1) Efendinin gözüyle gör, kölenin diliyle yaz. (2) Her şeye karşı olmak zorundasın. “Bağzı” şeylere bile ayrıcalık tanıyamazsın. (3) Çıktıktan sonra merdiveni itebilirsin. Ama merdivenin tamamını çıktıktan sonra. (4) Ertelenmiş samimiyet, samimiyet değildir; o halde samimi metin yoktur. (5) Gerçek hayatta romanlardaki kadar karakter yoktur. (Orhan Pamuk) Çünkü karakter, iki kişi arasındaki ilişkinin üçüncü kişi […]

devamını oku »

Otosansürü bir kenara bırakın. O ne der, bu ne derciden yazar olmaz. Karakterlerinizle aranıza mesafe koyun. Sizi ele geçirmelerine izin vermeyin, yoksa bir metot oyuncusuna dönüşürsünüz ve tüm karakterleriniz, baskın ana karakteriniz gibi konuşmaya başlar. Bir karakterin tarzının diğerlerini etkilemesine izin vermeyin. Her hikâyenin kendine ait bir yazı fontu vardır. Hikâyenize yakışan fontu bulun… (Hayır, […]

devamını oku »

1 – Çok okuyun ve kalbinize, aklınıza en çok hitap eden kitapları üçer beşer kez okuyun. Bu kural filmler için de geçerli. Özellikle başlangıç aşamasında kitaplar ve filmlerle ‘one night stand’ takılanların gri hücreleri yeterince idman yapamaz. Kitapları sadece bir kez okuyup geçen kimselerden iyi yazar çıkmaz. 2 – Televizyon izlemeden duramayan, Nomofob (cep telefonu […]

devamını oku »

1. Hiç unutmamalısın ki yazan kişiden yazar kişiye doğru inişli çıkışlı bir yol seni bekliyor. Bu yolu yürüyebilmenin en önemli kuralı “okuryazar” olmaktır. Okumaz yazarlık, yazı karşısında yazan kişiyi bir zavallıya dönüştürür. 2. Yazar ideal okurun kendisidir. Dış dünyaya ve okura karşı birinci dereceden sorumluluğu yoktur yazarın. Kendine; yazının disiplinlerine, iç dinamiklerine karşıdır asıl sorumluluğu. […]

devamını oku »

1. İyi yazmayı öğrenmek, derin okumayı öğrenmekle de ilgili. Bir romanı “derin” incelemeye almak; verilen ipuçlarının peşine düşerek yazarın zihin haritasını çıkarmaktır aslında. Tüm romanı okuyup bitirdiğinizde ancak fark edebildiğiniz küçük detayların, nasıl büyük resmin parçası olduğunu görmek sizi büyüleyecektir. İyi bir okur olarak, kendi romanlarınızın da okuru olup olmayacağınızı düşünün. 2. Yazacağınız konuyla ilgili […]

devamını oku »

1. Biri yazarlığın ufka bakıp ilham gelsin diye beklenen bir iş olduğunu sanmanıza sebep olduysa ondan uzak durun. Özellikle roman yazarlığı, her tür hormonu pompalayan iniş çıkışlarının yanı sıra, tekdüze, bunaltıcı ve yalnız bir iş. “Çok zor valla çok” demiyorum kesinlikle, eminim daha zorları vardır, ikliminden söz etmeye çalışıyorum. Kıyaslamak gerekirse bence en çok askerliğe […]

devamını oku »

1. Yazma üzerine öneri aynı zamanda nasıl yazar olunur gibi popüler ve çok sevilen bir soruya yanıt gibi görülebilir. Ancak hemen söyleyeyim, nasıl yazar olunabileceğini bilmiyorum ama kendi deneyimlerimden, yazı için gerekli bazı ritüellerimden söz edebilirim.  Benim yazarlığım çocukluktan itibaren edindiğim okuma alışkanlığının bir parçası ve uzantısı. Kısaca yazarlık iyi bir edebiyat okuru olmaktan ve […]

devamını oku »

1.Cümleleriniz kısa da olsa onları geniş tutun. Yazmak ciddi bir iştir; her sabah işe gider gibi her gün yazıya gidin. Ama bir yere yetişmiyorsunuz, acele etmeyin. Siz ne iseniz yazınız da odur, samimi olun. Yazının içinde kendinizi görün ve gösterin. Yazının kılcal damarları olduğunu unutmayın ve oralarda dolaşmanın keyfini sürün. Yazdıklarınız aynı zamanda okuduklarınızdır. Neleri […]

devamını oku »

1. Yazmak, doğru yerde yazmamak, eksik bırakmak da demektir bir yandan. 2. Yazmak, başka yaşamların korkularını, acılarını, mutluluklarını, hırslarını, kıskançlıklarını da yaşamaktır. Yazmak, yaşam alanını genişletmektir. Farkındalığını arttırmaktır. Daha derini görmektir. Bu, aynı zamanda bir sorumluluktur. Kim ne derse desin, bunu ciddiye alın. 3. Gösterişli cümleler kurmaya çalışmak; ilgi çekmek için takla atmaya benzer. Cümleleriniz […]

devamını oku »

1. Dönüp dönüp klasikleri yeniden okuyun. Bu, popüler kültürün, sanal alemin, güncel bilgi akışının zihninizde yarattığı kirlilikten arınmanıza ve has edebiyatın yolunu bulmanıza yardımcı olur. 2. Roman ve öykünün yanı sıra felsefe ve şiir okuyun. Felsefe anlamda zenginleşmenizi sağlar, Şiirse sözcüklerinize kanat takar. 3. Karakterlerinizi sevmeyin, karakterlerinizin kendisi olun. Kendinizi başkalarının yerine koyun, diğerkâm olun. […]

devamını oku »

1. “Oku!” Galiba ilk uymamız gereken, bu kadim kural. Zira iyi bir okur olmayan kötü bir yazar dahi olamıyor. 2. Murakami koşuyormuş, ben onun kadar hızlı olmadığım için yürüyorum. Her sabah yazıya oturmadan evvel iki saat kadar yürürüm. Herkes için geçerli bir yöntem olmayabilir ama yazmaya başlamadan, şöyle bir dışarı çıkıp yürümek, bir yandan temiz […]

devamını oku »

İlk romanı yenilerde yayınlanmış biri olarak, başlarda yolumu el yordamıyla buldum galiba. Yazmaya başladığım sıralarda yerinde öneriler aldım. Edebiyat yolculuğumun başlangıcı, eğitici bir sürecin de başlangıcı oldu. Yararlandığım önerileri burada yansıtmak istiyorum. Katıldığım roman atölyesinde beni en mutlu eden öneri, yazarken yanımda bulundurmam gereken bazı kitaplarla ilgili listeydi. 1-Küçük bir kütüphaneniz olsun: Yazmaya karar vermiş […]

devamını oku »

1. Yazmak için mutlak bir sessizliğe ihtiyaç duyarım. Günümüzde hele metropolde yaşıyorsanız bunu sağlamak oldukça zordur. Bu yüzden incinenler, uzaklaşanlar, gidip başka bir insana yaslananlar olmuştur çevremde. Olsun. Çünkü aslolan yazmaktır benim için. 2. Yeni bir metnin fikri aklıma düşüp de iyice yol aldıktan sonra kutsal kitaplardan birini okurum birkaç gün. Bunun bana iyi geldiğine […]

devamını oku »

1. Yazmayla ilgili bir yerde formül görüyorsanız dikkat kesilmek yerine gülüp geçin. Her yazar kendine göre bir yol, yöntem geliştirir. Eğer formüllerle yazılsaydı, Roald Dahl’ın Otomatik Dev Gramatizör öyküsündeki gibi hepimiz birer yazı makinesine dönüşürdük. Kitap üretmek belirlenmiş zamanda gerçekleşecek bir proje yapmak kadar kolay olsaydı, büyük öykücü Akutagava’nın Kappa adlı eserinde anlattığı gibi, çeşitli […]

devamını oku »

1. Yazarken halinize gülün, hayret edin ve eğlenin. Eğlence bulaşıcıdır. Siz keyif alın ki okur da alsın. Yazar dediğin acı çeker, yazmak ne “sancılı” bir süreç klişelerine kulak asmayın. Üzerinde çalıştığınız bir metni tam da istediğiniz kıvama getirmenin verdiği keyif çok az şeyle kıyaslanabilir. 2. Klişe demişken… Metni hantallaştırmaktan başka işe yaramayan kalıplardan kaçının. Dilsel […]

devamını oku »

1.Yazar adayı, öncelikle kendine ve yazdıklarına güvenmelidir. 2. Bir yazar, okuru gözetmeden, ün kazanmayı düşünmeden ve maddi beklentiler taşımadan, sadece kendisi için, yazma ânının o muhteşem hazzını duyumsamak için yazmalıdır. 3. Gözlemler, birikimler, imgeler… yazara yol gösterir. Yazar, yaşananları dönüştürür, yapıtında hayatı yeniden estetize eder. O nedenle, bir yazar adayının edebi metin oluşturma sürecinde daha […]

devamını oku »

1. Mazeret tuzağına düşmemek… Samipaşazade Sezai Bey konaklarda büyüdü, özel hocalardan ders aldı. Neredeyse yirmi yılını Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde geçirdi. İlk ve son romanı Sergüzeşt 1888 yılında yayınlandı. Ölmeden önce de “Batılı yazarların çok zengin yaşantıları var, bizler o imkânlara sahip olamadığımız için fazla eser veremedik” diye dert yandı. Yine Osmanlı döneminde doğan, Dokuzuncu Hariciye […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z