Masthead header

Category Archives: onur uludoğan

I 28 Eylül 2016’da Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, memelilerin ortalama yüzde 0,3’ünün tür içi şiddet nedeniyle öldüğünü ortaya koyuyor. Alanı biraz daha daraltıp primatlara indirgediğimizdeyse bu oran yaklaşık olarak yüzde 2’ye yükseliyor. Alanı biraz daha daraltıp, insana baktığımızdaysa dönemsel dalgalanmanın oldukça yüksek olduğu sonucuna ulaşabiliyoruz. Örneğin, ortaçağda insanın insana uyguladığı şiddet nedeniyle ölenlerin oranı […]

devamını oku »

I Onur Ünlü, başta sinema olmak üzere elini attığı her alanda farkını ortaya koyabilen sanatçılardan. 2000’li yılların başında Ah Muhsin Ünlü adıyla, şiirlerini kendi olanaklarıyla kitaplaştırdığında, kitap elden ele dolaşmış ve kendi çapında bir okur kitlesi edinmişti. Gidiyorum Bu, adını taşıyan kitap kısa süre içinde kült statüsüne erişti, ikinci baskısı Sel Yayıncılık tarafından yapıldı ve […]

devamını oku »

I Demokratik rejimlerde bile sanatçıların iktidarla kurdukları ilişkiler her zaman sorgulanır. Demokratik olsun olmasın hemen her rejim, meşruiyetini pekiştirmek adına kültür sanat alanında etkin olmak, kabul görmek ister. Popülist, ılımlı otoriter figürlerin veya diktatörlerin yönetimde olduğu ülkelerde ise sanatçılardan, muhalefet göstermeseler bile egemen rejimle aralarına mesafe koymalarını bekleriz. Çoğunlukla da böyle olur. Kimi dönemlerde egemenler, […]

devamını oku »

I 12 Ocak 2019’da 70 yaşına giren Haruki Murakami, dünya edebiyatında, yaşayan yazarların arasındaki en popüler isimler arasında sayılabilir. 2. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinin sürdüğü 1949 yılında, Budist rahibin oğlu olan bir baba ile Osakalı bir tüccarın kızının birlikteliğinden dünyaya gelen Murakami “batılı” tarzda diyebileceğimiz bir eğitim alarak büyür. Waseda Üniversitesinde okurken tanıştığı Yoko ile […]

devamını oku »

I Evrim üzerine yapılan çalışmalar bize türümüzün, “öteki” diye adlandırabileceğimiz hemen her şeye acımasızca şiddet göstermesinin nedenlerini başarıyla açıklıyor. Sınırlı kaynakların paylaşımı için dişe diş mücadele ettiğimiz dönemlerden kalan savunma içgüdümüz, medenileştiğimizi iddia etmemize rağmen varlığını hâlâ koruyor. Bu açıdan baktığımızda, bölgesel ve kitlesel savaşlardan tutun da ırkçılığın ortaya çıkma nedenlerine kadar aklımıza takılan birçok […]

devamını oku »

I Üniversite yaşamını hakkını vererek yaşayan bir insan, hiç kuşku yok ki yıllar sonra bir durum değerlendirmesi yaptığında, yaşamının en güzel dönemlerinden birini yaşadığını söyleyecektir. Sosyal ve kültürel etkinliklere ulaşımın kolay olduğu, büyük kampüse sahip, nitelikli öğretmenlerin ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite, hemen herkese çok şey katar. Çoğu insan için aileden ilk defa uzaklaşılan, tek […]

devamını oku »

I Beat Kuşağı’nın tohumları 1940’lı yıllarda atılır. 1950’li ve 1960’lı yıllar ise bu kuşağı oluşturan sanatçıların en önemli eserlerinin yayımlandığı zamanlardır. Bu dönemde yayımlanan ve dönemine damgasını vuran eserler, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ önemini korur, çokça okunur ve kendinden sonra gelen nesli etkisi altına almayı sürdürür. Jack Kerouac, Allen Ginsberg, Lucien Carr ve […]

devamını oku »

I 15 Temmuz darbe girişimi yaşandığında uzun sürecek bir yolculuğun başlarındaydım. Yolda olmanın getirdiği savruklukla ve internet erişiminin sınırlı olması nedeniyle olan bitene dair küçük parçaları öğrenmekten öteye gidememiştim. Birkaç gün sonra da yaşananların netleşmesi için zamana ihtiyaç olduğunu görüp gelişmeleri takip etmeyi bırakmıştım. Bununla birlikte kontrolüm dışında yaşanacaklar nedeniyle “Ya geri dönemezsem?” diye düşünmeden […]

devamını oku »

I Geçmiş, üzerinden geçen zamanla birlikte daha yorumlanabilir bir hale gelir. Yaşananlar sonuçlarını vermiş, biz değişmişiz ve olayları daha soğukkanlı bir şekilde yorumlayabilecek bir zemin oluşmuştur. Bu çerçeveden bakıldığında içinde bulunduğumuz anı yorumlamak ve anlamak en zor işlerden birisidir. Bu çaba, çoğunlukla başarısız bir girişim olmaktan öteye gidemez. On yıl veya yirmi yıl sonra bugünlere […]

devamını oku »

I Orhan Koçak, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı ile Ayhan Geçgin’in üç romanını incelediği Tehlikeli Dönüşler isimli kitabının girişinde şu bilgileri verir: “Atılgan’ın Aylak Adam’ının ilginç bir yayımlanma ve kabullenilme tarihi var. 1958’de Yunus Nadi yarışmasında ikincilik aldıktan bir yıl sonra Varlık Yayınlarından çıkmış ve sınırlı bir övgüyle birlikte epey bir dirençle de karşılaşmıştı. Aynı yayınevinden […]

devamını oku »

I İletişim Yayınları, 2018 yılında kısa aralıklarla yayımladığı üç kitap ile yakın tarihimizde önemli yer tutan üç insanı daha, yakından tanımamıza fırsat verdi. İlk kitap, Şeyhmus Diken’in kaleme aldığı; çeşitli kaynaklardan derlediği tanıklıklar ile beslediği, kendi anıları ve fotoğraflarla zenginleştirdiği, “Ahmed Arif, Abisi Olmak Halkının.” İkinci kitap, Ercan Kesal’ın yalnızca kendi hatıralarından yola çıkarak, Metin […]

devamını oku »

I Anlatım biçimlerini ve kitaplarının içeriklerini beraber düşündüğümüzde yazarları iki grup içinde değerlendirebiliriz: Birinci gruptaki yazarlar her kitabında çeşitli anlatım biçimleri kullanarak birbirinden oldukça farklı eserlere imza atarlar. Örneğin 2017 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kazuo Ishiguro, bu tür yazarlardandır. Günden Kalanlar’ı, Avunamayanlar’ı Beni Asla Bırakma’yı veya Gömülü Dev’i yan yana koyduğumuzda her biri sanki başka […]

devamını oku »

I Otoriter rejimlerin tamamı, varlıklarının ya da uygulamalarının sorgulanmasına neden olabileceği korkusuyla olsa gerek, güzel sanatların tamamından endişe duyarlar. Bu endişe, onları çeşitli önlemler almaya iter. Sanatçılara, yayıncılara ve hatta çevirmenlere bile çeşitli cezalar verme eğiliminde olurlar. Bu cezalar kimi zaman hapis ve para cezası olurken kimi zaman da itibar suikastı biçiminde olur. Dünya tarihinde […]

devamını oku »

I İsmail Güzelsoy, 1963 Iğdır doğumlu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okuduktan sonra bir süre turizm rehberliği yaptı. Bu alandaki birikimini 2009 yayında yayımlanan iki ciltlik İstanbul’un Gezi Rehberi isimli kitapta topladı.  Güzelsoy’un daha geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan ise kurgu türündeki eserleri oldu. Bu türdeki ilk eseri, 2000 yılında yayımlanan Seni Seziyorum (Kitab-ı Mukadder) […]

devamını oku »

I Yayın dünyamızın hareketlendiği iki dönemden söz edebiliriz. İlk dönem, sonbaharda, Tüyap İstanbul Kitap Fuarı yaklaşırken başlar ve Fuar sürerken, yayınevleri o kış için hazırladıkları kitapları piyasaya sürerler. İkinci dönem ise ilkbaharın yaza evirildiği günlere denk gelir. Kaba bir niteleme yapacak olursak, ilk dönemde,  yayınevleri sezona hızlı bir başlangıç yapma kaygısıyla o sene için en […]

devamını oku »

I Thomas Bernhard 12 Şubat 1989’da hayatını kaybeder ve Viyana’da Grinzinger Friedhof isimli mezarlığa defnedilir. 2016 yılında Viyana’ya yolum düştüğünde ustanın mezarını ziyaret etmek için sözünü ettiğim mezarlığa bir Pazar günü gittim. Günlerden pazar olduğu için mezarlıkta görevli yoktu. Elimde mezarın bulunduğu bölümü belirten numaralarla, girişte sağdaki haritayı kontrol edip aranmaya başladım. Kendime göre doğru […]

devamını oku »

 I Milan Kundera, 1 Nisan 1929 günü o dönemki Çekoslovakya’nın Brno şehrinde dünyaya gelir. Müzik, edebiyat ve sinema alanında eğitim görür. Eğitimi devam ederken Komünist Parti’ye üye olur ancak ilerleyen yıllarda partiden ihraç edilir, sonra yeniden kabul edilir ve tekrar ihraç edilir. Bu döngü devam ederken Türkçeye Şaka olarak çevrilen romanını yazar ve kitap 1967 […]

devamını oku »

I Onur Ünlü’nün ilk uzun metrajlı filmi olan Polis 2007 yılında vizyona girmişti. Film, Haluk Bilginer’in görkemli oyunculuğuyla birlikte o güne kadar sahip olmadığımız bir sinema deneyimi sunuyordu bize. Kara komedi ve polisiye unsurlar, absürt bir çerçevede belirgin bir şiddeti de içinde barındırarak özgün bir filme yedirilmişti. Çoğu yenilikçi eserin başına gelen şey bu filmin […]

devamını oku »

Söyleşi: Onur Uludoğan Doğuş Kökarttı, 2013 yılında yayımlanan “Üzüm Dalları, Güneş ve Güz” isimli şiir kitabıyla selamlamıştı okurlarını. Aradan geçen dört yılın ardından geçtiğimiz aylarda Altıkırkbeş Yayıncılık tarafından yayımlanan “Nehir Yolcusu” ile yeniden şiir severlerin karşısına çıktı. Bu fırsatı değerlendirerek, Doğuş Kökarttı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik: Nehir Yolcusu kitabında yer verdiğin şiirlerin ve kitabın […]

devamını oku »

I Beat Kuşağı’nın temelleri 1940’lı yıllarda Columbia Üniversitesi kampusu civarında atılır. Bu dönemde, Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughs gibi, akımın lokomotifi olacak şair ve yazarlar henüz yirmili yaşlarındadırlar. Zamanla farklı tecrübeler edinecekleri bir yaşama doğru savrulacak bu üçlü zamanla, Lucien Carr ve Neal Cassady gibi figürlerin üzerlerindeki etkilerle ilk edebi ürünlerini vermeye başlarlar. […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z