Masthead header

Category Archives: okumalık

Yazarların kitap tavsiyelerinden bıkanlara bir haberim var: Bağımsız kitabevlerine tek kalemde 500.000 dolar bağış yapılmış! Bağımsız sosyal mekân kitap işletmelerinin yaşaması gerek, yani bağış -kültür alanında- doğru yere. Ne derler, tam noktaya pansuman. İleride hem kitap bakalım hem de sosyalleşelim dediğimizde gidecek yerlerimiz olmalı, değil mi…? Bu güzel bir haber ama biz Türkiye’dekilere bir faydası […]

devamını oku »

“Ütopyalar, bir avunma sağlarlar; gerçek yerleri olmadığı halde yine de, kendilerini açıp gösterdikleri fantastik ve dingin bir bölge vardır.” Michel Foucault Size hikâyemi anlatmalı mıyım, bilemedim! Esin verdiğiniz kesin. O bakışların öyle kime gülümsediğini merak etmedim desem yalan olur. Hayır, kendimi anlatmayacağım. O bildiğiniz hikâye içindekini, yani o ‘ben’liği anlatabilirim ancak. Dinleyen biri olduğunuz için […]

devamını oku »

Salgın hastalıklar insanlık tarihi boyunca sadece yaşandıkları zaman toplumda büyük bir korku ve paniğe yol açmakla kalmadı, uzun vadede de köklü toplumsal değişimlere yol açtı. Tarihçiler bugün salgın hastalıkları bir çok toplumsal değişime yol açan ve onları hızlandıran önemli bir etken; hatta salgınların uzun vadeli etkilerinin ilk başta göze çarpmaması nedeniyle adeta bu değişimlerin ardında […]

devamını oku »

-Ben bütün dünya halkları gibi, benim yer yer cahil, yer yer görgüsüz, çokluk feci şekilde aldatılmış, çıkarın nerede olduğu bilincine varamamış, ama anlatıldığı zaman doğru yola geliveren insanlarımızdan örnekler almaktan yanayım. Buna “Aydınlık Gerçekçilik” diyorum. Delileri, hastaları, budalaları anlatmaktan ne çıkacak? -Hafif müzik, hafif makale, eğlendirici film ve sanat, kitabın incesi ve yufkasını istiyorsak toplum […]

devamını oku »

 “Dağlar, güneş veya gökyüzü var olmadıkça                      sen de var olamıyordun işte.” Rebecca Solnit                                                                 Kimi kez geçitte bir yolcu gibi bekliyordun. Nereden gelebileceğini bilsen de, hangi yönden çıkıp dokunabileceğini bilemiyordun.  İşte bu da bazen sizi yönsüz, zamansız kılıyordu. Senin dile getiremediklerin vardı, onunsa derin suskunluğu. Şimdi açıp “Alman Sonbaharı”nı okuyorsun şu suskun, kapalı günlerde. Bazı […]

devamını oku »

Ağustos 1966 başlarında eşim Mercedes’le birlikte Yüzyıllık Yalnızlık’ın özgün elyazmalarını Buenos Aires’e göndermek için Mexico City’deki San Angel postanesine gittik. Paket 590 sayfa barındırıyordu ve üzerinde Editorial Sudamericana’nın edebiyat yöneticisi Francisco (Paco) Porrúa’nın adresi yer alıyordu. Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi: “Borcunuz 82 pesos.” Mercedes kâğıt paralarını saydı, […]

devamını oku »

Panama’da, bugün itibariyle, Koronavirüs vaka sayısı 558, ölü ise sekiz… Panama’dan bildirmiyorum tabii, İstanbul’daki evimde biraz ‘salsa bakayım’ dedim, internette, eskilerden olsun, derken aramaya “Ruben Blades” yazdım, “Salsanın Şairi” diye geçer ya, aklımda kalmıştır, hadi şairinden gelsin, chica plastica (plastik kız) fena gitmez, korku, endişe ve dahi can sıkıntısına karşı… O ne!, gene Covid-19. Gazeteler […]

devamını oku »

İstanbul Modern, Covit-19 salgını sebebiyle geçici olarak kapandığı dönemde sanatseverleri dijital platformlarda ağırlıyor. Müze internet sitesini güncelleyerek koleksiyon ve sergilerini dijital dünyada izleyiciyle buluşturuyor. Sanatçı ve Zamanı’nı sanal turu İstanbul Modern’in Karaköy’deki son koleksiyon sergisi Sanatçı ve Zamanı’nı 3D sanal turla keşfetmek mümkün. İzleyiciler 109 sanatçının 193 çalışmasını inceleme fırsatını yakalarken, sergiye dair metinleri de […]

devamını oku »

“Nefret ve sevgi, her şeyde, birbirine düşman ve  zıt ikizlerdir. Tıpkı âşka düşme edimi gibi –en  az bunun kadar sık rastlanan- ‘nefrete düşme’  edimi de vardır.” Ortega y Gasset Doğrusu onaylanacak gibi değil!      Karşılıksız aşk kurban getirdi… Kendini de öldürdü… Sıklıkla duyar olduk bu türden haberleri…Gazeteler, televizyonlar günlerce yazıp gösterip duruyorlar. Sürekli sevgisizlik […]

devamını oku »

Özellikle hâlâ çocukken, çok sayıda kitap okuyun. Okumak için diğer her şeye ayırdığınızdan daha fazla zaman ayırın. Bir yetişkin olarak ise, yazdıklarınızı bir başkası okuyormuş, hatta daha da iyisi bir düşmanınız okuyormuş gibi okuyun. Kabiliyetinizi romantikleştirmeyin; ya iyi cümleler yazabiliyorsunuzdur, ya yazamıyorsunuzdur sonuçta. “Yazarın yaşam stili” diye bir şey yok. Önemli olan kağıt üzerine dökebildikleriniz. […]

devamını oku »

Yazmak, yazanın her şeyden önce tinsel-duyusal öz-yapısını, öz-bilincini dışa vurduğu bir eylem ve/veya etkinliktir. Yazma eylemi, kaçınılmaz olarak duyumsama ve tinselleştirme gücünün birliğinin ve etkileşiminin bir türevidir. Dolayısıyla, yazılan şeyin tinsel-duyusal yetkinliği, estetik niteliği ve tadı, yazanın, duyumsama ve tinselleştirme gücüne, estetikleştirme becerisine ve yetkinliğine bağlıdır. Yazmak, dili biçimlendirmektir. Dil ise, tinsel emeğin veya çalışmanın, […]

devamını oku »

Sanat, bir tasarımlama, kurgulama, biçimlendirme etkenliği ve edimidir. Bu nedenle de oluşumsal ve ülküseldir. Hegel, bu kapsamda ülkü kavramını estetik ile ilişkilendirerek, sanat biçimlerini temel alarak, sanatın yapısal belirlenimiyle ilgili olarak ölçü koyucu önermeler geliştirmiştir. Anılan düşünür, estetiğin bu temel kavramını salt “idenin duyusal görünüşü” olarak değil, aynı zamanda “idenin yaşamı”, “var-oluşu” ve “canlılığı” olarak […]

devamını oku »

Yourcenar’ın “Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı”* romanı Ada’da okuduğum kitaplardandı. Sessiz bir koyda bir solukta bitirdim. Tutkunu olduğunuz yazarlar öyledir, bir elinize aldınız mı bırakamazsınız yazdıklarını… Sonrasında ise uzun bir yolculuğa çıkarsınız onunla. Yourcenar, benim için böyle bir yazar. Türkçedeki bütün kitaplarını** aynı tutkuyla okumuşumdur. “Ateşler”i okuduğumda da günlerce elimden düşürmemiş, yakın birçok dostuma, […]

devamını oku »

Marguerite Duras (1914-1996), her dem gözde yazarlarımdan olmuştur. Bunun nedenini kendime sorduğumda; tek yanıtı olmayan bu sorunun, beni, ilk önce o yazarın belleğimdeki imgelerine döndürdüğünü görürüm. Her yazara, ya da şöyle söyleyeyim; bizde iz bırakan, kendimize yol arkadaşı kıldığımız yazarlara dönük böylesi bir bakışın yanıtı olmadığını da biliriz. Biliriz de, gene de, kaçınılmaz bir irdeleyiş/kavrayış […]

devamını oku »

Çoğu kez dergilerdeki biyografilerde karşılaştığımız küçük ayrıntılar yazarların garip halleri… Bu ayrıntılar, o yazar ve şairler ile kitap sayfalarında daha iyi iletişim kurabilmemize yardımcı olabiliyor. Örneğin, Balzac’ın bir kahve tutkunu olduğunu biliyoruz. Ve Balzac okurken bir fincan kahveyi masamızda bulundurmak bizi hikâye kişisi ile sohbet ediyormuşuz hissine kaptırabiliyor, diyor. Bu derlemeyi yaparken, okuma saatlerimizi daha samimi […]

devamını oku »

Ahmet Altan, her kurmaca anlatısında okuru/nu başka başka yolculuklara çıkarır. Sözünü neden/niçin kurduğunu; ve bunu nasıl söyleyebileceğini bilen bir anlatıcıdır o. Öyle ki; onda dile gelen söz sorgulayıcılık içerir. “Sudaki İz”de yer alan ilk cümlelerinden biri hala belleğimdedir: “Biraz önce sakin sakin yağan kar birden tipiye çevirmişti.” Sonra, Necip’in öyküsüne şuradan başlarız: “Necip’in yüzüne çarpan […]

devamını oku »

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları… Turgut Uyar/Geyikli Gece                                                               […]

devamını oku »

İnsanlığın gelişimi çok ilginç süreçleri kapsamaktadır. Çok eskilere gitmeyelim. Bir milyon sekiz yüz bin yıl önce Afrika’dan çıkan insana kadar gidersek günümüze gelmemiz çok uzun sürer. Ama insanın göz-beyin ilişkisine bağlı olarak; özel bir yeteneğe, soyutlama yeteneğine sahip olmasıyla başlayan düşünce üretimi ve yorumlama süreci insanlığın gelişimi içerisinde çok özel bir yeri belirttiğini söyleyeyim. Olmayanı […]

devamını oku »

Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.  2007 yılında David Lassman adında bir İngiliz, yazdığı kitapların yayınevlerinden sürekli geri çevrilmesinin kabahatini kendi yazdıklarında değil yayınevlerinin sallapatiliğinde arar ve tuhaf bir oyunla bunu ispatlamaya girişir. Sadece İngiliz edebiyatının değil, dünya edebiyatının temel taşlarından sayılan Jane Austen‘ın […]

devamını oku »

Söze tutunarak yol alıyoruz madem, güne başlangıcın sesini rengini getirebilecek duyguların diliyle konuşalım. Bazen böylesi anlarda sayfalarını açtığım bir kitap beni yazarıyla konuşturur. Onun bir cümlesinde gezinerek konuşmaya yönelirim. İçsesin yankısı gibidir her bir sözcük… Tınalarıyla çoğalan bir ezgi gibi alır başka kıyılara taşır. Sesten sese, sözden söze geçersiniz bir ânda. Şimdi Flaubert’in öykülerine dönerken, […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z