Masthead header

Category Archives: okumalık

“Cehennemi cehennem yapan, acı değil sevinçtir.” Clarice Lespector Böyle ölünebilirmiş demek! Bunu da anladın. “Sessiz ölüm,” denilen, bu olabilir… Yudum yudum gelen, nefesinin gitmesi… Ötelere taşınan yürek ne anlatır ki sana, diyor içsesin. Başka bir göğün rengini anlamak niye sahi? İnsan nefes alabildiği yerdedir sevinciyle, cenneti cehennemiyle. Bırak kınamayı. Göz gördüğünü sever, yalanına da inanma […]

devamını oku »

“O zamanlar mutluyduk,  diye düşündüm kendi kendime.” Elio Vittorini Gece geçen trenlerin bekleyeni olduğum zamandayım. Sicilya Konuşmaları’nı okul çantamda gezdirdiğim yıllar. Yedek okuma kitabım ise Bohumil Hrabal’ın Sıkı Kontrol Edilen Trenler romanı. Okumak mı demeli, yoksa yudum yudum sözler devşirerek kendince bir dil yaratmak için söz alıştırmaları yapmak mı? Belki de her ikisi! Tutup şu […]

devamını oku »

“Daha uzaklara bakmak vardır. Dünya sınırsız ve rengârenktir: gidip onu görmek isteriz.” Carlo Rovelli Yüzümü yeni bir  kitaba döndüğümde, anlatılanı kavramayı bir keşif gibi algılarım. Bütün duyargalarımla yazılana dönüktür bakışım. Kuşkusuz sözü ettiğim seçilmiş bir kitaptır bu. “Yeni” dediğime bakmayın siz, iyi yazılan her kitap benim gözümdü yenidir. İsa’dan önce bir zamanda yazılan Lucretius’un “Evrenin […]

devamını oku »

Gerek ihtiyaçları karşılamak gerekse başkalarına öneride bulunmak için olsun liste yapmaya hep biraz üşenir ve kaçınırım. Öte yandan, listeleri büyük hazla inceler ve yıl sonu muhasebelerini kaçırmamaya çalışırım. Zira, Umberto Eco’nun dediği gibi, sanat ve edebiyat tarihinin birer parçası olan listeler, kültürün de kökenini oluşturur. Nazik davetinizi yerine getirmek için bu duygularla masa başına oturdum… […]

devamını oku »

“Sevenlerin kavmine iniyor gözlerim: Birbirimize bakıyoruz, karanlık şeyler söylediklerimiz, Karanlık şeyler söylediklerimiz, gelincik çiçeğiyle hatıraların birbirlerini   sevmeleri gibi seviyoruz birbirimizi, istiridyelere sızan şarap, ay ışığında yüzen deniz gibi uyuyoruz.” Paul Celan / Çev.: Ahmet Cemal Dezsó Kosztolányi’nin “Tarlakuşu” romanında anlattığı bir kızkurusunun öyküsüne dönünce, nedense, Celan’ın bu şiirini hatırladın. Sonra bir şiirsel mektuba dökülen şu […]

devamını oku »

“Kuşlar gibi kanatlı herkes, ışığı bilen yok.” Melih Cevdet Anday Taşıyıcı bir zamanın kahramanı Benim için taşıyıcı bir zamanın simgesidir annem. Hatırlatan ve kuşatan zamanın belleği desem yeri. Durup hayata bakma biçimlerinin bendeki yansısı… Oradaki yer/zaman bilgisi, yaşanmışlıklardan gelen/edinilen bakış… En çok da oradaki duruşu/varlığıyladır bende annem. Aramızdaki onca uzaklığa, kopuşa, ayrılığa, bırakılmışlığa rağmen, duygularımın […]

devamını oku »

Sosyal medya ve onun sağladığı sınırsız bilgi, enformasyon ve şeffaflık bizi özgürleştirdi mi? Yoksa, bu özgürlük ve şeffaflık yeni bir totalitarizmin habercisi mi? Bu sorulara tek seferde, doyurucu yanıtlar verebilmek çok güç. Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri ve önemi giderek arttıkça, onun bize etkilerine dair yeni teoriler ve araştırmak da mümkün oluyor.  Dolayısıyla farklı disiplinler ya […]

devamını oku »

“Yağmur damlaları sedeflerin içinde inci olur.” Mevlânâ Ah, göz! Ah, ırmak giderken sen tutun bana. Dile tutun, cana tutun, söze söz ol. Yıkıntılardan çıkıp geleni unut, yıkıcı yaban düşeni. Öğütleme birini, can hevenginde yeşereni bırak giderek görsün. Yansın elleri, gözleri… Dikenler kanatsın dizlerini… Ama bilmeli ki, can yanması bu değil. Ayrı düşüş, ayrı kalış bu […]

devamını oku »

“Aslında bu dünyada hiçbir şey zamanında yaşanmaz; yaşam bize önceden öngörüp de hazırlıklı olarak beklediğimiz hiçbir şey vermez.” Sándor Márai “Derinlik senin için nedir ki,” diye soruyordu Toni Morrison’un “Aşk” romanındaki anlatıcısı. “Her şeyin bilindiği, hiçbir şeyin anlaşılmadığı bir dünyaya” bakarken ister istemez kendinizi bir yerde, bir duyguda konumlandırmak istersiniz. Yaşama telaşının doğasında vardır bu. […]

devamını oku »

Ian McEwan, çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Kendisine 1998 yılında Man Booker ödülü getiren Amsterdam’da Düello,  geçtiğimiz aylarda Yapı Kredi Yayınları tarafından, Ülkem Çorapçı çevirisiyle yeniden yayımlandı. Kitap daha önce Can Yayınları’ndan yayımlandığını hatırlatalım. Yazar, kitaplarında tutkulu aşklar, saplantılar, paranoyalar, inanç ve korku gibi temalara yer vermeyi seviyor. İngiliz yazarın bu […]

devamını oku »

“Günlük deneyim içsel yaşamın şaşırtıcı bir çöküşünü gözler önüne sermektedir. Kimin bugün hâlâ bir ruhu var?” Julia Kristeva                                                   1./ “Az budala!” Çoğaltıyorum sesimi bu sessizlikte. Ötede kaldı göç mevsimi, biliyorum. Avutucu bakışların uzağında, zamansızlık burcunda geziniyor dilim. Esrime nöbetlerini unutalı varmıyor bakışlarım başka bir söze, başka bir iklime. Altüst olma, durulma çağını anlatıyor yorumcu. Teoride, […]

devamını oku »

“Canla zindesin sen, bilmezsin canı. Ne büyük yaratıcılık gücü; gizli aşikâr! Susmaktan başka kimseye yok yarar.” Ferîdüddîn Attâr Günü nerede karşılamalıydın, bilemedin. Gece geceydi biliyordun; hem içinde insanın hem de dışındaydı. Dolunay vardı gecede. Gözlerini alan parıltı değildi yalnızca. Karanlığın da dili olduğunu anlatıyordu o ışıltı. Güne, zamana, yaşadıklarına döndükçe biriktirilen her şeyin yarınki günün […]

devamını oku »

Aşağıdaki mektup Kurt Vonnegut: Letters adlı kitaptan alındı. Kurt Vonnegut, bu mektubu ilk eşi ve çocukluk aşkı olan Jane Marie Cox‘a yazmış. Cox ve Vonnegut, II. Dünya Savaşı’ndan sonra evlenmiş, 1970’den sonra ayrı yaşamaya başlamış ve 1979’da resmi olarak ayrılmışlar. 1966’da yazılan bu mektup, yazarın Iowa Üniversitesi Yazarlık Atölyesi’nde çalışmaya başlamasından önce, Iowa’daki yeni evinden yollanmış. […]

devamını oku »

“Her algı, ya mevcut olduğu düşünülen bir şeyin ya da sadece bir özün algısıdır. Kurgular da genellikle mevcut olduğu düşünülen şeylerle alâkalı olarak meydana gelir..” Spinoza -Ezra için Size, ‘elinden tutun günü’ diye bir şarkı mırıldanmak isterim şu ân. Gözlerimi alan ışıltıların seyrinde yol alıyorum. Uzaktan, renklerinin alaşımı gözlerimi alıyor günebakanların. Sevdiğiniz bir günün, yerin […]

devamını oku »

“En nihayetinde bir insan, çözülmesi az çok karmaşık bir depremdir.” Philippe Sollers Yazdığı her metinde sizi söylensel bir dille buluşturan Philippe Sollers, çağın deneysel anlatıcısı bence! Neden “deneysel” diyorum onca yapıtıyla zamanına iz düşürmüş bir anlatıcıya? Dilimize yeni çevrilen “Merkez” romanını okurken, ister istemez Rilke’nin “Malte Laurids Brigge’nin Notları”na döndüm. Ortak bir payda bulduğumdan değil; […]

devamını oku »

“…başkalarının kurmacaları, hepimizin kurmaca içinde yaşadığımızın bilincine vardığımız anda yeni bir anlam kazanacaktır.” Marc Augé Söz değil de duygu yorgunlaştırıyor bazen. Dönünce birinin içsesine bunu anlıyorsunuz. Uzayan bir yol, yolculuk bakışı gelip siniyor ruhunuza. Size iyi gelebilecek biriyle yolculuk… Başka hayatlara bölünmeyen, birlikte var edebileceğiniz bir zaman yolculuğu… Günboyu denizin seyrine dalarken çaybahçesinde bunu düşündün. […]

devamını oku »

“Sanki tümüyle başka biri şimdi dağcı.” Max Frisch Sözü geçitte bıraktın madem, adsızlaştır kendini. Dağlara döneceğiz yüzümüzü. Yolunu ayrıştırmanın anlamı yok. Sesinin rengini değiştirmenin de. Gitmeyi seçince insan bazen görmeyi de unutuyor. Dahası yaşadığı bilinç yarılması bunu anlatıyor, duygu diline yansıyan da bu. Kentinin sokaklarında gölgen. Orada, içinde değil dışındasın zamanın. Olmakla olmamak arası bir […]

devamını oku »

“Gözlerimizi aldatan şeyler,   aklımızı da sürüklüyor peşinden…” Shakespeare “Trollos ile Kressida”, S.17 SESİNDEKİ sitemi sorgulamak istememiştin. Susarak dinlemiştin yalnızca. O ıssızlığı seçtiğin saatlerin anlamından uzaktı sözleri. Duygularındaki yenilgiden ona hiç söz edemezdin. Dağın yamacındaki bu evde bir süreliğine yaşamayı seçmenin seni nasıl bir dönemece getirdiğini de anlatamazdın. Yaşadığı kente vardığından beri içindeki sanrılar dinmiyordu. Gecesini […]

devamını oku »

Sözcüklerin bazen bükümlendiğini, düşündüklerimi kâğıda aktarmada beni durdurduklarını görüyorum. “Yazma, iletme, dillendirme, geç…” diyemeyeceğime göre… Neden peki, yazmak neden? Yazı bizi neden kendine çekiyor; zamanın her dönemecinde eşlik ederek sağaltıcı bir işlev de üstleniyor… Belki de bu da yanıtsız sorularından hayatımızın! Birinin sizden beklemediğini bile bile yazmak… Her biri yanıtsız sözleri dizimlemek… Sonra tutup şunu […]

devamını oku »

20.yüzyılın son çeyreğinde uzay boşluğunda süzülen büyük mavi topun içerisinde çok uzun süredir bir mucize olmuyordu. İnsanlığı şaşırtan tüm büyük olaylar, gelişmeler geçtiğimiz yüzyıllarda olmuştu, modern dünyada mucizelere, ütopyalara yer yoktu artık. Hatta bir takım akademisyenler “tarihin sonunu” ilan ediyor, artık yer kürede büyük olaylar olmayacak ve her gün birbirinin tekrarı olacaktı. Dolayısıyla insanlar sıkıntıdan patlıyor, […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z