Masthead header

Category Archives: okumalık

Çağdaş Japon edebiyatının en önemli ismi Natsume Soseki’nin, Japonya’da en çok okunan iki romandan biri olan son kitabı “Gönül”, hayattan, çevreden, toplumdan ve değerlerden kopuk yaşamaya kendi “gönlünce” mecbur kalmış bir adamla, genç bir öğrencinin dostluk hikâyesi üzerinden emekleme dönemindeki bir toplumun panoramasını ortaya döküyor.  1904-1905 yılları arasında yaşanan Japonya- Rus Savaşı’nın tarihteki en önemli […]

devamını oku »

Sahi ne olurdu Emma Bovary arsenik içmeseydi? Anna Karenina bedenini soğuk demir yolunun üzerine sermeseydi? Ophelia delirerek ölmeseydi? Toplumun yüzyıllardır kadının ve erkeğin üzerine yığdığı tüm o ısrarcı ve baskıcı düşüncelerden kurtulmak mümkün müydü? Zincirleri kırarak yola çıkıp yeni bir son yaratılabilir miydi gerçekten? Yoksa her son yeni bir başlangıç yaratıyor ve kırılamayan bir döngüye […]

devamını oku »

Müzik, dünyamızı saran ve bizi duygusal olarak besleyen bir olgu. Gerek sıradan bir dinleyici gerek usta bir icracı olalım, ezgiler bizi duygusal manada doyuruyor, zihnimizde bambaşka dünyaların kapılarını aralıyor. Müziğin bilimi olarak adlandırabileceğiniz müzik teorisi ise yaşadığımız duygulara yeni bir boyut kazandırmakta ve bunları somutlaştırmakta. Ancak ister bu teoriyi öğrenmeye yeni başlamış ister okumakta ve […]

devamını oku »

2019 sonu itibariyle ilk kez Çin’de baş gösteren Covid-19 salgını iki yılı aşkın bir süre tüm dünyanın korkulu rüyası oldu. Kimimiz yakınlarını kaybetti kimimizin psikolojisi bozuldu kimimizse ekonomik olarak çöküntüye uğradı. Ama sürecin en büyük yükü canlarını ortaya koyarak hizmet veren sağlık çalışanlarının üzerindeydi. En çok da doktorların… Çünkü doktorluk mesleği özverili olmayı gerektiriyordu. İçlerinden […]

devamını oku »

39. İstanbul Kitap Fuarı 3 Aralık Cumartesi günü “Kitap şehre dönüyor” sloganıyla açıldı. 7 salonda 1000’e yakın yayınevi, 2000 imza günü, 320 etkinlikle büyük bir kültür şöleni yaşanıyor. Fuarın Onur yazarı Nazlı Eray, teması ‘Kitabın Büyülü Dünyası’. Balkan ülkeleri, Almanya, İran, BAE ve Romanya’dan yayınevleri de fuarın uluslararası salonunda yer alıyor. Fuar 11 Aralık tarihine […]

devamını oku »

“Aslında geçmişi kurcalamaktan nefret ederim. Orada acıdan başka bir şey yok.” Sıklıkla suçluluk duygusunu irdeleyen John Boyne, şimdi Çizgili Pijamalı Çocuk’un devamı, daha kapsamlı bir yapıtla karşımızda. İlkinde Auschwitz kampını yöneten bir Nazi subayının oğlu Bruno’yla kamptaki Yahudi çocuklardan biri olan Shmuel’in dostluğu üzerinden soykırım sorgulanırken, Artık Hiçbir Yer Ev Değil’de Bruno’nun ablası Gretel’in savaş […]

devamını oku »

Ünlü casus kitapları yazarı Ben Macintyre’ın yazdığı, ‘Âşık, Asker ve Casus’ alt başlıklı ‘Ajan Sonya’, Sovyetler Birliği’ne atom bombası yapmasında yardımcı olmak, Doğu-Batı arasındaki dengeyi sağlamak ve nükleer savaşı engellemekle görevli Ursula Kuczynski’nin hayatını anlatırken, yirminci yüzyıldaki ideolojik çatışmalara, çıkarlara, dünyanın kaderini değiştiren olaylara da değinerek soluk soluğa okunan bir kitap haline bürünüyor.  “Ursula yıllar […]

devamını oku »

Anlatılarını okurken sizi durduran, düşündüren, hatta sorgulara yönelten bir yanı vardır Antoine de Saint-Exupéry’nin. Kitaplarına ara ara  döndüğüm olur. Yitimi, dahası bir uçuşta gökyüzünde kaybolmasını “trajik” olarak nitelendirilse de; yazdıklarına dönünce, aslında kendisinin gözüpek bir yaşama ustası olduğunu anlarsınız. Bir bakıma o, ölümü hafife aldığı için değil; ölümü anladığı, yaşamla barışık olduğu için o kayboluşu […]

devamını oku »

Ray Bradbury, ilk kez 1947 yılında Bright Phoenix / Parlak Anka Kuşu adlı bir kısa hikâye yazmış. Sonra bu hikâyenin ana fikrini koruyup düzeltmeler yaparak The Fireman / İtfaiyeci adlı bir novellaya dönüştürmüş ve 1951 yılında Galaxy Science Fiction adlı bilimkurgu dergisinde yayımlamış. Novellayı daha da genişleterek romana çevirmiş. Kitaba birçok isim verdiği olmuş ama […]

devamını oku »

“Kime ne söylesem canım efendim! Hasanım Ali, Hüseynim Ali, Hevesim Ali! Kalbini unutan insan, neyi unutmaz ki!” İnsanlık yer yüzünde var olmaya başladığından, insan içgüdüsel olarak duyuş ve düşünüşlerini dile getirme, oyun oynama (tiyatral gösteriler) isteği duymuştur. Bunun sonucunda da zamanla edebi ürünler ortaya çıkarak günümüze kadar gelmiş ve insanın edebi zevkini, duyuş ve düşünüşü […]

devamını oku »

Sizinle en son 19. Uluslararası Öykü Günleri kapsamında Şiir Erkök Yılmaz Hocamızla yapılan söyleşinin notlarını paylaşmış[1] ve Hocamızın “Aile İçi Muhabbet” adlı romanı üzerine bir yazı yazmak istediğimi belirtmiştim.  Söyleşi notlarında da belirttiğim gibi, Hocamız okuduğum “Homo Economicus” adlı ilk öyküsü ile beni kendisine hayran bırakmıştı. Biraz geç keşfetmiş olsam da o günden bu güne […]

devamını oku »

Dato Turaşvili’nin geçtiğimiz günlerde Mirhan Petek çevirisiyle Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan romanı Blucin Devrinin Çocukları, oldukça karanlık bir hikâyeyi, Sovyetler Birliği’nin son dönemlerine dair birtakım çarpıcı gelişmeleri okurla buluşturan bir eser. Dato Turaşvili’nin öncelikle bir tiyatro metni olarak kaleme aldığı, 2001 yılından itibaren başta Gürcistan olmak üzere birçok farklı ülkede sahnelediği Blucin Devrinin Çocukları, merkezinde […]

devamını oku »

2022 Yunus Nadi Ödülleri kazananları Ekim ayında duyurulmuştu. Belgin Bıyıkoğlu, Dünya Döner Renkler Kalır adlı eseriyle bu yıl roman dalında ödülün sahibi oldu. Bıyıkoğlu’nun eseri Ekim 2021’de Destek Yayınları’ndan okuyucuya ulaşmış, Mart 2022’de ikinci baskı piyasaya çıkmış. Yazarın çalışmalarının daha geniş bir okur kitlesine kavuşmasını  dileyerek biraz da bu ödüllü romanı birlikte inceleyelim.  Dünya Döner […]

devamını oku »

“Her derinlemesine okumam, içimde çınlayan karanlığın sürüp gideceğini, natamam olma hâlinin ölene kadar devam edeceğini bana hatırlatıyor. Kafandaki derdin izini sürmek, bu oluş hâlinde müthiş bir haz…” Şizofreni tanımına baktığımızda, “kişide, gerçeklerle olan bağın azalması düşünce, duygu ve davranışlarda bozulmaların oluştuğu ruh hastalığı” olarak, kısaca tanımlanabilir. Tanımlanamayabilir de çünkü henüz neden nasıl oluştuğuyla ilgili tıbbi […]

devamını oku »

Hortlak babaların, çocuk sahibi olması şart değildir, ama onların genellikle kız çocukları vardır. Günün herhangi bir saatinde ya da gece rüyaların bin bir çeşidinde ortaya çıkabilirler. Örneğin, bir bardak su doldurmuş, tam ilacımızı içecekken, başımızı kaldırdığımızda beliriverirler karşımızda. İşimizi halletmek için kurumun birinde, asansörün içindeyken bakıverirler yüzümüze. Çiçekli yollarda yürürken, yavru kediler oynaşırken, o anda […]

devamını oku »

Sosyoloji profesörü İbrahim Kaya’nın derlediği ‘Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi’, alanında uzman birbirinden değerli isimlerin Siyaset Sosyolojisi konusunu salt Türkiye’ye özgü perspektiflerle ele alıp değerlendirdiği yazılardan oluşan bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.  Prof. Dr. İbrahim Kaya 1993 yılında Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olmuş. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan kazandığı bursla İngiltere’nin Warwick Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisansını […]

devamını oku »

Eylül ayının ilk günleriymiş. İşten eve yürüdüğüm bir akşamüstü Feriköy’de Şahap Sokağı kesen bir sokağın başında genç bir arkadaşımla karşılaşıyoruz. Ayaküstü sohbetimizin sonunda veda ederken “Tezer Özlü bu sokakta oturmuş” diyor. Özlü ailesinin Feriköy’de oturduğunu biliyordum tabii ama evlerinin hangi sokakta olduğunu bilmiyordum.  Ertesi gün sokakta bir keşif gezisi yapıp Tezer Özlü ve ailesinin oturduğu […]

devamını oku »

“Eleştirmenin görevi nereye gittiğimizi söylemek en azından tahmin etmek değil midir?” Virginia Woolf Kuşkusuz bunu bilicilik anlamında söylemiyordu Woolf. Eleştirmenin de, tıpkı bir romancı, bir öykücü, bir şair gibi çağını okuması gerektiği düşüncesini öne sürerek; salt “geçmişe bakarak” eleştirir yapılamayacağının altını çiziyordu. Biz de, geçmişte, kısmen bugün de eleştiriye soyunanlar birer edebiyat tarihçisi gibi davranarak, […]

devamını oku »

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile dünyanın umutla beklediği “barış” ortamı sağlanamamıştı ya da diğer bir deyişle “savaş” farklı bir veçheye bürünmüştü. Nazi döneminin o büyük yıkımı, gerisinde kutuplaşan bir dünyayı miras bıraktı. Kutbun iki kanadında, yani ABD ve Stalin dönemi Rusya’sı arasında artık yöneticileri de aşan, halka inen ötekini tam bir düşman görme algısı […]

devamını oku »

Son yıllarda dikkatimi çeken bir şey var ki; o da çocuk edebiyatının her kesimin can simidi olduğudur. Çocuklara kazandırılmak istenen ne varsa kitaplar üzerinden yola çıkılıyor artık. İnsan olmaya dair (sevgi, saygı, tolerans, nezaket vs.) özellikler kitaplarda, okula karşı olumlu tutum kitaplarda. Öyle ki büyük bir çoğunluğumuzu o yaşlardayken ürküten dersler bile artık edebiyat üzerinden […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r