Masthead header

Category Archives: okumalık

-Her zaman kendisi olarak kalan tek şey düşlerdir. Fernando Pessoa 1 . Benim gök gözlü selvicanım, şimdi bilmelisin ki sözün okyanusuna açılıyoruz seninle. Turna katarı olmuş sevinçlerimle kendimi ehlileştiriyorum. Yani ayrılığı, özlemi, vuslatı yaşatan günleri hatırlamaktır bütün amacım. Canımı esriten, geçiş barınakları bildiğim yurtluklarıma uğruyorum önce. Yani acıyı, kavuşmayı yaşatan sözlere bağlanmaktır dileğim. 2. Ey […]

devamını oku »

Yeni Türk yazısına geçilmesinin en ateşli ve ilkeli savunucularının biri olan ve 27 Temmuz 1928’de Atatürk’e Dolmabahçe Sarayı’nda  ‘yeni yazı’ hakkında bilgi veren Falih Rıfkı Atay, “yeni yazının, dil sorununu da çözeceğini, yalnız Arap yazısını değil, Osmanlıcanın tasfiye edilmesini” sağlayacağını belirtir. “Biz bunları halka ve çocuklara nasıl öğretebiliriz” diyen Atatürk, Falih Rıfkı Atay’a “yeni yazının, […]

devamını oku »

“Hayattan hikâye olarak söz etmek anlamlıysa,    yaşamaktan bir sanat olarak söz etmek de  anlamlıdır, çünkü hikâye bir sanat biçimidir.” William L. Randall                                                                        Tolstoy’u okurken gözledim; onda doğaya kavrayıcı bir bakış var. Gerçekliğini yansıttığı insanın duygu tonunu doğanın renkleriyle buluşturarak etkileyici  bir atmosfer yaratıyor. Bu da, onun dış dünya bilgisinin yansısını getirir. Gözlemevine  girenlerin yazıda […]

devamını oku »

“Belleğimiz bizim uyumumuz, varlık nedenimiz, davranışlarımız ve duygularımızdır. Biz onsuz hiçiz.”                                Luis Buñuel Yaşama alanlarına bakmadan belleğin çarşılarında dolaşamayız. Hatırlamak dediğimiz şey, eninde sonunda bizi bir mekâna götürüyor. Sonra, orada olup bitenlerin izlerini düşünüyoruz. Kalıcı olan ses/renk de bu hatırlananlardır […]

devamını oku »

1800’den sonra gelişmeye başlayan Türkçe bilincinin bazı öncülerini anmak gerekir. Bu öncülerden biri, 1862’de harflerin düzeltilmesini gündeme getiren Münif Paşa’dır. 1869’da Mustafa Celalettin Paşa Türk dilinin yenilenmesi için, Latin harflerinin kabul edilmesi gerektiğini dile getirmenin yanı sıra, kızına Latin harfleriyle Türkçe mektuplar yazmış, Türkçenin ‘arılaştırılmasına’ yönelik öncü çalışmalar yapmış ve halkın kolay öğrenmesi için, ‘Türkçenin […]

devamını oku »

“Kırılganlık hayatın bir parçası, yapıtaşlarından, ontolojik kökenlerinden biridir…” Eugenio Borgna Gözlerini kaçırmakla yetinmedi, sözcüklerini de esirgedi senden. Kaçış ve sığınışlar öyledir, baş edilemez duyguların barınağı yoktur. Şimdi anlıyordun neden kırlangıçlar yuvalarını kuytuluklara yapar, yaparken de kimselere gölgelerini göstermez; saklı tutar her bir çerçöpünü… İçler dışlar çarpımı bir hayatın avenesi olalı beri bu böyleydi. Bilirdin ki […]

devamını oku »

“Azgınca vuruyor şimdi çekicim, acımadan vuruyor onu tutsak eden taşa. Yongalar savruluyor: Varsın savrulsun!” Friedrich Nietzsche Sese gelen söz olunca yalnızlaşıyoruz madem, dindir bu çağıltıyı öyleyse. Aylanan  zaman diğerinin yerini alamayacağına göre, avuntuyu kaldır aradan. Göze göz, dişe diş çağı geride kaldı. Şenlik dediğin ne ki; mutsuzluk şiiri yazan da bir yazmayan da! Madem elinde […]

devamını oku »

“Biri benim hakkımda yazacaksa, onun ben olmasını yeğlerim.” Pedro Almodovar Pedro Almodovar’ın yeni filmi “Acı ve Zafer” her ne kadar kişisel tanıklığı/özyaşamı üzerine kurulu öyküler dizisinden oluşsa da; filmdeki ana izlek bellek ve hatırlama üzerinedir. Buradan bakınca anlatıcının/öyküsü anlatılanın (Salvador Mallo) zaman bakışının kişisel tanıklığının medcezirlerini içerdiğini gözleriz. O gelgit ânlarındaki hatırlama/bellek yolculuğu bir bakıma […]

devamını oku »

“Cehennemi cehennem yapan, acı değil sevinçtir.” Clarice Lespector Böyle ölünebilirmiş demek! Bunu da anladın. “Sessiz ölüm,” denilen, bu olabilir… Yudum yudum gelen, nefesinin gitmesi… Ötelere taşınan yürek ne anlatır ki sana, diyor içsesin. Başka bir göğün rengini anlamak niye sahi? İnsan nefes alabildiği yerdedir sevinciyle, cenneti cehennemiyle. Bırak kınamayı. Göz gördüğünü sever, yalanına da inanma […]

devamını oku »

“O zamanlar mutluyduk,  diye düşündüm kendi kendime.” Elio Vittorini Gece geçen trenlerin bekleyeni olduğum zamandayım. Sicilya Konuşmaları’nı okul çantamda gezdirdiğim yıllar. Yedek okuma kitabım ise Bohumil Hrabal’ın Sıkı Kontrol Edilen Trenler romanı. Okumak mı demeli, yoksa yudum yudum sözler devşirerek kendince bir dil yaratmak için söz alıştırmaları yapmak mı? Belki de her ikisi! Tutup şu […]

devamını oku »

“Daha uzaklara bakmak vardır. Dünya sınırsız ve rengârenktir: gidip onu görmek isteriz.” Carlo Rovelli Yüzümü yeni bir  kitaba döndüğümde, anlatılanı kavramayı bir keşif gibi algılarım. Bütün duyargalarımla yazılana dönüktür bakışım. Kuşkusuz sözü ettiğim seçilmiş bir kitaptır bu. “Yeni” dediğime bakmayın siz, iyi yazılan her kitap benim gözümdü yenidir. İsa’dan önce bir zamanda yazılan Lucretius’un “Evrenin […]

devamını oku »

Gerek ihtiyaçları karşılamak gerekse başkalarına öneride bulunmak için olsun liste yapmaya hep biraz üşenir ve kaçınırım. Öte yandan, listeleri büyük hazla inceler ve yıl sonu muhasebelerini kaçırmamaya çalışırım. Zira, Umberto Eco’nun dediği gibi, sanat ve edebiyat tarihinin birer parçası olan listeler, kültürün de kökenini oluşturur. Nazik davetinizi yerine getirmek için bu duygularla masa başına oturdum… […]

devamını oku »

“Sevenlerin kavmine iniyor gözlerim: Birbirimize bakıyoruz, karanlık şeyler söylediklerimiz, Karanlık şeyler söylediklerimiz, gelincik çiçeğiyle hatıraların birbirlerini   sevmeleri gibi seviyoruz birbirimizi, istiridyelere sızan şarap, ay ışığında yüzen deniz gibi uyuyoruz.” Paul Celan / Çev.: Ahmet Cemal Dezsó Kosztolányi’nin “Tarlakuşu” romanında anlattığı bir kızkurusunun öyküsüne dönünce, nedense, Celan’ın bu şiirini hatırladın. Sonra bir şiirsel mektuba dökülen şu […]

devamını oku »

“Kuşlar gibi kanatlı herkes, ışığı bilen yok.” Melih Cevdet Anday Taşıyıcı bir zamanın kahramanı Benim için taşıyıcı bir zamanın simgesidir annem. Hatırlatan ve kuşatan zamanın belleği desem yeri. Durup hayata bakma biçimlerinin bendeki yansısı… Oradaki yer/zaman bilgisi, yaşanmışlıklardan gelen/edinilen bakış… En çok da oradaki duruşu/varlığıyladır bende annem. Aramızdaki onca uzaklığa, kopuşa, ayrılığa, bırakılmışlığa rağmen, duygularımın […]

devamını oku »

Sosyal medya ve onun sağladığı sınırsız bilgi, enformasyon ve şeffaflık bizi özgürleştirdi mi? Yoksa, bu özgürlük ve şeffaflık yeni bir totalitarizmin habercisi mi? Bu sorulara tek seferde, doyurucu yanıtlar verebilmek çok güç. Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri ve önemi giderek arttıkça, onun bize etkilerine dair yeni teoriler ve araştırmak da mümkün oluyor.  Dolayısıyla farklı disiplinler ya […]

devamını oku »

“Yağmur damlaları sedeflerin içinde inci olur.” Mevlânâ Ah, göz! Ah, ırmak giderken sen tutun bana. Dile tutun, cana tutun, söze söz ol. Yıkıntılardan çıkıp geleni unut, yıkıcı yaban düşeni. Öğütleme birini, can hevenginde yeşereni bırak giderek görsün. Yansın elleri, gözleri… Dikenler kanatsın dizlerini… Ama bilmeli ki, can yanması bu değil. Ayrı düşüş, ayrı kalış bu […]

devamını oku »

“Aslında bu dünyada hiçbir şey zamanında yaşanmaz; yaşam bize önceden öngörüp de hazırlıklı olarak beklediğimiz hiçbir şey vermez.” Sándor Márai “Derinlik senin için nedir ki,” diye soruyordu Toni Morrison’un “Aşk” romanındaki anlatıcısı. “Her şeyin bilindiği, hiçbir şeyin anlaşılmadığı bir dünyaya” bakarken ister istemez kendinizi bir yerde, bir duyguda konumlandırmak istersiniz. Yaşama telaşının doğasında vardır bu. […]

devamını oku »

Ian McEwan, çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Kendisine 1998 yılında Man Booker ödülü getiren Amsterdam’da Düello,  geçtiğimiz aylarda Yapı Kredi Yayınları tarafından, Ülkem Çorapçı çevirisiyle yeniden yayımlandı. Kitap daha önce Can Yayınları’ndan yayımlandığını hatırlatalım. Yazar, kitaplarında tutkulu aşklar, saplantılar, paranoyalar, inanç ve korku gibi temalara yer vermeyi seviyor. İngiliz yazarın bu […]

devamını oku »

“Günlük deneyim içsel yaşamın şaşırtıcı bir çöküşünü gözler önüne sermektedir. Kimin bugün hâlâ bir ruhu var?” Julia Kristeva                                                   1./ “Az budala!” Çoğaltıyorum sesimi bu sessizlikte. Ötede kaldı göç mevsimi, biliyorum. Avutucu bakışların uzağında, zamansızlık burcunda geziniyor dilim. Esrime nöbetlerini unutalı varmıyor bakışlarım başka bir söze, başka bir iklime. Altüst olma, durulma çağını anlatıyor yorumcu. Teoride, […]

devamını oku »

“Canla zindesin sen, bilmezsin canı. Ne büyük yaratıcılık gücü; gizli aşikâr! Susmaktan başka kimseye yok yarar.” Ferîdüddîn Attâr Günü nerede karşılamalıydın, bilemedin. Gece geceydi biliyordun; hem içinde insanın hem de dışındaydı. Dolunay vardı gecede. Gözlerini alan parıltı değildi yalnızca. Karanlığın da dili olduğunu anlatıyordu o ışıltı. Güne, zamana, yaşadıklarına döndükçe biriktirilen her şeyin yarınki günün […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z