Masthead header

Category Archives: barış berhem acar

Fareler ve İnsanlar‘ın Nobel ödüllü yazarı John Steinbeck (1902-1968) iyi de bir mektup yazarıydı. Aşağıda, 1958 yılında, yatılı okulda okurken, Susan isimli bir kıza âşık olduğunu söyleyen büyük oğlu Thom’un mektubuna verdiği cevap var. Steinbeck’in bilgelikle, şefkatle, iyimserlikle, zamansızlıkla alakalı son derece etkileyici sözleri okurlarda iz bırakacak nitelikte:   New York 10 Kasım 1958 Sevgili […]

devamını oku »

Nobel ödüllü yazar William Faulkner, 1958 yılında Paris Review ile yaptığı röportajda, “genç yazarlar, bir teoriye uymada beceriksiz olabiliyorlar,” diyor: “Kendi hatalarınızdan ders çıkarmayı öğrenmelisiniz. Bir insan yalnızca hatalarından bir şeyler öğrenir. İyi bir sanatçı, hiçkimsenin kendisine tavsiye verecek kadar iyi olmadığına inanır.” Bunları söyleyen Faulkner, Virginia Üniversitesi’nde writer-in-residence (bir konuyu araştırmak için belirli bir […]

devamını oku »

Ünlü yazarların evleri de onların yazı stilleri kadar çeşitli.  Bu evlerin onların yazı tarzlarını olumlu ya da olumsuz etkilediğine inanmak da olası görünüyor. Ernest Hemingway çocukluğunun geçtiği bu ev, Illinois-Oak Park’ta. Hemingway’in çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği Chicago’daki bu ev geçtiğimiz salı günü 525 bin dolara satıldı. William Faulkner’in çocukluğunu geçirdiği bu ev, Oxford-Mississipi’de. Gertrude Stein’in […]

devamını oku »

Virginia Woolf Kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm! (Dalgalar adlı kitabından) Sylvia Plath Harlı alevlerin ortasında bile altın nilüfer yetiştirilebilir. John Keats İsmi suya yazılmış olan burada yatıyor. F. Scott Fitzgerald ve Zelda Sayre Fitzgerald Şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler… Durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam… […]

devamını oku »

Bir kitap ya da hikaye üzerinde çalışıyorken, her sabah etraf aydınlanmaya başladığı gibi yazmaya başlarım. Eğer yazmak istiyorsanız, sizi engelleyecek hiçkimse yoktur ve havanın soğuk ya da sıcak olması önemli değildir. İşinize odaklanırsınız ve şevkle yazarsınız. Yazdıklarınızı okursunuz ve genellikle gelecek sahnede ne olacağını bildiğiniz zaman ara verdiğiniz için buradan devam edersiniz. Ne yapacağınızı ve […]

devamını oku »

Penny C. Sansevieri  bir yayıncı olarak yazarlarla konuşurken ya da bir yazardan gelen maili okurken genelde “dosyam yayımlanmaya hazır” cümlesiyle karşılaştığını söylüyor.  Fakat çoğunun gerçekten hazır olmadığını belirten Sansevieri, bir kitabın yayına hazır olmadığını nasıl anlayabileceğimiz konusunda 7 maddelik bir liste hazırlamış. 1) Yayıncılık piyasasını iyi bilmemek: Bu madde çok önemli. Çalıştığınız piyasanın kodlarını anlamanız […]

devamını oku »

Gelecek her zaman güzel şeyler mi getirir? Gelecek hayaline, teknolojinin gelişmesi, temel gereksinimlerin daha kısa sürede halledilme beklentisi mi eşlik eder daima? Gelecek hep olmak istediğimiz yer midir?  Bu sorulara en güçlü “Hayır” cevabını distopya yazarları vermiştir. Bu yazarlar, geleceğin bizleri uzayda seyahat eden, robotların hizmetimize koştuğu George’lara, Jane’lere dönüştürmeyeceğinin altını çizerler. Onlar, her şeyin […]

devamını oku »

Hepimiz zaman zaman şu durumu yaşamışızdır: “Parlak beyaz ekrana gözlerimizi kırparak dik dik bakarız ve beynimiz önümüzde duran Word dosyası gibi boştur.” Yaratıcılık, çabucak elde edilen bir şey değildir. Bir anda gelir ve beklenmedik bir anda gider. Hatta en fazla ihtiyaç duyduğun anda çok uzaklardadır. Yaratıcılığınızın sekteye uğradığı dönemler sinir bozucu olabilir, fakat böyle dönemlerde […]

devamını oku »

Bir yazar roman yazarken, karakter değil canlı insanlar yaratır. Canlı insanları yaratabilen bir yazarın kitabında büyük karakterler olmayabilir, ama onun kitabı bu haliyle bir bütün olarak, bir varlık olarak, bir roman olarak kalabilecektir. Yazarın yarattığı insanlar usta ressamlardan, müzikten, modern resimden, mektuplardan ya da bilimden konuşabiliyorlarsa, romanda bunlardan bahsetmelidirler. Eğer onlar bu konulardan bahsetmezlerse ve […]

devamını oku »

F. Scott Fitzgerald’ın 1937 yılında kendisine gönderdiği kartpostal: Belki de bu kartpostalların içinde en şaşırtıcı ve tuhaf olanı Fitzgerald’ın kendisine yazdığıdır. Bu kartpostalı yazdığı 1930’ların sonlarında Fitzgerald, Hollywood’da senaristlik yapıyor ve daha önce  Errol Flynn, Greta Garbo, Marx Kardeşler, Dorothy Parker ve Robert Benchley gibi edebiyat ve film dünyasının ünlü isimlerinin kaldığı efsanevi “Garden of […]

devamını oku »

Yazar Margot Atwell, yazamama psikolojisini (Writer’s Block) nasıl yenebileceğinize dair bazı önerilerde bulunuyor: Yazmayı engelleyen iki sebep vardır: İlham eksikliği ve korku. İlham olmadan bir yazar olmak, korkunç bir histir. Bilgisayarda boş bir sayfa açıp, yazmaya başlama, boş sayfayı izleyip ilk satırı yazıp silme birçok yazarın en büyük kabusudur. Bu durumla mücadele edebilmeniz için birkaç […]

devamını oku »

Çarşamba 14.45 Sevgili Linda, Bir okuma yapmak için St. Louis’ye gidiyorum. Şu an bir uçaktayım. New Yorker’da bir öykü okurken birden annem aklıma geldi. Uçakta yapayalnız otururken ona hitaben fısıldadım; “Biliyorum, anne, biliyorum.” ( Hemen bir kalem buldum!) Sonra seni düşündüm, bir gün sen de tek başına bir yerlere uçacaksın, o zaman ben muhtemelen çoktan […]

devamını oku »

Kayalık Ev, Dünyanın Tepesi, Kuzey Kutbu Yakınları, Noel 1925, Sevgili Oğullarım, Bu yıl çok işim var. Bunu düşününce bile elimin titremesi artıyor. Üstelik artık zengin de değilim. Doğrusu çok korkunç şeyler oldu ve hediyelerin bir kısmı bozuldu. Kutup Ayısı da bana eskisi gibi yardım etmiyor. Üstelik tam Noel öncesi taşınmam da gerekti. İşte şimdi ne […]

devamını oku »

Okuma, yazmayla eşit düzeyde yetenek isteyen bir iştir. Okumak yazmak gibi ideal sonuçlar için ideal teknikler gerektiren bir beceridir. Peki, ideal tekniği nasıl bilebiliriz? Günümüzde hızlı okuma dersleri, kursları, yazılımları ve kitapları varken, en etkili tavsiyelerden bazılarını hiç tahmin edemeyeceğiniz birinden alacaksınız: Bill Cosby! Bill Cosby, adını verdiği televizyon şovunun arkasındaki sevecen kişiliğiyle biliniyor olabilir, […]

devamını oku »

Çocukken, adımızın ne anlama geldiği merak ederdik. Acaba onlar bizim hakkımızda ne söylüyorlardı? Onların tarihi bizimle ne kadar bağlantılıydı? Büyüdükçe kendimizle çok fazla ilgilenmezken, başka insanların adlarının anlamını bulmayı eğlenceli bulmaya başlarız. Özellikle bu adlar, yazdıklarıyla tanınan ünlü yazarlarsa daha ilgi çekici olur… Biz de, yabancı dillerin sözlüklerini biraz karıştırdık, soyağaçlarıyla ilgili verileri inceledik ve […]

devamını oku »

“Genellikle güne telaş içinde başlarım, günün ilk saatlerini pek sevmem. İlk olarak çay içerim, ardından saat on gibi çalışmaya başlarım ve saat bire kadar çalışırım. Sonra arkadaşlarımla görüşürüm, saat beş gibi yeniden çalışmaya dönerim ve saat dokuza kadar çalışmaya devam ederim. Öğleden sonraları  ilerlemede en ufak bir zorluk yaşamam. Şimdi de siz gittikten sonra bir şeyler […]

devamını oku »

Bir ritüelim vardı: Bir mum yakıp onun ışığında yazardım ve gece işim bitirince mumu üfleyip söndürürdüm… ayrıca başlamadan önce diz çöküp dua ederdim. (Bu alışkanlığımı George Frideric Handel’i anlatan bir filmden edinmiştim.)… Fakat şimdi yazmaktan tamamen nefret ediyorum. Batıl inançlarım mı? Dolunay’dan şüphelenmeye başladım. Dokuz rakamına kafayı taktım, gerçi benim gibi balık burcu olan birine […]

devamını oku »

“Sabahları daktilo ile çalışmaya başlarım. Dört saat çalıştıktan sonra koşuya giderim. Bu bana bir dünyadan çıkıp diğerine girme imkanı verir. Ağaçlar, kuşlar, yağmur çiselemesi iyi bir moladır. Ardından akşam üzeri iki ya da üç saat için çalışmaya dönerim. Sonra sınırı belirsiz olan kitap zamanı başlar -zamanın nasıl geçip gittiğini bilemezsiniz. Çerez yemem; kahve de içmem. […]

devamını oku »

“Yazma modundayken saat dörtte kalkarım ve beş-altı saat çalışırım. Öğleden sonra on kilometre koşarım ya da bin beş yüz metre yüzerim (bazen ikisini de yaparım), sonra biraz okurum ve biraz müzik dinlerim. Dokuzda yatarım. Değişim yapmadan her gün bu rutine sadık kalırım. Bu devamlılığın kendisi başlı başına önemlidir: çünkü bu bir tür hipnozdur. Kendimi hipnoz […]

devamını oku »

Ray Bradbury, Paris Review ile yaptığı bir söyleşide  yazma rutini ile ilgili soruyu şöyle yanıtlıyor: ” Yazma tutkum beni her gün yazı makinesine götürüyor ve on iki yaşımdan beri bu böyle. Plan program konusunda asla endişelenmem. Bazı yeni şeyler içimde oluşuyor ve onlar beni planlıyor, ben onları değil. Bana yazı makinesine git ve bunu bitir […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z