Masthead header

Category Archives: aysunöykü

Geçenlerde kardeşlerim, yeğenler filan toplandık, evde oturuyoruz. Bir ara baktım bizim sıpalar kafa kafaya vermişler sohbet ediyorlar. Ama ne sohbet… Kahkahaların biri bitiyor diğeri başlıyor. Biraz meraktan biraz da mevzuya dâhil olalım diye bir kulak kabartayım, dedim. Hangovur mengovur bir şey diyorlar. İlk başta anlamadım. Dinlemeye devam ederken ablamın küçük sıpasıyla göz göze geldik. Küçük […]

devamını oku »

Gözlerim kapalı, pencerenin ötesindeki gecenin kıyısında, içimdeki karanlıkla başbaşayım. Korkuyorum. Odamın kapısı sessizce aralanıyor. Siyah pelerinli bir gölge yaklaşıyor yatağımın ayakucuna ve karşıma dikiliyor. Kırmızı kanla dolmuş gözlerini yüzümde gezdirdikten sonra “Daha zamanın var” diyor karanlık ağzından çıkan fısıltılarla. Istırabıma son vereceğini sanıp umutlanmışken, beni kendimle bir hesaplaşma içerisine sokup yatağımın ayakucuna çöküveriyor. Hummalı gelişini […]

devamını oku »

“Kendinde bu hakkı nereden buluyorsun?” “Sahip olduğum hayat bana başka bir seçenek sunmuyor Güzin, direnmenin bir manası yok,” dedim yaşlarla dolu gözlerinin içine bakarak. “Yapma bunu Serkan, yalvarırım gitme!” diye haykırdı ben havaalanından içeri girerken. Cefakâr ailem yıllar boyu evimize çeşitli doktorlar, fizyoterapistler getirtti benim için ama nafileydi. Gitgide bozulan psikolojimle beraber çevremdeki insanlara da […]

devamını oku »

Edebiyat Haber’e gönderilen öyküler, şubat ayından itibaren edebiyatımızın usta ismi Cemil Kavukçu tarafından değerlendirilecektir. Amacımız;  öykücülerin,  öyküyle kurdukları ilişkinin dönüşmesine katkıda bulunmak ve seslerinin daha fazla okura erişmesini sağlamak. Yayımlanacak öyküleri, düzenlediği atölyeler vasıtasıyla edebiyatımızın yeni yazarlar kazanmasına katkıda bulunan, usta isim Cemil Kavukçu belirleyecek. Gönderilecek öyküler daha önce başka bir yerde yayımlanmamış olmalı. Edebiyat Haber’de, salı […]

devamını oku »

Uzun uzun çalan kapı zili sesiyle yatağından sıçradı. Zaten kulağı kirişteydi. Başucundaki perdenin köşesini hafifçe araladı. Evin bulunduğu sokak polis arabaları ile doluydu. Arabaların yanıp sönen ışıkları evin içine kadar yansıyor, etrafta silahlı kişiler dolaşıyordu. “Aç kapıyı! Polis” diye bağırıyordu bir ses. Annesi, babası ve kardeşleri gürültüye uyanmış, evin salonunda şaşkın şaşkın birbirlerine bakıyorlardı. Rıza, […]

devamını oku »

Evinin penceresinden ağaçları izliyordu Esin. Yağmur vardı. Yağmuru izliyordu. Esin’i dışarı bakarken gören Armen ona yaklaşıp sarılmak istedi. Yaklaştı önce. Eğilip boynundan öptü. Esin dışarı bakmaya devam ediyordu. Sırtı Armen’e dönükken Armen ona sarıldı. Ellerini onun  göbeğinde birleştirdi. Birlikte dışarıyı seyre daldılar. Biraz sonra Esin’i kendine doğru çevirdi. Bir süre bakıştılar. Esin, Armen’in yüzünde ellerini […]

devamını oku »

Adam yorgun bedenini oturduğu koltukta dik tutmaya çalıştı. Uyku göz kapaklarında pusu kurmuş, küçücük bir uyuşukluk anını kolluyordu. Metrobüsün içinde kafası, bir o yana bir bu yana sallanınca, çaresiz içi geçiyordu adamın. Üstelik büyük bir çabayla açık tutmaya çalıştığı gözleri, gecenin içine altından kelebekler gibi dağılmış ışıkları takip ederken daha bir sersemliyor, her defasında cama […]

devamını oku »

Puslu bir sabah ya da değil. Ama serinlik daha yerimden kalkmadan düşüncesiyle tüm bedenimi ürpertiyor. Sıcacık yatağımdan çıkmak istemiyorum. Sandalyenin ucundan sallanan kapüşonlu hırkama ilişiyor gözüm, cebimde ip. Çok yatmak depresyon belirtisi derdi bankadaki arkadaşlarım. Hafta sonları bile erkenden uyanmak, ritmi bozmamak gerekmiş. Hepsi palavra. Depresyonun tam da göbeğindeyim ve çıkacağım da yok.  Kuşlar gruplar […]

devamını oku »

Kıyıya vuran dalgaların boyu yükseldikçe daha çok kahkaha atıyor, altında kalan çakılların morarttığı bacaklarını fark etmeden dağılan bikinisini toplamaya çalışıyordu Öykü. Sadece o değil, tüm sahil çığlık çığlığaydı beyaz köpüklerin arasında. Deniz suyu şezlonglarına kadar ulaşıp çantalarını ıslatan birkaç kişi dışında herkes halinden memnundu sanki. Yılda bir görünen bir olay yaşanacaktı o gün, henüz kimse […]

devamını oku »

Kara bir kilit astılar ağaçkakanın uzun ince gagasına. Ölsün istediler, fark edince evdeki silik varlığını. Damında otlar yeşermiş toprak evin nemli duvarları arasındaki hasta yatağından seslendi babam. Kurumuş sağ yanının donukluğu diline vurduğundan sesleri yutarak “aaaağaçkaaakan” diye çağırdı beni son kez. İçi kiraz dolu küçük hasır sepet elimde koşa koşa girdim odaya. Yaşıma göre fazla […]

devamını oku »

“Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum.” Beşir Fuad’ın ölümü esnasında yazdıklarından… Motosiklet ilçenin en göz alıcı öllesine,  Abalıların yeşil boyalı evine geldi. Sokaklarda var yok bir bahar kokusu. Yaban gülleri bahçenin demirlerine dolanmış. Kadife çiçekleri, paslanmış vita tenekelerinden sarkıyor salkım saçak. Kadriye ve Abalı Durmuş’un tekne kazıntısı Ragıp on sekizinde. Motosiklet asmanın altındaki gölgelikte […]

devamını oku »

İskeleye geldiğinde vapurun kalkmasına çok az bir süre kalmıştı. Genellikle hareket saatine beş dakika kala kapanan gişede, görevliyi tam koltuğundan kalkarken yakaladı. Ara vermesi geciken görevlinin hoşnutsuz bakışlarına aldırmadan parayı ödeyip biletini aldı. Oyalanmadan adeta bir çocuğunkini andıran kısa, aceleci adımlarla yürüyerek vapura bindi. Sanki hareket etmek için binmesini bekliyormuş gibi, çalışır haldeki geminin otomatik […]

devamını oku »

Mağara Duvar yırtılmış, içeriye gün ışığı sızıyordu. Mağaranın dışına yapışmış sümüklü böceğin kabuğundan yağmur suları damlıyordu köşedeki siyah taşın üzerine. Siyah taş mağaranın kuzey yönünde duruyordu. İçeridekilerin, dışarıdakilerden haberi yoktu. Dışarıdakilerin de içeridekilerden haberi olduğu söylenemezdi. Yırtık duvardan içeriye sızan gün ışığı bu durumu değiştirebilecek bir etki yaratmıştı farkında olmadan. Dışarıdan içeriye sızmıştı. İçeride üç […]

devamını oku »

Oda karanlıktı. Bir saat önce koymuşlardı onu buraya. Hemen kalkacakmış gibi yatağın köşesine ilişti. Cılız bedeni rüzgâra tutulmuş bir yaprak gibi titriyordu. Yapayalnızdı. Bu yatağa, bu odaya, bu eve yabancıydı. Kadınlar sırtını sıvazlayp, tek başına bırakıp gitmişlerdi. Çekindiğinden bakamadı sağa sola. Sadece birbirine sımsıkı kenetlenmiş kınalı parmaklarını izledi, yol yol olmuş desenleri ezberledi gözleri. Bir […]

devamını oku »

“Benim için değerli bir şey çal!” demişti sevgilim beni yolcu ederken. Tutkuluydu sesi, karşı koyamadım. “Basit bir şey olmasın ama, düşün biraz.” Konuyu Romalı dostum Alessio’ya açtığımda Piazza Navona meydanında pizzamızı indiriyorduk mideye. Bu konularda oldukça tecrübeli olduğu için hiç bekletmeden tam da aradığım şeyi bildiğini söyledi. İlk olarak Vatikan Müzesi’ndeki Sistine Şapeli’nden bahsediyor sandım […]

devamını oku »

Masa, sandalye, dizüstü bilgisayar ve o. Yazmak istiyordu ama ne yazacağını bilemiyordu. Belki de en basit olanı, her gün öylesine yaşananı yazmalıydı. Evet evet tam da buydu yazmak istediği. Öylesine olan.  O zaman önce bir kahraman bulmalıydı kendisine. Öylesine bir kahraman. Sonra da o kahramanın ne zaman, nerede, ne yaptığını düşünmeliydi. Öylesine bir zamanda, öylesine […]

devamını oku »

“Fıstığa ulaşması gereken sincap otuz saniyeden az bir sürede yapması gerekeni öğrenir. Ama insan ah insan asla öğrenemez,” de demişsiniz. “Demiş miyim?” “Demediniz mi?” Demiş olabilirdim. Bazen böyle en olmadık zamanlarda en acayip cümleleri kurabiliyorum. Daha önceden de yapmışlığım var; şaşırmam o nedenle. Bir keresinde yaya geçidi çizgilerine adımımı atmış, hızlı olmam için selektör yapan […]

devamını oku »

Bir sigara rahatlatır düşüncesiyle içinde iki sigara kalan paketini çıkardı cebinden. Birini yakmaya çalıştı fakat çok sert esen rüzgar söndürdü büyük bir hevesle yaktığı ateşi. Genelde bir şeyi iki kez tekrarlamazdı. Bu kez de ilk seferinde yakamadığı sigarasını yere atıp sinirle ezdi. Uçuşan martıları bir vakit amaçsızca seyretti. Martılar ona özgürlüğü anımsatırdı hep ve ne […]

devamını oku »

-Şu anda üzerinde ne var? -Parfüm 2025 yılının depremler yılı olacağı kimin aklına gelirdi! Ya eko-aktivistlerin kehanetleri ya da irticacıların kutsal kitaplara dayanarak yaptıkları öngörüler gerçeğe dönüşmüştü. Olağandışı meteor yağmurları, dinmeyen yağışlar, çöllerin sular altında kalması, Amazon’un kurumaya yüz tutması, buna bağlı olarak Güney Amerika ormanlarının büyük kısmının aniden kurumasına bu yıl da depremler eklenmişti. […]

devamını oku »

  Kimse bedeninde değil. O zaman ben yırtıyorum yaptıklarımdan. Eşime, sevgilime, yan komşuma yalan söylüyorum. Yan komşum da bana Latif Bey diye hitap ediyor zaten. Latif neyse de bey hırpalıyor beni. Yapma Nihat Abi, diyorum, bey, efendi nedir? Engin pardon Latif yeter. Tartışmaya da niyetim yok. Onun bahçıvan duruşuna aldırmadan evime doğru yürüyorum. Kıs kıs […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z