Masthead header

Cadı’nın tarihsel yolculuğu | İsmail Gezgin

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Geçmişini, sahip olduğu karanlık derinliği, Büyükada’nın (Prinkipo) üzerindeki tarihi ağaçların diplerinden, binlerce yıl önce yaşamış Bizans İmparatoriçesi (Hıristiyan Azize?) İren’den ve pagan Kocakarı’dan alan Ümran, Oylum Yılmaz’ın ilk romanı Cadı’nın mitik kahramanıdır.

Oylum Yılmaz, usta kalemiyle bir romandan ötesini yaratmış, Ümran’ı merkezine koyduğu romanında kadınlığın arkeolojisini yapmıştır. Yazar, toplumsal normlara uymayan arkaik davranışları ile ötekileştirilen Ümran’ın, binlerce yıllık ayak izlerini bulabilmek için Prinkipo’nun bütün ağaçlarının altına, taşlarının dibine bakmış. Tarihin derinliklerinden gelen kitonyen sesi takip etmek ve zamanı geri alabilmek için herkesten farklı hatta gerisin geri yürüyen kadın kahramanının izini süren Oylum Yılmaz, kadın ve doğa arasındaki ilişkiye vurgu yapmış, tarihöncesi kadın karakterini günümüze kadar takip etmeyi başarmıştır.

Eril kültürün baskılamaya çalıştığı kadın ruhunun kendince kimi underground yöntemlerle bedenden bedene yaşamayı nasıl başardığının hikâyesi Cadı başlığı ile bu kitapta edebiyata intikal etmiştir. Oylum Yılmaz’ın Ümran’ı, Asya steplerinin derinliklerinden gelen bir şamandır ve kutsal şaman ruhunu geçici, kendisinden öncekilerin yaptığı gibi, bir süre taşıyacak ve başkasına aktaracak bir bedenden teşekküldür. Asya kültürü ile özdeşleşmiş şamanların iki ruhları bulunmaktaydı: Birincisi ölümsüz kutsal şaman ruhu, ikincisi ise fani ruh. Şamanlık ruhun isteği üzerine kuşaktan kuşağa aktarılırdı. Kendisini taşıyan ihtiyar bedenin öteki dünyaya göçmesi üzerine arayışa giren ölümsüz şaman ruhu, kendisine uygun genç bir beden bulduğunda ona askıntı olur, bedenin sahibi gençten, kendisini içeri almasını ve şaman olmasını isterdi. Genç ne kadar dirense de sonunda pes eder ve şaman ruhunu bedeninden içeri kabul etmek zorunda kalırdı (Nikos Kazancakis’in ünlü romanı Günaha Son Çağrı’daki İsa karakterini hatırlayın). Bu andan itibaren ölümsüz şaman ruhunun hizmetine giren genç (her iki cinsiyetten de olabilirdi) tecrübeli bir şamanın yanında derslere başlardı. Ölümsüz şaman ruhunun en belirgin özelliği istediği zaman bedenden ayrılıp dünyalar arasında yolculuk yapabilmesiydi. Zaman, mekân ve ölüm onun sınırlarını belirleyemezdi. Onun bedenden bedene yaptığı yolculuk onu hakikate ulaştıracaktı.

Tüm bu özellikler Cadı’nın kadın kahramanlarında mevcuttur. Pagan, her türlü işkenceye direnen Kocakarı, ondan yüzlerce yıl sonra yaşamış Bizans tahtına oturma başarısı göstererek eril iktidarla varoluşsal bir mücadele sonucunda yolu Büyükada’ya düşmüş İren ve kitonyen kadın ruhunun son taşıyıcısı Ümran… Ümran’ın ortadan kaybolmasından sonra kızında (Derin’de) ortaya çıkan kimi şamanik yetenekler şaman ruhunun nasıl taşındığını göstermesi bakımından önemlidir. Hatta Kocakarı’nın söylediği şu sözler tam da bir şamanın ağzına yakışan sözlerdir: “Islah olmak yanlış anlaşılan bir kelimedir şimdilerde, gerçekte ıslah olmak demek, evinde bahçende içinde beslediğin vahşi kuşu uçmaya bırakmak sonra onu geri çağırmak demektir”.

Kadınlık içinden gelen her şeyi öldürmektir birer birer…” Ümran kendinden söz ederken böyle diyordu. Bedenin bile hapsedemediği ruh kontrol edilebilir midir? Tüm baskılar, telkinler ve kültürün yasalarına rağmen Ümran’ın içinde taşıdığı arkaik kadınlığı öldürmek mümkün olmamıştır. Ümran kökleriyle dalları arasına sıkışmış bir beden gibidir ve sonunda kazanan kökler olmuştur. Ağaçların dibinde bulduğu antika tılsımlar onu köküyle bütünleştirmiş, gaiplere karıştırmıştı. Bu durumda o ruhu taşıyan insanın özgürlüğünden söz edilebilir mi? Nasıl davranacağı hatta ne kadar yaşayacağı bile bu ruh tarafından belirlenirdi. Kutsal şaman ruhu, üç davul süresince yaşayacağını söylediyse şayet, onu taşıyan beden özel ritüellerle hazırlanmış davullardan üç tane eskitebilirdi ancak. Bu durumda denilebilir ki, beden; ruhu gitmek istediği yere ileten taşıyıcısı, vasıtası, aracıdır. Kültür, kadını görünmeyen karanlığa inen köklerinden koparmak, onu kültür dünyasına ehlileştirilmiş biçimde dahil etmek için çaba sarf eder; kadını toplumsal kabulün kalıplarında yeniden dökmek ister. Kökleri güçlü Kocakarı, İren ve Ümran ve aslında diğerleri, kadim sonlarına sıkı sıkıya ve göbekten bağlı kadın karakterlerdir. Kültür ve toplumsal yapı kadınlığını yok edemediği bu kadınları toplumun dışına itmiş, karanlıklara mahkûm kılmış ve Cadı olarak damgalamıştı.

Tüm bunlar dikkate alındığında konuşan, yazan, yaratan bireyin kendini, varlığının özünü ifade etmesi mümkün müdür? Hem yatay düzlemde hem de tarihsel bir derinliğin birikimini içeren dikey düzlemde bugün konuşan birey, büyük bir söz kültürünün, birikiminin sadece görünen kısmıdır. Onun kökleri binlerce yıl ve binlerce kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Kendisini var eden, sarıp sarmalayan bu köklerden bağımsız, sadece kendi arzu ve taleplerini iletebilir mi? Bu durumda çok iddialı gelebilir ama şunu söylemem gerekir: Her yazar binlerce yıl önce üretilmiş mitleri yazar.

Kutsal şaman ruhunun Asya steplerinde içine girip yaşam yolculuğunu sürdüreceği bir beden arayışında olması gibi fikirlerin, düşüncelerin ve dilin de söze gelmek için bir yazar aradıklarını ileri sürmek mümkündür; tıpkı Cadı romanda kendi taşıdığı kimliğin köklerini arayan anlatıcı gibi. Kutsal şaman ruhu gibi fikrin, düşüncenin ve dilin de bireyden bağımsız kendi yaşamları olduğu düşünülmelidir. Ve bunlar kendilerini imgesel dahi olsa konumlayacak bir yaratıcı, yazar, sanatçı veya bir veli ararlar. Kimi zaman mağarada inzivaya çekilmiş bir meczuba, kimi zaman dağdaki çobana, kanatlı bir mousa (Göktanrının kızı, ilham perisi) yoluyla ilham verirler “yaz” derler, “oku” derler, “herkes bilsin” derler, “unutulmasın” isterler.

Prinkipo’lu “deli kadın ruhu” unutulmaya yüz tutmuş kendi öyküsünü anlatmak için, kendisine en uygun Cadı’yı, kendi topraklarına yüz sürmüş, nemli ve tuzlu deniz rüzgarlarında saçlarını savurmuş Oylum Yılmaz’ı seçmiştir. Anlaşılan odur ki, bundan öncekiler gibi isabetli bir seçim yapmıştır.

İsmail Gezgin – edebiyathabernet (14 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z