Masthead header

Bu fırsatı kaçırmayın: Don Camillo yeniden aramızda!

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Müğe Çevikoğlu

“Giovanni Guareschi, (…) inceden inceye toplumu, insanlığı, dini politik çıkarlar için kullananları, politikayı insanlığı mahvetmek uğruna bile olsa kullananları, savaşları, toplumdaki koyun sürüsü psikolojisini, dine körü körüne inananları, bilinçsiz derecede hızlı modernleşmeyi eleştirmektedir.”

Söyleşi: Mesut Örs

İtalyan yazar Giovanni Guarechi’nin yarattığı Don Camillo karakteri dünya siyasi mizah tarihinin kült kahramanlarından biridir. İlk olarak 1948’de basılan Don Camillo’nun Küçük Dünyası kitabını diğer kitaplar izlemiş ve bu seri bütün dünyada geniş yankı uyandırmıştı. Filmleri çekildi, TV dizisi ve radyo oyunu yapıldı. Bugün İtalya’nın Brescello bölgesinde “Peppone ve Don Camillo Müzesi” bulunmaktadır. Don Camillo serisi 1970’li yıllarda Bilgi Yayınevi tarafından basıldığında Türkiye’de de yoğun ilgi görmüştü ancak uzun süredir piyasada bulunmuyordu. Şimdi Don Camillo serisi Bilgi Yayınevi tarafından yeniden basılmaya başlandı ve ilk kitabı Don Camillo’nun Küçük Dünyası’nı İtalya orijinalinden çeviren Müge Çevikoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Dünya siyasi mizah tarihinin en çok iz bırakan kahramanı sayılan Don Camillo’yu İtalyanca orijinalinden çevirerek yeniden Türkiye’yle buluşturdunuz. Öncelikle bu konuda duygu ve düşüncelerinizi nasıl anlatırsınız?

Don Camillo ile tanışmadan önce, Giovanni Guareschi benim için, İtalyan Dili ve Edebiyatı okurken, Edebiyat derslerinde adı geçen yazarlardan biriydi sadece. Üniversitede daha çok Dante, Petrarca gibi klasik isimler ve eserleri üzerinde durulurken, Guareschi gibi daha modern yazarlar sadece ezberleyeceğimiz isimler arasında geçiyordu. Açıkçası, yazarı ve eserlerini daha yakından tanıyınca bunun ne kadar büyük bir kayıp olduğunu daha iyi anladım.

Guareschi’nin Don Camillo: Küçük Dünya adlı eserini çevireceğimden bahsettiğim zaman, benim neslimin bu yazarı hiç tanımadığını ancak yetmiş kuşağının çok iyi tanıdığını fark ettim. Bu beni oldukça şaşırttı ve heyecanlandırdı. Yazarı, hem onu zaten tanıyan, eserlerini bilen ve özlemiş olan bir kesim ile yeniden buluşturacaktım, hem de onu hiç tanımayan bir nesille tanıştıracaktım.

Don Camillo’nun küçük dünyası, o dönemde yaşanan siyasi olayları, dönemin inanç- politika dengelerini, sıradan insanların gözünden görmemizi sağlayan, bir yandan da özünde insanlar kendi hallerine bırakılsalar belki de bunca sıkıntının hiç yaşanmayacağını göstermesi bakımından çok önemli. Eserin, okuyan herkese bir şeyler katacağına ve herkesin kendinde Don Camillo’dan ve Peppone’den bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Dünya çapında bu kadar büyük ilgi görmüş ve günümüzde hala görmekte olan Don Camillo’yu Türk okuyucularla yeniden buluşturmuş olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bana bu fırsatı veren Bilgi Yayınevi’ne de gönülden teşekkür ediyorum.

Don Camillo’yla karakteriyle tanışma, onun “küçük dünyasına” girme maceranızdan bahsedebilir misiniz?

Yayınevi ile yaptığımız ilk görüşmeden sonra hemen araştırma yapmaya başladım. Guareschi ve Don Camillo ile ilgili pek çok makale okuyup röportajlar izledim. Ön hazırlıklarım tamamlanıp kitabın çevirisine başladığımda ise Don Camillo’nun Küçük Dünya’sı ve içindeki karakterler benim zihnimde çoktan canlanmıştı. Don Camillo karakteri, dürüstlüğü, inatçılığı ve kurnazlığıyla insanı hemen etkisine alan bir karakter. Özellikle kendi vicdanının sesi olan ‘İsa’ karakteriyle tartışmaları, dönüp dolaşıp sonunda yine doğru olanı yapması onu, okurun gözünde daha da sempatikleştiriyor.

Giovanni Guareschi için neler söyleyebilirsiniz? Don Camillo hikâyelerinin yazılmasının üzerinden yaklaşık yetmiş yıl geçmesine rağmen güncelliğini korumasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Giovanni Guareschi, kesinlikle toplum için sanat yapan, dönemin insanını ve genel olarak insanlığı çok iyi tanıyan bir yazar. Küçük bir dünya içerisinde anlattığı basit, gündelik olayların aslında evrensel olduğunun bilincindedir. İnceden inceye toplumu, insanlığı, dini politik çıkarlar için kullananları, politikayı insanlığı mahvetmek uğruna bile olsa kullananları, savaşları, toplumdaki koyun sürüsü psikolojisini, dine körü körüne inananları, bilinçsiz derecede hızlı modernleşmeyi eleştirmektedir.

Kullanılan basit dil ve konular, ince espriler ve kinayelerle dolu anlatım, iletilmek istenen mesajın toplumun her kesimi tarafından rahatça ve keyifle anlaşılmasını sağlıyor. Bence Guareschi’nin başarısının altında yatan sır da budur.

Çeviri süreci nasıl geçti? İçinde ince espriler, ironiler barındıran bir tür olarak politik mizahı, çevirmen açısından bir handikap olarak değerlendirebilir miyiz?

Çeviri süreci benim açımdan oldukça keyifli geçti. Kendimi Guareschi’nin o sıcacık Küçük Dünya’sının bir parçası gibi hissederek, karakterlerin her birini ayrı ayrı severek çevirdim kitabı. Yeri geldi çok güldüm, yeri geldi hüzünlendim. Bazı bölümlerde zorlandığım da oldu tabii. Yazarın o rahat ve akıcı dilini olabildiğince aktarmaya çalıştım. Çeviri yaparken politik mizahı, handikap olarak görmedim ama hakkını vererek aktarabilmek için önce çok iyi anlamam gerektiğinin de bilincindeydim her zaman.

edebiyathaber.net (2 Kasım 2019)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z