Masthead header

Brezilya Oteli: Kesik Başların Gizemi | Serkan Parlak

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Siyasi aktivist ve rahip kimlikleriyle tanınan Frei Betto’nun ilk cinayet romanı “Brezilya Oteli: Kesik Başların Gizemi” geçtiğimiz yılın son günlerinde kara ayrıntı dizisinden yayınlanmıştı. Bir kurtuluş teologu olarak, Marksizm ve Hıristiyanlık öğretisini buluşturmayı hedefleyen Frei Betto, sosyalist ülke liderleriyle iyi ilişkilerin geliştirilmesine öncülük etti. Açlık, barış, sosyal adalet, Latin Amerika ve Karayipler’de insan hakları evrensel kültürünün yerleşmesine olağanüstü katkıları nedeniyle 2013 yılında UNESCO tarafından Jose Marti Ödülü’ne değer görüldü. Yayımlanmış yaklaşık altmış kitabı bulunan yazar, Brezilya’nın önemli edebiyat ödüllerine layık görüldü, kitapları çok sayıda dile çevrildi.

Her bölümün kısa kısa başlıklarla özetlendiği roman bildik klişeyle söylersek tüyler ürpertici bir cinayetle açılıyor. Gözleri oyulup çıkarılmış bir Mefisto maskına benzeyen kesik bir baş yerdedir. Rio de Jenairo’daki bir aile otelindeyiz. Aslında otel üzerinden Brezilya’daki hayata; kent insanlarının bir güvenli cennetten diğerine geçerken askerler gibi davranmalarının nedenlerine bir göz atıyoruz. “Rio kentinin şiddeti, insanları kendi evlerinde, kapılarında güvenlik alarmları takılı, balkonları ve pencereleri dikenli tellerle çevrili dairelerinde, kilitlerin ve anahtarların ardında saklanmaya mahkûm etmişti… Lüks arabalar şehirde savaş tankları gibi dolaşıyordu; zırhlı kapılar, kurşun geçirmez camlar, elektronik güvenlik cihazları… Rio’da hapishaneye benzeyen apartman blokları arasından birini ziyaret etmek adeta bir ritüele dönüşmüştü: kimlik tespiti, diyafona isim bildirme, uygun katta açılan asansör, sihirli bir göz tarafından teyit edilen ziyaret, kalın dişli anahtarlar tarafından tek tek açılan kilitler…” Tamam birebir aynısı değil ama her şey ne kadar da tanıdık…

Maktul, gezgin mücevher satıcısı Seu Marçal’dır. İşleri zirvedeyken eşinin ani ölümü yüzünden otelde yaşamaya mecbur kalmış yaşlı bir adamdır. Önce otele yeni gelene yaranmak için elinden geleni yapar, sonra dinlemek için yanına oturur, son hamle olarak da baştan çıkarıcı görünümlü, değerli mücevher parçasını çıkarır ve satmaya çalışır. Seu Marçal’ı kim, neden öldürmüş olabilir? Organ mafyası mı, uluslar arası değerli taş kaçakçıları mı, plajda taciz ettiği kızlardan birinin intikamını almak isteyen sevgilisi mi? Peki gözleri neden oyulmuş olabilir? Katile dair bir iz, cinayet silahıyla ilgili herhangi bir delil, soğukkanlılıkla kesilmiş başı açıklayacak tek bir ipucu yoktur. Hiçbir şey çalınmamış, boğuşma olmamış, gözlerden başka bir şey çalınmamıştır. Adli tıpa göre eldeki veriler katilin sanki arkadaşı veya bir tanıdığı tarafından öldürüldüğünü göstermektedir. Çok güçlü bir dürtü gerek kafa kesmek için: yoğun bir nefret, baş edilemeyen bir öç alma duygusu…

Öncelikle kalan herkesin bireyselliklerini gizlediği demokratik bir akropolise benzeyen otel müşterilerine bakıyoruz. Olup bitene bazen sınırlı üçüncü kişi gözüyle baktığımız romanın ön plana çıkan kahramanlarından Candido: bunaltıcı metropolde geceleri motosikletiyle dolaşarak müşteri siparişlerini evlerine bırakır. Yayınevinden ara sıra aldığı komisyonlarla geçinmektedir. Sokak çocukları cezaevine düştüğünde haklarını hatırlatarak onların serbest kalması için uğraşan aktivist… Şehvet düşkünü erkekleri baştan çıkarma ustası Madam Larencia, ensest tecavüzden sonra hayata tutunmayı başarmış bir kadın simsarı, onu sadece otelin kedisi Osiris’i okşamak avutabilir. Gazeteci Marcelo, gizli bilgilere ulaşma ayrıcalığı olduğuna inanıldığından ekonomik krizde kendisine çok danışılan, her şeyi bir gün öncesinden bilme ayrıcalıklısı … Her zaman aceleci siyasi danışman Pacheco, her daim burnu havadadır, yaşadığı yerin insanlarını, karmaşasını beğenmez. Temizlikçi olarak çalışırken ayakta durmaktan bedeni sızlayan, televizyonda dizi yıldızı olma hayalleri kuran, çocukluğunun fantastik korkularını azaltmak için sürekli kendisine eşlik edecek birini arayan Rosario… Ve tabiî ki eşcinsel Diamante Negro: otel müşterileri arasında Madam Larencia ile birlikte Seu Marçal’la iş yapan yegâne kişi. İkisi de normal dışı hayat sürmektedir, çünkü yaşadıkları yer olan Lapa cinsel sapkınlıkların yatağıdır.

Polisiye türün klişelerini çok iyi kullanan Frei Betto, bir anlatıcı olarak yazarı da çoğu yerde okura hissettirerek yeri geldiğinde otelle ve kişilerle ilgili işlevsel betimlemeler yapıyor. Kişileri hem geriye dönüşlerdeki geçmişe dair travmatik hikâyeleriyle hem de oteldeki halleriyle aktif kılarak atmosferi mükemmel biçimde kuruyor. Dedektif Del Bosco üzerinden ise otelde kalan şüphelilere cinayet işlendiği sırada nerede olduklarını, ne yaptıklarını, otelde başka kimleri şüpheli gördüklerini, cinayetin neden işlenmiş olabileceğini soruyor ve kişiliklerini tanımamız için o anki davranışları üzerinden ipuçlarını geliştiriyor. Titiz araştırmacı, sorgu ustası, öğrenciliğinde her tür işkenceyi bizzat yaşamış, polisiye film hayranı dedektif  Del Bosco bizi “ Kim Yaptı?” sorusuyla birlikte katmanlı cinayet dosyasının ortasına çekip bırakıyor. Zekice halledilmesi gereken bir suçun peşinden, Brezilya toplumu alt sınıflarının hayatına, gecekondu mahallelerine balıklama dalıyoruz.

Serkan Parlak – edebiyathaber.net (9 Ekim 2017)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z