Masthead header

Bir dersim hikayesine bakış | Tayfun Topraktepe

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Murathan Mungan’ın öncülüğünde 23 yazarın öyküleri ile katıldığı Bir Dersim Hikayesi adlı kitaptan seçilen, Barış Bıçakçı’nın “Ekber, Sen…” öyküsünün   incelemesini  aşağıda bulabilirsiniz.

Konu :

Munzur’a bakan köylerden birinde yaşayan 10 yaşındaki Ekber’in, yaz tatili nedeniyle yurt dışından gelen akrabaları ve onların çocuklarıyla yaşananlar. (Ekber’in arabaların plakalarını hayranlıkla incelemesinden, araçların yabancı plakalı olduğu sonucuna varıyoruz.)

İzlek:

Yazarın, öykünün ilk cümlesinde de belirttiği üzere, “insanın yaşadıklarının dışında da bir geçmişi olabileceği” ifadesidir.

Çevre (zaman ve yer):

Munzur Deresi’ne hakim köylerden biri. Yazar özellikle 1986 dünya kupasını referans olarak verip, hikayenin hangi zaman aralığında geçtiğine ilişkin ipucu veriyor. Ekber’in topu arada bir aşağılara, Munzur kıyısındaki sazlıklara kaçıyor. Futbol gibi görece düz bir arazi gerektiren bir oyun için çok da uygun bir yer olmadığını anlıyoruz. Munzur kıyısındaki sazlıklarda canavarlar olduğundan eminler, zira büyüklerin anlattıkları, çocukların aklında yer etmiş.  Yakın çevrede Kutu Deresi ve Düzgün Baba türbeleri var.  Ancak tüm bunlara rağmen küçük kasaba veya köylere özgü bir monotonluk var mekanda. Her şey birbirinin veya bir öncekinin tekrarı gibi. Nadiren sürprizler oluyor ve alışılmışın dışındaki şeyler dikkat çekiyor. (Burada araçların plakası, renkli naylon torbalar, çikolatalar, teneke meşrubat kutuları, spor ayakkabı ve walkmen) Ekber bu dar alanda top çeviriyor diyebiliriz.

Kişiler:

Hikaye, anlatıcı rolündeki ana karakter Ekber’in etrafında geçiyor. Misafir olarak gelen iki teyze, onların çocukları olan yeğenler öne çıkan kişiler.

Olay, olay örgüsü:

Ekber 10 yaşında, yaşadığı çevre ile ilgili masal ve hikayelerle büyümüş bir çocuk. Çoğu çocuk gibi futbol oynamaya meraklı ve o günlerde oynanan dünya kupası maçlarını da kaçırmıyor, üstelik oradaki oyuncular ile özdeşlik kuruyor.

Başka bir özdeşlik kurma durumu finalde, yeğenlerini esir aldığında söylediği “size 38’i yaşatırım” ifadesinde karşılık buluyor. Evde 38’ le ilgili anlatılanlar, çevrede konuşulanlar vb. birçok olayın etkisinde kaldığının ve onların bir tekrarını yapmak niyetinde olduğunun da bir işareti. Zira burada Ekber, elinde bıçak ile katliam yapmaya hazır askerler gibi bağırıyor. Gerçekte de 38 yılında çok sayıda çocuk ve kadın, askerler tarafından katledilmiştir. Munzur’un kenarındaki canavar söylentisi ise muhtemelen çocukları 38 sonrasında derede karşılaşmaları olası cesetlerden uzak tutmak için çıkmıştır. (Katliam sonrası uçurumlardan dereye atılan cesetler bir süre sonra askerler tarafından gaz dökülerek yakılmıştır.)

Hikayedeki bir başka paralellik de, 38 katliamı sırasında kimi köylerin teslim olup ülkenin batı bölgelerine sürgün edilmeleri ve oralarda çalışıp para kazandıktan sonra geri döndüklerinde onlarca sahipsiz araziyi çok düşük bedeller karşılığı elde etmeleridir. Zira o dönemde canı pahasına teslim olmayan binlerce insan öldürülmüş, kalanlar  barınma imkanı bulamasınlar diye tarlalar yakılmış, evler yıkılmış, hayvanlara el konmuştur. Saklanarak sağ kalabilen kadın ve çocuklar çok zor koşullarda ancak karınlarını doyurabilmişler, kimileri açlıktan ölmüş, ama topraklarını terk etmemişlerdir. Batıdan sonradan gelen bu sürgünler kısmen o acıları yaşamamışlar ve daha önce hayal edemeyecekleri kadar fazla araziye uygun bedele sahip olmuşlardır.

Bu hikayede de, köyde kalmış ve orada yerleşik bir hayat süren Ekber ve ailesi, köyü terk ederek yurt dışına çalışmaya gitmiş kişilere göre maddi açıdan zayıftır. Gelen misafirlerin otomobilleri, getirmiş oldukları hediyeler, yiyecek ve içecekler Ekber’de onların hayatının hep böyle konfor ve varlık içinde geçtiği duygusunu uyandırmıştır.  İster istemez kendisinin de duyduğu hikayelerdeki yoksulluklar ve zenginliklerle ilgili kafasında böyle bir paralellik kurmuştur. Zaten anlatılanlar ve orada geçen vahşet, zaman zaman kendisinin Munzur kıyılarında olduğu söylenen canavarlarla ilgili duyduğu hikayeler, gördüğü izler onda psikolojik travmalara, takıntılara yol açmıştır.

Bir yandan yaşadığı çevrenin monotonluğu, kıstırılmışlığı, diğer yandan şehir/yurtdışı hayatının imkanları ve bolluğu Ekber’in kafasındaki çatışmaları iyice belirginleştirmiştir. Akrabalarına ve yeğenlerine karşı hissettiği eziklikten kurtulabilmek için kendisini en başarılı bulduğu futbolda göstermek istemiştir. Bu nedenle top satın alabilmek için akrabalarından para istemiştir. Gösterebileceği tek başarısı budur. Olumsuz cevap alınca da bütün o çatışmalar, zihninin derinliklerinde, alt katmanlarında saklı duran şiddet su yüzüne çıkmış; solucanlar, çekirgeler ve suböcekleri dışında gücünün yetebileceği yegane varlıklar olan yeğenlerine yönelmiştir.  Aslında Ekber’in durumu,  yazarın hikayenin sonunda söylediği gibidir: “Çıkman için yalvarıyorlardı, ama nereden?” Zira  o odadan çıksa bile içinde yaşadığı ve çıkma ihtimalinin pek olmadığı o büyük odadan nasıl kurtulacaktır?

Değerlendirme:

Bu hikayenin en etkili ve onu diğerlerinden ayıran en önemli yanı kitap boyunca bilindik hale gelen “Dersim Hikayeleri” başlığına dayandırmadan yazılmış olmasıdır. Yazar, atmosferi ezbere imgelere ya da klişelere takılmadan sıfırdan kendisi kuruyor. Ne mağara, ne bebek ne silah ne kaçış ne işkence… (Bunlar var olmadığından ya da yaşanmadığından değil elbette) Bunların hepsi, hikayenin kahramanı Ekber’in imgeleminde bilmediğimiz biçimde birleşiyor. Tek bir cümleyle okura yansıtılıyor: “Size 38’i yaşatacağım!”  Bu cümle,  hikayede, bir çocuğun öfke anında, belki de çok ilgisiz gibi görünen bir zamanda,  söyleniveriyor.  Oysaki,  çocuk bütün o acıyı, travmaları hep taşımıştır.  Yazar bu durumu   dokunaklı ve sahici bir dille kurmuş,  doğrudan anlatmak yerine okura sezdirmiştir.   “Ekber, Sen…” in diğerlerinden farkı da budur.

Not: Fotoğraftaki futbolcu Arjantin Milli Takım Oyuncusu Jorge Valdano’dur. Fotoğraf,  Meksika1986 Dünya Kupası sırasında çekilmiştir.

Tayfun Topraktepe – edebiyathaber.net (16 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z