Masthead header

Aslı Kotaman: “Bana kalırsa gerçek kişisel gelişim kendini geliştirmekten geçiyor.”

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Fotoğraf: Ufuk Eral

Söyleşi: Mine Deniz

Aslı Kotaman ile Karakarga Yayınlarından çıkan yeni kitabı “Zihin Koleksiyoncusu: Dönüşümün Kitabı” üzerine söyleştik.

“Zihin Koleksiyonu” ne demek, kitabın ilginç bir başlığı var?

Bu isim benim doktora tezimin adıydı. Aslında ismi Zihinsel Koleksiyonlar’dı. Yıllarca okuduğum kitaplar, izlediğim filmler benim zihnimde bir koleksiyon oluşturdu. Sonunda öyle bir hal aldı ki, bu filmlerden sahneler, bazı karakterler, bazı kitap kahramanları, yazarlar benimle yaşar hale geldiler. Hep zihnimin içinde bir yerlerde biriktiler. Bu kitap kendi zihinsel koleksiyonumun bir parçası. Bir öneri niteliği de taşıyor.

Kitap 8 başlıktan oluşuyor. Kayıp, yas, unutma, yolculuk, kaygı, mutluluk gibi kavramları ele alıyorsun.  Bu kavramları niye seçtin öncelikle onu sorayım. Ardından bu kavramları nasıl açıklamayı seçtiğini soracağım.

Aslında bu başlıklardan çok var biriktirdiğim. Bunlar en çok ilgilendiğim alanlar, aynı zamanda akademik olarak üzerinde en çok çalıştığım alanlar. Ama daha ileride yeni kavramlar ekleyebilirim elbette bu koleksiyona.

Kitap hem bir biyografi/deneme. Hem akademik bir alt yapısı var. Çok sormamı istemeyeceğini düşündüğüm sorumu soruyorum. Bu bir kişisel gelişim kitabı mı?

Hem evet hem hayır. Hap bilgi içeren, olanaksız önerilerde bulunan bir kitap değil. Bana kalırsa gerçek kişisel gelişim kendini geliştirmekten geçiyor. Adı üstünde. Bu kadar basit. Gelişmek için çalışmak lazım. Nasıl fiziksel olarak gelişmek, güçlenmek için spor salonunda ya da açık hava koşularında saatlerce ter dökmeniz gerekiyorsa, zihni güçlendirmek de zaman alır, çaba ister. 10 günde, 20 günde mutluluğun öğretilebileceğine inanamıyorum açıkçası. Bu tür kişisel gelişim bizi tek bir şeyden azade ediyor. Karar vermenin baskıcı yönünden. Sonunda birisi bizim adımıza karar veriyor ve 5 dakikalığına dünya kolaylaşıyor. Oysa örneğin zayıflamak için online diyet programı satın almak değil, dengeli beslenmek hatta az yemek ve spor yapmak gerekir. Terlemeden hiçbir iş olmaz. Kitap bu anlamda bir kişisel gelişim olabilir. Ben bu yazarları sevdim, o yazar var ya ona bu ressam ilham olmuştu gibi. Örneğin Gaugin “Bir Daha Asla” isimli resminde aslında Edgar Allan Poe’nun aynı isimli öyküsüne atıfta bulunur. Merak ederseniz fazlasını açıp okuyabilirsiniz, resmi inceleyebilirsiniz. Kişisel gelişim böyle olmaz mı?

Bugün daha kolay hazmedilebilir ürünler daha popüler. Gerçi popülerin doğası gereği çabuk yutulabilir olması gerekir sanırım. Bu popüler akıma nasıl bakıyorsunuz?

Faulkner şöyle anlatırdı: “Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır. Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar”. Hele bir de hem yaşayıp hem yazan Hemingway’i örnek gösterecek olun ona, eyvah. Çünkü kendisinden pek haz etmezdi. Hemingway’in romanları için ne derdi biliyor musunuz? Sözcükler yine Hemingway’i hezimete uğrattı! Ama Hemingway’in cevabı gecikmezdi. “Zavallı Faulkner, büyük duygular ancak büyük sözcüklerde ifade bulur sanıyor”. Büyük sözcüklerle, kocaman cümlelerle, süslü epigraflarla, aforizmalarla işimiz çok oysa gerçekten bu alıntıları alabilmek o kitapları okumayı gerektirmez mi? Elbette nicelik niteliğin önüne geçmiş durumda. Abartsam şöyle anlatırdım. Bruegel “Karnaval ve Perhiz Arasındaki Savaş” resmini yaparken daha dolu dolu görünsün, göz doldursun, ne kadar çok adam çizersem o kadar zengin durur eserim diye düşünmüş olabilir mi? Buna göre portre çalışan Modigliani’nin resimleri vasatın altı olmalı. Çok adam çizebilecekken bir kişiyle yetinmek neden?

Bu kitabı neden okumalıyız?

Aslında “okumalı” değilsiniz. Okusanız güzel olur. Ben zor bir dönemden geçtim. Bu yaşımda parlak olduğum bir kariyeri geride bırakarak sıfırdan yeni bir kariyer oluşturmaya başladım kendime. Bu yeni başlangıç, yeniden sahalara dönüş kolay olmadı. Bana çok referans alarak yazıyorsun diyenler var. Ama referans aldığım yazarlar, yönetmenler benim hep yol göstericim oldu. Onlarla ayağa kalktım. Bu dönüşün hikayesini anlatıyorum. Hayatının bir yerlerinde kayıpları sebebiyle dönüşüm yaşamış herkesin kitapta kendi hikayesini bulacağına inanıyorum.

edebiyathaber.net (28 Şubat 2019)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z