Masthead header

Aslı Kocaeli: “Kendimi bildim bileli içimdekileri ifade etme yöntemim yazmak.”

Aslı Kocaeli ile Küsurat Yayınlarından çıkan yeni romanı Çarşamba Çikolatalarıve yazma deneyimi üzerine söyleştik.

Profesyonel yaşamınızda reklam yazarlığı yapıyorsunuz, bu aslında yazmakla bağınıza dair  ipuçları veriyor fakat bir roman için yola çıkmaya nasıl karar verdiniz?

Kendimi bildim bileli içimdekileri ifade etme yöntemim yazmak. Bir durum beni üzer geçsin diye yazarım, hisler sıkıştırır ferahlamak için yazarım, içsesim çok konuşur sussun diye yazarım. Çocukken günlüklere, öğrencilikte defterlere, reklam yazarlığında Word’e, anne olduktan sonra da Instagram hesabıma yazdım. Baktım ki hikayelerim birikti, sonunda hepsini roman olarak yazdım.

Yazmak nasıl bir deneyimdi? romanı tamamlamanız ne kadar sürdü?

Yazma eylemi ile bu kadar haşır neşirken, roman yazmanın da aynı beceriler ile yapılabileceğini düşündüm. Bir güzel yanıldım. Roman yazma sürecinde okuma yazmayı sanki yeniden öğrendim. Bir de kendimle zorlu bir mücadele verdim. Bir buçuk yılın sonunda, yani roman bittiğinde birimiz galip geldi. Ancak hangimiz olduğu konusunda emin değilim.

Çarşamba Çikolataları ismi nereden geldi?

İlkokuldan sonra yatılı okula gittim. Yatılı okulda en çok ihtiyacım olan şey de ailemin beni özlediğini bilmekti. Biz çocukken büyükler sevgilerini göstermekte şimdiki gibi bonkör değildi. Çocuklar kendi kendilerini anlamaya çalışıyordu o sevgileri, özlemleri.

Yatılı okulda çarşambaları ailelerin ziyaret günüydü ve dedem bana her çarşamba çikolata getiriyordu. Geldiğinde çok konuşmuyordu ama aksatmadan geliyordu, çikolatayı da hiç unutmuyordu. Ben de onların da beni özlediklerini bu çikolatalar sayesinde anlıyordum. Bu yüzden kitabın adı Çarşamba Çikolataları.

Yazarken en çok kimleri okudunuz?

Etgar Keret, David Sedaris, Alper Canıgüz, Selçuk Aydemir, Jonathan Safran Foer okudum…

Çarşamba Çikolataları’nın ana kahramanı Aslı, sizden ne kadar izler taşıyor? Otobiyografik bir roman olarak konumlamak mümkün mü?

Otobiyografik bir roman. Kendi yaşadığım hikayelerden, tanıştığım insanlardan ilham alıp kurguladım. Ancak nihayetinde içinde kurgu var. Hangi kısımları tamamen yaşanmış, hangi kısımları tamamen kurgu bilgisi sadece kitap ile benim aramda olan bir sır.

Romanı bitiren okurlardan genelde hem güldük hem ağladık yorumları geliyor sosyal medya üzerinden, siz nasıl tanımlarsınız?

Yazıya hisleri bu kadar geçirgen kılması karşısında bir kere daha hayran oldum. Benim yazarken hüzünlendiğim yerlerde okurlar da hüzünlenmiş, çok güldüğüm yerlerde onlar da eğlenmiş. Yazmayı sürdürmenin biricik motivasyonu bu olsa gerek.

Romanı okumaya başladığınızda bir tokat yiyorsunuz okur olarak çünkü 6 yaşındaki Aslı babasını kaybediyor ve hikaye başlıyor. Bugün dönüp baktığınızda bu kayba dair neler hissediyorsunuz?

Çocukken bu kaybı hayatın bana kişisel bir garezi olarak algılıyordum, şu anda sadece hayat olarak algılıyorum.

Psikanalistler geçmeyen yas sürecini melankoli olarak tanımlıyorlar. siz ana karakterinizin kayıpla baş etmesini anlatırken yer yer okurun yüzünde bir gülümseme bıraktırıyorsunuz. bu bir başa çıkma yöntemi mi?

Varoluşçu terapinin kurucularından Viktor E. Frankl, “Mizah kendini koruma savaşında ruhun bir silahıdır.” der. Benim yas süreçlerimle baş etmemi sağlayan da hep mizah oldu. İnsan iç karanlıklarına mizahi bir ışık tutunca onların sonundaki aydınlığı görebiliyor.

Günümüzde ebeveynler çocuk gelişimiyle ilgili pek çok kaynağı tarayıp, farklı düşünme sistemlerinden yararlanıyorlar. 90’larda bu kadar yaygın değildi bu durum, yani Aslı’nın çocuk olduğu dönemlerde. O dönemde bilgiye ulaşılabilirlik ve sosyal medya bu kadar yaygın olsaydı Aslı aynı yollardan mı geçerdi?

Şu an çocuklar bir ebeveyn kaybı yaşadığından psikolojik olarak destekleniyor ve süreçlerini bu vesile ile daha yumuşak geçiriyorlar. Ben dönüp o süreci daha yumuşak geçirmek isterdim dersem sanki ‘şu anki ben’e ihanet etmiş olurum. Çünkü insan her koşulda yaşama tutunmaya çabalayan yegane varlık. Bir çıkış yolu buluyor… O çıkış yolunu bulmak için çok emek verdim. Benim şu anki potansiyelimi mümkün kılan o yollar oldu. Her adımının kıymeti bende büyük.

Bugün o küçük kız çocuğunun kulağına bir şey fısıldama imkanınız olsaydı neler söylerdiniz?

Gelecekten bir ses ile kafasını daha çok karıştırmak istemezdim. Zira içsesini çözümleme mesailerinden dolayı aklı yeterince karışık onun. :)

Okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

Yaşadıklarım onlar okuyunca benim için katbekat anlamlandı. Okumaya değer buldukları için çok teşekkür ederim.

edebiyathaber.net (24 Şubat 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r